Yiyiniz içiniz ancak israf etmeyiniz (Araf 31)
Banu Atabay'ın lezzetler.com yemek tarifleri sitesi
112,228 Yemek Tarifine 4,404,778,456 defa bakıldı



kuşkonmaz ceviz önerileri


Önceki Aramalar




Günün Yemek Menüsü
Günün İkram Menüsü

Fotoğraflı Yemek Tarifleri

Ana Sayfa   
Video Yemek Tarifleri
Yemek Galerileri
Yemek Fotoğrafları
Ana Yemek Tarifleri
Tatlı Tuzlu İkram Tarifleri
Yöresel Yemek Tarifleri
Geleneksel Yemek Tarifleri
Etnik Yemek Tarifleri
Dünya Mutfaklarından Yemek Tarifleri
Diyet Yemek Tarifleri
Markalardan Yemek Tarifleri
Ustalardan Yemek Tarifleri
Bebek Yemek Tarifleri
Vejetaryen Yemek Tarifleri
Osmanlı Yemek Tarifleri
Sebze Yemek Tarifleri
Meyve Tarifleri
Kırmızı Et Yemek Tarifleri
Av ve Kümes Etleri Tarifleri
Balık ve Deniz Ürünleri Yemek Tarifleri
Sakatat Yemek Tarifleri
Çerez Tarifleri
Tahıl Yemek Tarifleri
Diğer Malzemelerden Yemek Tarifleri
Pişirme Yöntemlerine Göre Yemek Tarifleri
Tatlarına Göre Yemek Tarifleri
Kolay Tarifler
Alfabetik Yemek Tarifleri
En Yeni Yemek Tarifleri
Malzemeye Göre Arama
Diğer Konular
Mütevazı Lezzetler® Yemek Kitapları


Üye Girişi
Yeni Üye Kaydı







Aylara Göre Bitkisel Yiyecekler ve Örnek Mönüler


Doğadan uzakta yaşamaya o kadar alıştık ve alıştırıldık ki, belki hangi mevsimde hangi sebzeler ve meyveler bulunur, onu bile unuttuk. Hoş, şimdi yapay yöntemlerle her mevsimde, her tür meyve ve sebze bulunuyor, ama biz size her mevsimin hakkını vererek, sizleri doğru yola çekmeyi denemek istiyoruz.
Bu arada, bazı "kılavuz" sebzeleri sofranızdaki salatalardan hemen hiç eksik etmemeye bakın. Bunlar, havuç, lahana, şalgam, pancar, pırasa, kereviz, soğan ve sarımsaktır.
Pancarı, Brüksel lahanasını ve ıspanağı çiğ yemekte büyük yarar olduğunu da anımsayın.
Mutfağınıza renk katacak bazı güzel kokulu otlarla baharatı da akıldan çıkarmayın. Bir hatırlatma: Melekotu, anason, fesleğen, tarçın, kapari, maydanoz, sarımsak, kişniş, kornişon, kimyon, tarhunotu, zencefil, karanfil, defne, nane, hardal, hindistancevizi, yabani mercanköşk, kırmızı biber, karabiber, biberiye, safran, kekik, adaçayı, yaban kekiği ve vanilya.

OCAK AYI
Taze meyveler: Ananas, limon, mandalina, portakal, greyfrut, elma, armut.
Kuru meyveler: Kayısı, badem, hurma, incir, fındık, ceviz, erik, üzüm.
Sebzeler: Lahana, Brüksel lahanası, sarımsak, hoş kokulu otlar, avokado, pancar, havuç, kereviz, mantar, karnıbahar, yerelması, rezene, kurufasulye, marul, mercimek, şalgam, soğan, zeytin, karahindiba, patates,pırasa, kara turp, domates, kırmızı turp, balkabağı,

OCAK AYI ÖRNEK MÖNÜSÜ:
Sabah kahvaltısı: Bir meyve, kuru üzümle yoğurt, iki dilim ballı kara ekmek, ballı kekik çayı
Öğle yemeği: Bir meyve, çiğ lahana salatası (yeşil ve kırmızı lahana), yulaf ezmesi, peynir
Akşam yemeği: Bir meyve, karışık salta, kereviz çorbası, bir dilim kek.

ŞUBAT AYI
Taze meyveler: Ananas, limon, mandalina, portakal, greyfrut, armut, elma.
Kuru meyveler: Kayısı, badem, hurma, incir, fındık, ceviz, kuru erik, kuru üzüm.
Sebzeler: Sarmısak, hoş kokulu otlar, avokado, pancar, havuç, kereviz, mantar,lahana, Brüksel lahanası, karnıbahar, hindiba, kuru fasulye, marul, mercimek, kıvırcık salata, soğan, zeytin, karahindiba, pırasa, patates, domates

ŞUBAT AYI ÖRNEK MÖNÜSÜ:
Sabah kahvaltısı: Bir meyve, beyazpeynirli üç dilim kara ekmek, ballı biberiye çayı.
Öğle yemeği: Bir meyve, karışık salata, patates, dolması, kuru yemiş.
Akşam yemeği: Bir meyve, krema kereviz çorbası, yeşil salata.

MART AYI
Taze meyveler: Ananas, limon, portakal, greyfrut, armut, elma.
Kuru yemişler: Kayısı, badem, hurma, incir, fındık, ceviz, erik,üzüm.
Sebzeler: Sarımsak, hoş kokulu otlar, enginar, avokado, pancar, havuç, kereviz, mantar, lahana, Brüksel lahanası, karnıbahar, rezene, kurufasulye, bezelye, yeşil salata, şalgam, soğan, zeytin, karahindiba, pırasa, kara turp, kırmızı turp, domates.

MART AYI ÖRNEK MÖNÜSÜ:
Sabah kahvaltısı: Bir meyve suyu, patatesli omlet, ballı kaynamış adaçayı
Öğle yemeği: Bir meyve, karışık bir salata, karışık sebze çorbası, komposto
Akşam yemeği: Bir meyve, krema pırasa çorbası, Brüksel salatası artı yeşil salata, yoğurt.

NİSAN AYI
Taze meyveler: Ananas, limon, çilek, portakal, greyfrut, elma.
Kuru yemişler: Kayısı, badem, hurma, incir, fındık, ceviz, erik, üzüm.
Sebzeler: Sarımsak, hoş kokulu otlar, kuşkonmaz, pancar, havuç, kereviz, mantar,lahana, Brüksel lahanası, dereotu, hindiba, ıspanak, rezene, bakla, kuru fasulye, marul, bezelye, şalgam, soğan, zeytin, kuzukulağı, pırasa, patates, kara turp, kırmızı turp, teke sakalı, domates.

NİSAN AYI ÖRNEK MÖNÜSÜ:
Sabah kahvaltısı: Bir meyve suyu, ezme, balla karışık kekik çayı.
Öğle yemeği: Bir meyve, kekikli kuşkonmaz, pirinç çorbası, beyaz peynir.
Akşam yemeği: Bir meyve, enginar, kuzukulağı çorbası, limonlu turta.

MAYIS AYI
Taze meyveler: Ananas, kiraz, limon, çilek, portakal, greyfrut, elma
Kuru yemişler: Kayısı, badem, hurma, incir, fındık, ceviz, erik, üzüm
Sebzeler: Sarımsak, hoş kokulu otlar, enginar, kuşkonmaz, pancar, havuç, kereviz, mantar, lahana, karnıbahar, hıyar, kabak, dereotu, bakla, kuru fasulye, marul, bezelye, taze soğan, zeytin, kuzukulağı, pırasa, patates, kara turp, domates.

MAYIS AYI ÖRNEK MÖNÜSÜ:
Sabah kahvaltısı: Çilek, badem ezmesi sürülmüş üç dilim kara ekmek, ballı biberiye çayı.
öğle yemeği: Bir meyve, rokforlu yeşil salata, pırasalı krep dolması, limon peltesi.
Akşam yemeği: Bir meyve, rendelenmiş havuç salatası, domatesli bakla, yeşil salata.

HAZİRAN AYI
Taze meyveler: Kayısı, ananas, muz, kiraz, limon, çilek, ahududu, kavun, portakal, şeftali, armut, erik.
Kuru yemişler: Badem, hurma, incir, fındık, ceviz, üzüm.
Sebzeler: Taze sarımsak, hoş kokulu otlar, enginar, kuşkonmaz, taze havuç, mantar, karnıbahar, hıyar, kabak, dereotu, ıspanak, bakla, taze fasulye, marul, mercimek, taze soğan, zeytin, pırasa, patates, kırmızı turp,domates.

HAZİRAN AYI ÖRNEK MÖNÜSÜ:
Sabah kahvaltısı: Mevsim meyveleri kokteyli, yoğurt, ballı bir dilim kara ekmek, ballı bir bardak adaçayı.
Öğle yemeği: Bir meyve, ceviz ezmesi gamitürlü salata, fesleğen gamitürlü buğday lapası.
Akşam yemeği: Bir meyve, domates salatası, biber dolması.

TEMMUZ AYI
Taze meyveler: Kayısı, muz, frenk üzümü, limon, çilek, ahududu, kavun, portakal, şeftali, armut, erik.
Kuru yemişler: Badem, hurma, incir, ceviz, fındık, üzüm.
Sebzeler: Sarımsak, hoş kokulu otlar, enginar, patlıcan, pancar, havuç, kereviz, mantar, hıyar, kabak, dereotu, ıspanak, barbunya fasulyesi (taze), yeşil fasulye, mercimek, soğan, zeytin, pırasa, dolmalık biber, patates, kara turp, kırmızı turp, domates.

TEMMUZ AYI ÖRNEK MÖNÜSÜ:
Sabah kahvaltısı: Taze meyve salatası, fındık ezmesi sürülmüş bir dilim kara ekmek, ballı bir bardak biberiye çayı.
öğle yemeği: Bir meyve, karışık salata, patlıcan (domatesle pişmiş), tuzsuz peynir.
Akşam yemeği: Bir meyve, hıyar salatası, naneli yoğurt, badem krema şeftali.

AĞUSTOS AYI
Taze meyveler: Kayısı, muz, limon, kavun, karpuz, zerdali, şeftali, armut, erik, üzüm.
Kuru yemişler: Badem, hurma, incir, fındık, ceviz.
Sebzeler: Sarımısak, hoş koklu otlar, enginar, patlıcan, pancar, havuç, mantar, hıyar, kabak, taze barbunya fasulyesi, yeşil fasulye, marul, mercimek, soğan, zeytin, dolmalık biber, patates, kırmızı turp, domates.

TEMMUZ AYI ÖRNEK MÖNÜSÜ:
Sabah kahvaltısı: Kırmızı erik, bademli ve kuru incirli yoğurt, ballı biberiyle çayı.
Öğle yemeği: Bir meyve, patates salatası, un çorbası, yoğurt.
Akşam yemeği: Bir meyve, karışık salata, kabaklı turta, balla dövülmüş ceviz.

EYLÜL AYI
Taze meyveler: Ananas, muz, limon, incir, çilek, ahududu, kavun, dut, fındık, ceviz, greyfrut, karpuz, kayısı, şeftali, armut, erik, üzüm.
Kuru yemişler: Kayısı, badem, hurma.
Sebzeler: Sarımsak, hoş kokulu otlar, avokado, pancar, kereviz, havuç, mantar, lahana, hıyar, kabak, ıspanak, rezene, barbunya fasulyesi, yeşil fasulye, marul, mercimek, yeşil salata, mısır, soğan, zeytin, şalgam, dolmalık biber, patates, karaturp, kırmızı turp, domates.

EYLÜL AYI ÖRNEK MÖNÜSÜ:
Sabah kahvaltısı: Çilek, beyaz peynir sürülmüş üç dilim kara ekmek, bir bardak ballı adaçayı.
öğle yemeği: Bir meyve, mısır salatası, ayçiçeğiyle pişirilmiş türlü, yoğurt.
Akşam yemeği: Bir meyve, sarımsaklı un çorbası, domatesli yeşil salata, taze fındık.

EKİM AYI
Taze meyveler: Badem, ananas, kestane, limon, incir, kavun, fındık, ceviz, greyfrut, karpuz, armut, elma, üzüm.
Kuru yemişler: Hurma, Erik.
Sebzeler: Lahana, karnıbahar, kabak, ıspanak, rezene, yeşil fasulye, marul, mercimek, şalgam, soğan, zeytin, pırasa, dolmalık biber, patates, kara turp, kırmızı turp, domates.

EKİM AYI ÖRNEK MÖNÜSÜ:
Sabah kahvaltısı: Bir meyve suyu, tahıi lapası, ballı bir bardak biberiye çayı.
Öğle yemeği: Bir meyve, karışık salata, mantarlı krep, peynir.
Akşam yemeği: Bir meyve, kırmızı turp. çılbır, elmalı turta.

KASIM AYI
Taze meyvelar: Ananas, kestane, limon, hurma, portakal, greyfurt, armut, elma, üzüm.
Kuru yemişler: Kayısı, badem, incir, fındık, ceviz, erik.
Sebzeler: Sarımsak, avokado, pancar, havuç, kereviz, mantar, lahana, Brüksel lahanası, karnıbahar, ıspanak, rezene, kuru fasulye, marul, mercimek, şalgam, soğan, zeytin, pırasa, patates, karaturp, kırmızı turp.

KASIM AYI ÖRNEK MÖNÜSÜ:
Sabah Kahvaltısı: Bir meyve, üzümlü arpa lapası, bir bardak ballı biberiye çayı.
Öğle yemeği: Bir meyve, çiğ kereviz salatası, peynir soslu yeşil salata, komposto.
Akşam yemeği: Bir meyve, çiğ rezene salatası, mantar yumurta, peynirli turta.

ARALIK AYI
Taze meyveler: Kestane, badem, incir, ceviz, fındık erik.
Sebzeler: Sarımsak, havuç, kereviz, pancar, mantar, lahana, Brüksel lahanası, karnıbahar, hindiba, rezene, kuru fasulye, mercimek, yeşil salata, nohut, şalgam, soğan, zeytin, pırasa, patates, karaturp, kırmızı turp, domates.

ARALIK AYI ÖRNEK MÖNÜSÜ:
Sabah Kahvaltısı: Bir meyve, badem püresi sürülmüş üç dilim kara ekmek, ballı bir bardak biberiye çayı.
Öğle yemeği: Bir meyve, pancarlı yeşil salata, fırında mantarlı darı, yoğurt.
Akşam yemeği: Bir meyve, yeşil salata, etsiz çiftlik kebabı, kuru yemiş (karışık).

AYLARA GÖRE PİŞİRİLEBİLECEK YEMEKLERİN LİSTESİ


Evlerde, her sabahın en önemli sorunu, o gün ne yemek yapılacağıdır. Hanımlar beylerine, aşçılar hanımlarına «bu gün ne pişireceğiz?» diye sorarlar ve çoğu kez düşünüp birşey bulamazlar. Hanımlarımızı bu güçlükten kurtarmak için, mevsimine göre her ay için bir yemek listesi yaptım. Bu listeden istedikleri yemeği seçip, sıkıntıdan kurtulurlar.

OCAK
Tarhana çorbası
Zeytinyağlı pırasa
Un çorbası
Fasulye pilâkisi
Mercimek çorbası
Pirinç pilâvı
Şehriye çorbası
Peynirli makarna
İşkembe çorbası
Arpaşehriye pilâvı
Pirinç çorbası
Kıymalı makarna
Pirzola Yufka pilâvı
Kızartma
Kuskus pilâvı
Kadınbudu
İrmik helvası
Kuru köfte
Un helvası
Tavuk kızartması
Baklava
Yağda köfte
Pandispanya tatlısı
Lahana bastısı
Tulumba tatlısı
Etli kuru bamya
Revani

ŞUBAT
İrmik çorbası
Düğün çorbası
Yoğurtlu buğday çorbası
Tapyoka çorbası
Lahana çorbası
Ciğer çorbası
Haşlama Izgara köfte
Zeytinyağlı fasulye (konserve)
Acem pilâvı
Yassı kadayıf
Yoğurtlu mantı
Keşkek
Süzme pilâv
Fırın makarna
Uskumru ızgarası
Soğanlı yahni
Lüfer ızgarası
Tavuk yahnisi
Etli lahana dolması
Etli salamura yaprak dolması
Yalancı salamura yaprak dolması
Şalgam
Şehriyeli pilâv
Ekmek kadayıfı
Tel kadayıf
Kadın göbeği
Sütlâç
Mahallebi


MART
Tarhana çorbası
Balık çorbası
Un çorbası
Sebze çorbası
Şehriye çorbası
Tereyağlı pirinç çorbası
İşkembe yahnisi
Ekşili köfte
Taskebabı
Biftek
Kıymalı yumurta
Etli patates
Zeytinyağlı yerelması
Zeytinyağlı nohut
Kıymalı ıspanak
Pırasa bastısı
Şalgam bastısı
Fasulye pilâkisi
Sigara böreği
Mercimekli bulgur pilâvı
Nohutlu pirinç pilavı
Su böreği
Peynirli makarna
Saray lokması
Elma kompostosu
Sütlü irmik helvası
Kuru kayısı kompostosu
Portakal kompostosu
Un helvası

NİSAN
Terbiyeli şehriye çorbası
Mercimek çorbası
İşkembe çorbası
İrmik çorbası
Sebze çorbası
Yumurtalı etsuyu
Patatesli kızartma
Etli kuru fasulye
Kuru fasulye
Zeytinyağlı bakla
Peynirli makarna
Mercimekli pirinç pilâvı
Yufka pilâvı
Kuskus pilâvı
Tavuk göğsü
Kimyonlu köfte
Pirzola
Koyun haşlaması
Düğün yahnisi
Pırasa kızartması
Zeytinyağlı ıspanak
Şalgam bastısı
Arpa şehriyesi pilâvı
Acem pilâvı
Pandispanya tatlısı
Balkabağı tatlısı
Tel kadayıf
Yassı kadayıf
Kuru erik kompostosu
Sütlâç

MAYIS
Soğanlı yahni
Kuzu kapaması
Patatesli kuzu kızartma
Kuzu pirzolası
Kuzu göğsü
Kaz palazı kızartması
Fasulye pilakisi
Etli taze yaprak dolması
Etli kuru bamya
Yumurtalı ıspanak
Zeytinyağlı bakla
Kıymalı ebegümeci
Tepsi böreği
Puf böreği
Acem pilâvı
Yoğurtlu mantı
Pirinç lâpası
Kalkanbalığı tavası
Torik tavası (sarımsaklı, sirkeli)
Ateşbalığı tavası
İstavrit tavası
Sütlâç
Lalanga
Kayısı kompostosu
Pirinçunu baklavası

HAZİRAN
Yağda yumurta
Peynirli omlet
Kuzu başı kızartması
Kuzu ciğeri yahnisi
Kuzu dolması
Ördek palazı kızartması
Etli semizotu
Taze yaprak yalancı dolması
Taze bakla bastısı
Zeytinyağlı enginar
Kabak dolması
Kabak kızartması
Suböreği
Kuzu pilâvı
Şehriyeli pilâv
Taze peynirli börek
Yumurtalı makarna
Yoğurtlu makarna
Mayonezli torik
Kefal pilakisi
Palamut fırını (taze domatesli)
Lüfer ızgarası
Pisi balığı tavası
Kılıçbalığı kebabı
Pandispanya tatlısı
Taze erik kompostosu
Çilek
Vişneli ekmek
Sütlü pelte
Nişasta helvası

TEMMUZ
Piliç kızartması
Piliç söğüşü
Kuzu söğüşü
Domatesli ızgara köftesi
Dana haşlaması
Salçalı sığır dili
Taze yaprak yalancı dolması
Zeytinyağlı bakla içi
Bezelye
Muska böreği
İstavrit tavası
Mayonezli kefal
Kıymalı pilâv
Domatesli pilâv
Özbek pilâvı
Etli taze bamya
Enginar dolması
Zeytinyağlı ayşekadın
Kabak imambayıldı
Etli ebegümeci
Etli domates dolması
Kıymalı buğday lapası
Vanilyalı sütlâç
Ekmek tatlısı
Taze kayısı kompostosu
Höşmerim
Zerde

AĞUSTOS
Patlıcan kebabı
Kavurmalı beğendi
Kuzu kaburga dolması
Kuzu şiş kebabı
Kuzu baş söğüşü
Kuzu haşlaması
Patlıcan bastısı
Patlıcan kızartması
Kabak dolması
Enginar bastısı
Zeytinyağlı fasulye
Bakla püresi
Kıymalı enginar ezmesi
Etli taze çalı fasulye
Etli taze bamya
Etli taze yaprak dolması
Torik tavası
Palamut ızgarası
Sebzeli fasulye pilâkisi
Tereyağlı pilâv
Süzme pilâv
Patlıcan pilâvı
Yumurtalı makarna
Taze erik kompostosu
Taze kayısı kompostosu
Vişne kompostosu
Sütlü mahallebi
Taze peynir tatlısı
Vişneli pelte

EYLÜL
Piliç kızartma
Taze peynirli sigara böreği
Piliç haşlaması
Kuzu pirzolası
Koyun söğüşü
Kimyonlu köfte
Domatesli ızgara köftesi
Patlıcan bastısı
Semizotu bastısı
Bakla içli enginar
Peynirli mücver
Kabak oturtması
Zeytinyağlı çalı fasulye
Vişneli pelte
Çilekli pelte
Zeytinyağlı ayşekadın
Etli bamya
Türlü
Kıymalı puf böreği
Acem pilâvı
Patlıcanlı pilâv
Domatesli pilâv
Yumurtalı makarna
Yoğurtlu tatar böreği
Makarna (ala milanez)
Mercimekli pirinç pilâvı
Vişneli ekmek
Çilek reçeli
Şeftali kompostosu
Ayva kompostosu

EKİM
Terbiyeli paça
Torik fırında
Dana kızartması
Palamut tavası
Tavuk söğüşü
Ateşbalığı ızgarası
Domatesli pirzola
Patlıcan kebabı
Peynirli makarna
Omlet sufle
Salçalı pilâv
Kıymalı yumurta
Patlıcanlı pilâv
İmambayıldı
Yufka pilâvı
Patlıcan kızartması
Vanilyalı krem
Patlıcan yalancı dolması
Taze kayısı bastısı
Etli enginar
Sütlü elmasiye
Patatesli kuşkonmaz
Tavuk söğüşü
Terbiyeli kereviz
Elma kompostosu
Kabak dolması
Armut kompostosu

KASIM
Salçalı yahni
Kuzu fırın
Kuzu yüreği ızgara
Kotlet pane
Dana kızartması
Salçalı sığır dili
Biber yalancı dolması
Türlü güveç
Asmakabağı dolması
Etli yaprak dolması
Domates dolması
Patlıcan çöp kebabı
Patlıcan bastısı
Patlıcan karnıyarık
Patlıcan tavası
Etli kereviz
Etli taze fasulye
Palamut ızgarası
Domatesli makarna
Salçalı makarna
Yumurtalı makarna
Şehriyeli pilâv
Kuzu pilâvı
Tepsi böreği
Mürdümeriği kompostosu
Cevizli güllâç
Çikolatalı krema
Baba tatlısı
Erikli pasta

ARALIK
Patates püreli köfte
Salçalı sığır kızartması
Salçalı börek yahnisi
Hindi kızartması
Kıymalı bamya
Mantar kızartması
Yumurtalı ıspanak
Patlıcan oturtması
Patlıcan silkmesi
Patlıcan ekşili
Domates dolması
Uskumru ızgara
Uskumru tava
Uskumru dolması
Biftek (alangle)
Dana yüreği sote
Hindi söğüşü
Tatar böreği
Kıymalı makarna
Salçalı pilâv
Hamsili pilâv
Elmalı pasta
Armutlu pasta
Meyvalı elmasiye
Revani
Sütlü pelte
Yassı kadayıf
Dilberdudağı

B VİTAMİNLERİ


Boza B grubu vitamin kaynağıdır. B vitaminleri yağların hazmolmasını kolaylaştırdığı için ishallerin meydana gelmesini önler. Ayrıca sinirleri dinlendirir, cilt sağlığını ve tırnakların kırılmamasını sağlar.
B-1,B-2,B-6 ve B-12 vitaminlerini icine alan gruptur. Istah, sindirim ve sinir sistemi icin gereklidir.
B grubu vitaminler; tahillar, yagsiz et, bobrek, yurek, beyin, karaciger, yerfistigi, tavuk, ceviz, yumurta, kepek ekmegi ve yagli tohumlarda bulunur.
Beslenme uzmanları kırk çeşit B vitamini tesbit etmişlerdir. Bunların tamamı tuz ve şeker gibi suda tahallül eder. Vücutta depolanmaları mümkün değildir. Bunun için günlük alınmaları gerekir.
Özellikleri: Suda erir, vücutta depo edilmez. Yiyeceklerin pişme suyu dökülürse kaybolur.
Faydaları: Gelişme, sinir ve sindirim sistemlerinin çalışmasını sağlar.
Eksikliği halinde: İştahsızlık, yorgunluk, mide, bağırsak bozukluğu, kabızlık, gelişme geriliği, sinir iltihapları görülür.
Bulunduğu gıdalar: Maya, karaciğer, et, balık, yumurta sarısı, süt, yağsız peynir, hububat, kuru baklagil, kuru kayısı, ıspanak, bezelyede bulunur.

Önceleri tek bir vitaminden, sonraları farklı bir çok maddeden ibaret olduğu anlaşılan B vitaminleri, birbirlerinin tamamlayıcısı durumunda oldukları için genellikle toplu halde verilirler. Toplu verilmeleri halinde daha yararlı olan bu vitaminlerin her birine ayrı ayrı adlar ve bazılarına da sayılar verilmiştir.
B vitamini kompleksi dediğimiz bu vitaminler topluluğunda şu B vitaminleri vardır :

1 B1 vitamini: Sığır etinde, tahıl kabuklarında ve bira mayasında bol miktarda bulunmaktadır.
Ayrıca iştahsızlık, sinir ağrıları ve gebelik hallerinde vücudun B1 vitaminine olan ihtiyacı çoğalır. Bu yüzden gebelere, iştahsızlara ve sinir ağrısı çekenlere bu vitaminden verilir.
B1 vitamini bol miktarda bakla, soya fasulyesi ve domuz etinde, bol sayılacak miktarda ekmek, ceviz, fındık, kuru bezelye ve yürekte, küçümsenmeyecek miktarda da karnabahar, kuşkonmaz, mısır ekmeği ve patateste bulunur.

2 B2 vitamini: Bu vitaminin noksanlığı gözde bazı bozukluklara, karanlıkta görme azalmasına yol açar. Fazla ışıktan korkma duygusu bile meydana getirir.
Rengi sarı bir pigment olan B2 vitamininin noksanlığında meydana gelen belirtilerde dilin kırmızılaşması, dudaklarda, ağız köşelerinde çatlakların meydana gelmesi de vardır.
Bu vitaminin noksanlığı daha çok açlık çekilen ülkelerde, esir kamplarında görülür.
B2 vitamini ağızdan ilâç şeklinde alınabilir. Ayrıca içinde bu vitaminin bulunduğu besinler de verilmek üzere belirtilerin yok edilmesi mümkün olur.
B2 vitamini süt tozu iie böbrek ve karaciğerde çok bol miktarda, peynir, süt, badem, yürek, kuru bezelye ve kuru fasulyede ise bol miktarda bulunur. Ayrıca mantar, kuşkonmaz, yer fıstığı, soya fasulyesi ve yeşil fasulyede de bu vitamin vardır.

3 Nikotin Asidi: Nikotinin okside olması ile meydana gelen bu vitamin ette, karaciğerde ve mayada bulunur. Bu vitaminin eksik olduğu vücutlarda pelegra adı verilen hastalık kendini gösterir. Bu hastalıkta,
başta ruhi bozukluklar olmak üzere ishal, kansızlık, deri iltihapları ve ağız içinde yaralar ortaya çıkar. Ancak, hastaya nikotin asidi verilerek bu belirtileri kısa zamanda yok etmek mümkündür.
Bu vitamin damarlar üzerinde etkilidir. Deri damarlarının bozukluklarında, beyin damarlarının sıkışma ve tıkanma durumlarında, astımda, göğüs anjininde bu vitamin kullanılır. Ancak, nikotin asidinin amid şekli damarları genişletmez, bu nedenle pelegranın tedavisinde nikotinamid kullanmak yolu seçilir.

4 Folik Asit: Yeşil yapraklı sebzelerde, buğdayda, yulafta, bira mayasında, balıkta, soya fasulyesinde, pirinçte, kesilmiş sütte, yumurta sarısında bulunur. B vitaminleri arasında önemli bir yeri bulunmaktadır.
Bu vitaminin eksikliği kansızlığa sebep olur. Akyuvarlarda, kanın pıhtılaşmasına yarayan hücrelerde (trombosit) azalmaya yol açar.
Böyle hastalara folik asit verilmek suretiyle kansızlığın üç - dört gün içinde giderilmesi mümkün olur, akyuvarlarda trombositlerin fazlalaşması sağlanır.
Karaciğer sirozu ile gebelik ve loğusalıktan ileri gelen kansızlıklarda folik asit çok kullanılır. Ayrıca çocukluk çağı kansızlıkları ile beslenme bozukluğu kansızlıklarında da bu vitamin yararlıdır.
Bu vitamin eksikliğinde hastanın durumuna gereken önem verilmeli, noksanlık giderilmelidir.

5 B12 vitamini: İnsan bağırsağındaki çeşitli bakterilerin de oluşturduğu bu vitamin pek çok bitkinin kökünde, sığırın böbreğinde, karaciğerinde ve dilinde vardır.
Bu vitaminin en önemli yararı kan yapıcı olmasıdır. Bir çok etkilerinin yanında bu niteliğinden dolayı gereği çok olan B12 vitamini, içinde fosforla siyanür de bulunan organik bir bileşiktir. Kırmızı renktedir. Bu rengi kobalttan alır.
Bileşim yönünden birbirine yakın, fakat etki bakımından farklı pek çok çeşidi vardır.
İğneyle ve ağız yolu ile kansızlara verilen bu vitamin, sinir iltihaplarında, bilhassa siyatiklerde önemli rol oynar.

6 B6 vitamini: Kimyasal adı «prydoxine» dir. Gebelerin bulantı ve kusmalarında, kansızlıklarda kullanılır. Sebzelerin bir çoğunda, karaciğerde, buğdayda ve bira mayasında vardır.

7 Biyolin: Vücuttaki noksanlığınaa ruhi bozukluk, kansızlık, deride döküntüler meydana gelir. Yumurta sarısında ve karaciğerde bol miktarda bulunur. Mayada da biyotin vardır. Bu vitamine «H vitamini» adı da verilir.

Besinlerin, protein, yağ, karbonhidrat, su, tuz cetveli


Besinlerin protein, yağ, karbonhidrat, su, tuz ve kalori cetvelleri Prof. Cihat Abalıoğlu'nun "Teşhisten, Tedaviye" adlı kitabından alınmıştır.

100 gram besin........Protein - Yağ - Karbonhidrat - Su - Tuz - Kalori

Kasap etleri:
Sığır eti (normal)....20,0 - 8,0 - - — - 71 - - 130 - 158
Sığır eti yağsız......21,5 - 0,0 - 0,5 - 65,4 - - — - 94
Sığır eti az yağlı....19,9 - 7,3 - 0,4 - 71,0 - - — - 156
Yağlı sığır eti ve koyun eti......18,9 - 24,5 - 0,3 - 55,3 - - — - 307
Çok yağlı sığır eti ve koyun eti..20,5 - 38,5 - - — - 47,3 - - — - 425
Dana eti..21,0 - 7 - - - 71 - - - - 150
Koyun eti.19 - 7 - - - 73 - 170 - 143
Yağsız koyun eti......19,7 - 2,3 - 0,4 - 76,7 - - — - 109
Yağlı koyun eti.......17,0 - 28,4 - 0,3 - 53,5 - - - - 335
Kuzu eti (Bud, göğüs).17,8 - 22,6 - - — - 58,6 - - — - 283
Keçi eti..20,7 - 4,3 - 0,5 - 73,4 - - 84 - 127
Tavşan eti21 - 8 - - — - 70 - - — - 161

Sakatat
Dil.......15,7 - 17,6 - 0,1 - 65,6 - - — - 229
Yürek.....17,6 - 10,1 - 0,3 - 71,1 - - — - 167
Karaciğer.19,9 - 3,7 - 3,3 - 71,6 - 140 - 130
Böbrek....18,5 - 4,5 - 0,4 - 75,6 - 320 - 119
Dalak.....17,8 - 4,2 - 1,0 - 75,5 - - - - 116
Akciğer...15,2 - 2,5 - 0,6 - 79,9 - - — - 88
Dana beyni.9 - 8,6 - - — - 81 - - 290 - 117
Uykuluk...28 - - 0,4 - - — - 70 - - — - 119

Et mamulleri
Jambon....25 - 24 - - - - 49 - 3400 - 335
Yağsız jambon.........24,4 - 8,0 - - — - 61,7 - - — - 173
Yağlı jambon..........24,7 - 36,5 - - - - 28,1 - - — - 441
Sığır dili24,8 - 31,6 - - — - 35,7 - - — - 394
Sucuk.....27,8 - 48,4 - - — - 17 - 8000 - 564
Pastırma..27,13 - 15,88 - — - 36,22 - — - 316

Av etleri
Tavşan....23,0 - 1,1 - 0,5 - 74,2 - - - - 107
Keklik....24,3 - 1,4 - 0,5 - 72,4 - - - - 114
Karaca....20,8 - 1,9 - 0,4 - 75,8 - - - - 105
Yaban ördeği..........22,7 - 3,1 - 0,5 - 72,5 - - - - 124

Kümes etleri
Ördek.....21,0 - 5,0 - - - - 73 - - - - 132
Kaz...,...16 - 30,0 - - - - 52 - - - - 345
Tavuk.....20 - - 5,5 - - — - 74 - - 140 - 125
Hindi.....23,7 - 8,5 - 0,5 - 66,3 - 170 - 178

Balıklar
Yılan balığı..........18,0 - 7,8 - - - - 72,9 - - - - 146
Uskumru...18,9 - 8,9 - - — - 70,8 - - — - 160
Turna balığı..........18,4 - 0,5 - - — - 79,6 - - — - 80
Sazan balığı..........19,8 - 1,9 - - — - 77,9 - - — - 99
Sardalya (tuzlu)......26,5 - 3,3 - 0,7 - 46,8 - - - - 142
Kutu sardalya (zeytinyağlı).......23,9 - 14,4 - 1,3 - 54,2 - - — - 237
Ton balığı (konserve).27,2 - 17,3 - 0,3 - 48,1 - - — - 274
Balık yağı..- - 96 - - — - 0,5 - - — - 893

Süt ve sütten yapılan gıdalar
Anne sütü..1,3 - 3,8 - 6,8 - — - - — - 70
İnek sütü..3,4 - 3,6 - 4,8 - 87,5 - 160 - 67
Keçi sütü..3,6 - 3,9 - 4,7,87,1 - - 22 - 70
Manda sütü.5,6 - 7,0 - 4,6 - — - - — - 103
Yağsız süt.3,6 - 0,8 - 4,6 - 90,2 - - — - 41
Koyun sütü.5,4 - 6,1 - 4,7 - — - - — - 98
Kaymak (sulu)..........3,5 - 10,0 - 4,0 - 81,9 - - — - 124
Kaymak (koyu)..........2,7 - 30,0 - 3,0 - 64,0 - . 130 - 302
Ayran......3,7 - 8,7 - 3,7 - 90,9 - 160 - 37
Yoğurt (inek sütünden).3,7 - 4,4 - 2,2 - — - - — - 78
Tereyağı (tuzsuz)......0,7 - 83,7 - 0,8 - 14,8 - 690 - 785
Tuzlu tereyağı.........0,6 - 83,8 - 0,5 - 13,2 - 1500 - 784
Lor.......17,2 - 1,2 - 4,0 - 76,5 - — - 98
Süt tozu..25,2 - 26,0 - 37 - 5,3 - - — - 504

Peynirler
BEYAZ PEYNİRLER:
Edirne yağlı..........13,8 - 27,3 - - — - 55 - - 3200 - 310
Edirne yağsız.........18,7 - 0,7 - 11,7 - 61 - - 4250 - 131
Tulum peyniri.........26,0 - 14,7 - 3,3 - 50 - 2570 - 257
Dil peyniri...........22,3 - 21,3 - - — - 53 - - 60 - 290
Lor peyniri9,4 - 16,0 - 5,2 - 67 - - 10 - 209

KAŞAR PEYNİRİ
Balkan kaşarı.........25,4 - 28,3 - 3,9 - 36 - 3140 - 384
Kars kaşarı...........27,2 - 28,8 - 11,8 - 26 - 2580 - 428
Çerkez peyniri........34,9 - 43,5 - 1,3 - 12 - 4530 - 553

Yumurtalar
Kabukla beraber bir yumurta 50 gr..5,6 - 5,3 - 0,3 - 32,8 - - 70 - 74
Tavuk (kabuğu 5,5 gr.).3,8 - — - 0,2 - 25,3 - - — - 16
Yumurta beyazı (29,5 gr.)..2,5 - 4,9 - 0,4 - 7,9 - - — - 57
Yumurta sarısı (15,5 gr.)..8,5 - 8,7 - - — - 42,3 - - — - 114

Yağlar
Hayvani ve nebati yağlar.— - 99,0 - - — - — - - — - 920
Tereyağı (tuzlu)..0,6 - 83,8 - 0,5 - 13,2 - 1500 - 783
Sığır iç yağı.....0,5 - 98,2 - - — - 0,5 - - — - 915
Koyun iç yağı.....0,5 - 97,2 - - — - 0,5 - - — - 906
Balık yağı.— - 99,8 - - — - — - - — - 928
Margarin...0,4 - 84,6 - 0,4 - 12,3 - - — - 791
Vejetalin..— - .99,8 - - — - 0,15 - 1000 - 928 - 1500
Zeytinyağı, fıstık yağı— - 99,4 - 0,2 - 0,35 - — - 925
Jelatin...84,2 - 0,1 - - — - 13,6 - - — - 346

Unlar
Un........10 - - 2,2 - 73 - 12 - - 3 - 364
Yulaf unu, yulaf ezmesi...........14,4 - 6,8 - 66,5 - 9,8 - 203 - 395
Mısır unu..9,6 - 3,1 - 71,7 - 13,0 - - — - 362
Nişasta unu1 - - — - 84 - 14 - - 24 - 350
Patates unu0,9 - 0,1 - 80,7 - 17,8 - - 8 - 335
Gevrek unu.7,2 - 0,5 - 69,8 - 18,0 - - — - 320
ince kepek16,1 - 4,8 - 21,7 - 12,0 - - — - 248
Kalın kepek...........14,3 - 4,5 - 15,2 - 12,0 - - — - 167

Ekmekler
Buğday ekmeği.6,6 - 0,5 - 55,9 - 35 - - 500 - 257
Kara ekmek.8,0 - 1,0 - 45 - 40 - - 500 - 225
Ufak francala ekmeği.6,8 - 0,5 - 57,8 - 33,7 - 370 - 270
Çavdar ekmeği..7,5 - 0,3 - 52,8 - 38,5 - 560 - 246
Kara ekmek.6,5 - 0,6 - 48,3 - 42,0 - - - - 230
Mısır ekmeği.5,8 - 1,7 - 45,7 - 43,8 - 1380 - 227
Bisküvi....8,8 - 9,1 - 73,4 - 7,5 - 200 - 422
Makarna, şehriye vs.13,0 - 2,0 - 72,0 - 13,0 - - 67 - 370

Şeker ve şekerden yapılan gıdalar
Şeker......— - — - 100 - — - 130 - 410
Pekmez.....9,5 - — - 64,5 - 22,5 - Eser - 303
Süzme bal..0,4 - — - 81,0 - 18,5 - Eser - 334
Kakao......22,3 - 26,5 - 31,0 - 5,5 - - — - 465
Çikolata...7 - 27,0 - 55 - 1,5 - - 30 - 520
Sütlü çikolata.........6,9 - 31,7 - 48,0 - 2,5 - - 15 - 520
Ceviz-fındıklu çikolata..9,4 - 46,2 - 23,7 - 1,7 - - — - 565
Badem kurabiyesi.......11,1 - 23,9 - 23,0 - 10,1 - - — - 485
Badem ezmesi...........9,3 - 28,5 - 46,7 - 13,8 - - — - 495
Bonbon.....2,1 - 0,2 - 92,9 . 0,3 - - — - 388
Pralin.....3,6 - 12.4 - 74,8 - 7,5 - — - 436
Çikolatalı bonbon......6,6 - 20,0 - 64,7 - 6,4 - - — - 479

Kuru sebzeler
Mercimek..26 - - 1,9 - 52,8 - 12,3 - 138 - 341
Bezelye...23,4 - 1,9 - 52,7 - 13,8 - 58 - 330
Bakla.....25,7 - 1,7 - 47,3 - 14,0 - - — - 315
Fasuyle...23,7 - 2 - - 56,1 - 11,2 - - 93 - 346
Nohut.....25,7 - 1,8 - 57,2 - 11,3 - - - - 357
Patates....2,0 - - - 20 - 75 - - 82 - 90
Yerelması..1,9 - 0,2 - 16,4 - 79,1 - - — - 77

Kuru yemişler (kabuksuz)
Fıstık....27,5 - 14,5 - 15,7 - 7,5 - - — - 591
Fındık....17,4 - 62,6 - 7,2 - 7,1 - 110 - 628
Taze kestane.6,1 - 4,1 - 39,7 - 47,0 - - 10 - 226
Kuru badem.21,4 - 53,2 - 13,2 - 6,3 - - — - 637
Çam fıstığı.39,1 - 49,7 - 3,5 - 2,3 - - — - 367
Şam fıstığı.22,3 - 54,0 - 13,8 - 4,2 - - - - 650
Kuru ceviz.16,7 - 58,5 - 13,0 - 72 - - 170 - 666
Taze ceviz.13,8 - 48,2 - 10,7 - 23,5 - - - - 549

Taze meyveler
Elma (kabuk ve koçanla beraber).0,4 - 0,64 - 13 - 82 - - — - 58
Armut (kabuk ve koçanla beraber).0,4 - 0,26 - 13 - 79 - - — - 56
Kayısı.....0,9 - 1,20 - 10,5 - 80,5 - - 1 - 50
Kiraz......0,8 - 0,64 - 15,1 - 77,2 - 100 - 67
Vişne......0,9 - 1,7 - 11,3 - 80 - - 38 - 57
Şeftali....0,7 - 0,76 - 13,3 - 47,4 - - 3 - 61
Erik.......0,8 - 0,90 - 15,7 - 75,6 - - 2 - 71
Kara erik..0,7 - 0,75 - 13,9 - 77,1 - - — - 66
Portakal...0,8 - 1,35 - 12,6 - 84,3 - - 7 - 61
Muz........1,3 - 0,38 - 22,8 - 73,8 - 200 - 100
Limon......0,7 - 5,39 - 8,4 - 82,6 - - 7 - 37
Limon suyu.0,3 - 6,83 - 2,7 - 89,7 - - — - 40
Mandalin...0,8 - 1,42 - 8,5 - 87,5 - - 8 - 44
Zeytin.....3,2 - 39,9 - 8,6 - 25,5 - - 5 - 417
İncir......1,35 - - - 17,5 - 79 - - 70 - 77

Salkımlı meyveler
Çilek......1,3 - 1,84 - 7,8 - 85,4 - - — - 45
Ağaç çileği.1,4 - 1,64 - 6,8 - 84,0 - - 3 - 40
Üzüm.......0,7 - 0,77 - 17,7 - 79,1 - - 9 - 79
Dut........1,4 - 0,77 - 11,6 - 83,6 - - - - 56
Karpuz.....0,8 - 0,1 - 6,4 - 91,5 - - - - 30

Kuru meyveler
Erik (çekirdeğiyle beraber).1,9 - 0,5 - 51,4 - 26,9 - - - - 230
Hurma (çekirdeğiyle beraber).1,9 - 0,6 - 72,2 - 18,5 - - - - 315
incir......3,3 - 1,31 - 58,8 - 26,1 - - — - 270
Kuru üzüm..1,6 - 1,2 - 66,2 - 25,4 - - — - 295
Kuşüzümü...2,8 - 1,3 - 77,3 - 21,2 - - - - 341
YağlTzeytin % 14,5.....9,7 - — - 8,9 - 74,3 - - — - 172

Murabbalar
Domates salçası.5,4 - 3,12 - 14,6 - 67,3 - - — - 95
Erik marmeladı..1,5 - 1,54 - 54,8 - 39,6 - - — - 237
Kayısı reçeli"..0,6 - 0,99 - 68,4 - 29,2 - - — - 287
Portakal reçeli.0,4 - 0,72 - 71,7 - 26,4 - - - - 299
Çilek reçeli....0,6 - 0,75 - 63,2 - 29,3 - - — - 285
Ağaç çileği reçeli.1,1 - 1,26 - 68,5 - 27,7 - - - 290
Kiraz reçeli....1,0 - 0,84 - 68,4 - 27,7 - — - 285
Ayva reçeli.0,3 - 0,71 - 50,0 - 47,4 - - — - 206
Elma jölesi.0,3 - 1,09 - 47,7 - 23,6 - - — - 312

Taze sebzeler
Kereviz....1,4 - 0,3 - 8,8 - 77,3 - 250 - 45
Havuç......1,0 - — - 8,5 - 87 - - 61 - 40
Pancar.....1,3 - 0,1 - 6,8 - 79,9 - - 10 - 34
Şalgam.....0,8 - 0,1 - 3,9 - 94,2 - - 58 - 20
Bayır turpu1,9 - 0,1 - 8,4 - 86,9 - 120 - 43
Kırmızı turp1,2 - 0,2 - 3,8 - 93,3 - - 71 - 32
Sarımsak...6,8 - 0,1 - 26,3 - 64,7 - 50 - 137
Pırasa.....2,8 - 0,3 - 6,5 - 87,6 - - 40 - 41
Soğan......1,3 - 0,1 - 9,4 - 87,8 - - — - 45
Kuşkonmaz..1,6 - 0,1 - - 1,7 - 95,3 - - 69 - 14
Igpanak....2,3 - 0,3 - 1,8 - 93,3 - 210 - 20
Kuzukulağı.2,4 - 0,5 - 0,4 - 92,2 - - - - 16
Marul......2 - - - - 2,5 - 93,5 - - - - 20
Salatalık..1,4 - 0,3 - 1,9 - 94,9 - 271 - 23
Kıvırcık salata.1,8 - 0,1 - 2,6 - 94,1 - - — - 19
Tere.......1,9 - 0,1 - 0,5 - 92,3 - - — - 11
Maydanoz...3,7 - 0,7 - 6,7 - 85,1 - - — - 50
Karnabahar.2,5 - 0,3 - 4,6 - 90,9 - - 48 - 32
Brüksel lahanası.5,3 - 0,5 - 6,7 - 84,6 - - 66 - 54
Kırmızı lahana.1,7 - 0,2 - 4,8 - 91,6 - - 65 - 29
Lahana.....1,5 - 0,2 - 4,2 - 91,2 - - 94 - 25
Enginar....2,5 - 0,1 - 8,3 - 86,5 - - — - 45
Taze bezelye.6,6 - 0,5 - 12,4 - 77,7 - - 60 - 83
Çalı fasulye.2,6 - 0,2 - 6,3 - 89,1 - - — - 38
Ayşekadın fasulye.6,0 - 0,4 - 8,6 - 81,4 - - 96 - 64
Patlıcan...1,3 - 0,2 - 4,8 - 92,3 - - — - 27
Kabak......1,1 - 0,1 - 6,5 - 90,3 - - 28 - 32
Karpuz.....0,8 - 0,1 - 6,4 - 91,5 - - — - 30
Domates....0,9 - 1,7 - 3,4 - 79,9 - 110 - 33

Konserve sebzeler
Kuşkonmaz..1,5 - 0,1 - 2,3 - 94,4 - - — - 17
Çalı fasulye.1,1 - 0,1 - 2,6 - 94,4 - - - - 16
Mantar.....3 - 0,4 - 4,5 - 89 - - — - 35
Taze maya.16,2 - 1,3 - 5,5 - 75 - - — - 101
Kahve.....12,9 - 14,4 - 4,1 - 2,7 - - - - 286
Çay.......24,1 - 8,2 - - - 8,5 - - - 32
Sirke.....0,57 - 5,6 - 0,4 - 90,6 - - - - -

Brokoli ve Arkadaşları


Brokoli
Kabak
Kuşkonmaz
Yeşil Biber
Sarı Biber
Kırmızı Biber
Taze Zencefil
Sarmısak
Köri
Himalaya tuzu
Kırmızı pul biber
1 tepeleme çorba kaşığı hindistancevizi yağı

Tüm sebzeleri çatala gelecek sekilde parçalara ayırın. Wok tavaya hindistancevizi yağını koyup ısıtın. Sebzeleri öldürmeden bu yağda bir çevirip sadece ısıtın. Sebzeler ateşte ne kadar az kalırsa o kadar canlı, sağlıklı, faydalı olur. Bir sebzenin doğadaki haline en yakın hali en iyi halidir. Baharatlar ise bir gıdayı şifa ile lezzetlendirmenin en güzel yoludur. Bolca kullanın. Tavadaki sebzelere baharatları da ekleyip, son bir karıştırıp servis yapın.


Cevizli Krokanlı Ahududu ve Kuşkonmazlı Kanepe


1 demet kuşkonmaz
2 yemek kaşığı ahududu salata
1 su bardağı taze ahududu
1/2 su bardağı cevizli krokan
15 adet hindiba yaprağı
1 avuç kıyılmış hindiba
1 yemek kaşığı tereyağı
1 tutam tuz-karabiber

Hindiba yaprağının dibine kıyılmış hindiba yaprağı yayın Yaklaşık 2,5 cm. parçalar halinde kuşkonmaz kesin bir kaşık tereyağı orta-yüksek ateşte bir tavada kuşkonmaz ve tuz ve karabiber ekleyin ve 5 dakika, pişirin. Ahududu salata ilave edin ve ateşten alın. Kuşkonmazlı karışımı hindiba yapraklarına paylaştırın. üzerine kırılmış ceviz krokanlarını ve taze ahududu yerleştirip servis edin.


Danviç (Danimarka sandviçleri)


Danviç de denilen Danimarka sandviçleri hafif bir öğle yemeği olarak yada kokteyllerde servis edilebilir. Hazırlanmaları için zevk, hüner, yetenek ve en önemlisi hayal gücü gereklidir.

Kullanılacak sandviç ekmeği:
Genellikle sandviç ekmeği olarak çavdar ve kepekli buğdaydan yapılan ekmekler yada tost ekmeği kullanılır. Tost ekmeği özellikle balık ve salamlar, çavdar ve benzeri sert ekmekler ise peynir, yumurta gibi yumuşak garnitürleri a süslenir.
Ekmek dilimleri üstüne sürülen tereyağ, dilimleri ıslanmaktan koruduğu gibi, garnitürü de tamamlar.
Zengin bir sandviç tepsisi servis etmek isterseniz balık, et, tavuk ve peynirle süslenmiş sandviçler hazırlayınız. (Genellikle kişi başına iki yada üç sandviç düşecek biçimde hesaplamak gerekir.)

Sandviçler şu sırayla servis edilir:
1) Balıklı sandviçler
2) Etli sandviçler
3) Peynirli ve tavuklu sandviçler

GARNİTÜRLER:
Deniz ürünleri:
Lakerda, konserve sardalya, füme mersin, siyah ve kırmızı havyar, konserve ton balığı dilimleri.

Tavuk ve Etler:
Her türlü salam, jambon, haşlanmış yada tereyağında pişmiş sosis, haşlanmış yada fırmda pişmiş tavuk.

Yumurta ve Peynir çeşitleri:
Haşlanıp dilimlenmiş yumurta yada pişmiş yumurta, bütün yerli ve yabancı peynir çeşitleri.

SÜSLEMELER:
Süslemeler taze balık, et çeşitleri vb. ile uyum içinde olmalı ve karşıt renkli süsleme malzemeleri kullanılmalıdır.
Sandviçlerin süslenmesinde genellikle maydanoz yaprakları, dereotu, taze soğan, halka doğranmış soğan, domates dilimleri, salatalık, küçük çiçekli karnıbahar, bütün yada dilimlenmiş mantar, turp ve kuşkonmaz kullanılır.
İyice kaynatılıp dilimlenmiş yumurta, kapari, küçük salatalık turşusu (kornişon), fındık, ceviz, mayonez, limon yada portakal dilimleri de kullanılabilir.
Danimarka sandviçlerini servisten önce hazırlamak gerekir. Çabuk hazırlamak için sandviç ekmekleri önceden dilimlenip yağlanmalı, etler, balıklar, peynir ve yumurtalar hazırlanıp iyice yıkanmış süsleme malzemesi ile birlikte buzdolabında saklanmalı; servise yakın hazırlandıktan sonra bir tepsi üstünde birbirlerine değmeyecek biçimde dizilip tepsi marul yapraklariyle süslenerek servis edilmelidir.

Doktor Bitkiler


• Ürik asit, soğan ve üzümden fellik fellik kaçar;
• Albümin taze fasulye karşısında duramaz;
• Kansızlığın, havuç, üzüm, ıspanak, pancar, lahana, tereotu, kayısı, elma ve erik karşısında yüzü sapsarı kesilir.
• Kan dolaşımı bozuklukları ve damar sertliği, limon, maydanoz, sarımsak, domates ve armut karşısında daima pes eder,
• Keza romatizmanın yine limon, çilek, ahududu, üzüm, elma, armut, domates, pırasa, taze fasulye, soğan ve kereviz karşısında elleri ayakları titrer,
• Astım, nardan nefret eder.
• Safra ve böbrek taşları, domates, armut, üzüm, pırasa ve armutu görünce düşüp bayılırlar.
• Selülit limonun karşısında erir biter,
• Dereotu saç dökülmesine karşı birebirdir,
• Kolesterol karahindiba ve enginarı görünce, kaçar
• Yorgun kalp kerevizle, üzümle, soğanla ve narla içli dışlı olursa güçlenir,
• Spazmlar ve sinir krizleri ile uykusuzluk, mandalina, armut ve marul karşısında daima pes eder;
• Kabızlık, ancak zeytinyağı, prasa, erik, kiraz ve üzümle sökülüp atılır,
• Kalsiyum ve mineral eksikliklerinin havuç, pırasa, şalgam, lahana, pancar, badem, ıspanak, üzüm, elma, kiraz ve çilek karşısında hep korkudan dişleri takırdar,
• Şeker, soğanı, enginarı, pancarı zeytin ve zeytinyağını, fındığı, cevizi ve bademi gördü mü, erir gider,
• İshal, havuç, limon, nar ve kayısıdan nefret eder.
• Siğil, sarımsakla yumuşar,
• Ödemler ve bünyenin su tutma hali, soğan, armut, kavun, elma, kiraz, şeftali, dereotu ve patlıcan karşısında hemen buharlaşır, gider,
• Ülser ve midede asitlenme, havuçla lahana ile limonlarla üzüm, elma ve ananasla çözülür
• Kanser ve kansere yatkınlığın düşmanı sarımsak ve kırmızı pancardır,
• Karaciğer yetersizliği, karaciğerin büyümesi karahindiba, kuşkonmaz, havuç, enginar, zeytin, kereviz, turp, zeytinyağı ve greyfrut karşısında geriler.
• Boğaz ağrıları, dut, frenk üzümü, sarımsak, ıhlamur ve yosunu görünce, barış çubuğu tüttürmeyi yeğlerler.
• Basur, karpuz ve üzüm karşısında ufalır.
• Herpes'in amansız düşmanı elmadır.
• Tansiyon yüksekliği de sarımsak, maydanoz, limon, frenk üzümü ve armut karşısında hemen tonunu indirir.
• Bağırsak enfeksiyonları ve mide ekşimeleri ise, çay üzümü, tarhunotu, limon, elma ve domates çıkage-lince, kuşatmayı derhal kaldırır.
• Menapoza karşı tek çare.frenk üzümüdür
• Sinir depresyonu ve sinir zaafları, portakal, havuç, armut, şalgam, soğan, kuşkonmaz, badem, erik, incir ve diğer kuru yemişlerin huzurunda hemen diz çökerler.
• Şişmanlık, armudu görünce, söner, gider.
• Pankreas zafiyeti, patlıcan saldırısına karşı hiç direnemez.
• Deri hastalıkları, enginar, limon salatalık, kereviz, kuşkonmaz ve turp karşısında renk değiştirir.
• Böbrek bozuklukları daha üzüm, elma, kavun, kereviz, karahindiba ve tekesakalı görünür görünmez kirişi kırarlar.
• Ciltteki kırışıklıklar, havucun temasıyla düzelir.
• Enginar, domates, üzüm ve çayüzümü çıkageldi mi, üre bütün serinkanlılığını yitirir.
• Damarların zayıflığını, portakal, yeşil biber takviye eder
• Solunum yolları hastalıkları ve akciğer arızaları, turp, sarımsak, şalgam ve dereotu yanlarına yaklaşınca, nefes bile alamazlar.

FRANSIZ MUTFAK SÖZLÜĞÜ


Abricot: Kayısı
Agnes Sorel: İçinde ekşi elma bulunan yemekler
Aigrefin: Kalkan balığı
â la carte: Ismarlama yöntemi yeme
â la Americaine: Amerikanvarî
Alfenide: Gümüş balığı
Alsacienne: Sucuklu ekşi lahanalı yemekler
Amoudettes: Böbrek kıyması
Andouille: Vire Fransız şehrinde yapılan sucuk
Anguille: Yılan balığı
â part: Ayrı sunulmuştur
Aperitif: İştah açıcı
Artichaut: Enginar
Assiette: Tabak
Attereau: Kızarmış et dilimleri
Asperge: Kuşkonmaz
Baiser: Köpürmüş yumurta akı (bir çeşit tatlıdır)
Banquet: Ziyafet sofrası
Bavaroise: Jelâtinli çikolata tatlısı
Becasse: Salatalık
Beurre noire: Isıtılmış yağ (bir çeşit salça)
Bigarade: Portakallı yemek
Blanc de volaille: Tavuğun göğsü (beyaz eti)
Boeuf a la mode: Buharda pişmiş süslü sığır eti
Boeuf au naturel: Haşlanmış sığır eti, çorbalık et
Bordeaux: Bordo şehri
Bordelaise a la: Bordo usulü pişirilmiş
Bouchee: Kıymalı küçük börek
Bouillon blanc: Tavuk çorbası
Bouillon de boeuf: Sığır çorbası
Boullion de legumes: Sebze suyu tuzsuz (hastalar için)
Bouteille: Şişe
Bretonne: Taze fasulye yemeği
Brioche: Bir çeşit çörek
Breche: Şişte pişmiş
Brochet: Turna balığı
Buffet: Büfe, yemek yeri
Caraembert: Yağlı Fransız peyniri
Canape: Kızarmış ekmek üstüne oturtulmuş
Cannelon: Sigara böreği şeklinde tatlı
Carbonrade, Charbonnee: Külbastı eti (çeşitli)
Cardinal: Domates salça yemekler
Carree: Etin kurusu
Cayenne: Keskin biber
Cervelle: Beyin eti
Champignon: Mantar
Chapoir: Baba horoz
Charlotte: Jelâtinli ve bisküitli krem (bazan yemişlidir de)
Chasseur: Avcı yöntemi; (Mantarla çabuk pişirilmiş)
Chaster: İngiliz peyniri
Chevreuil: Karaca eti
Chou-petit: Küçük lahana soslu
Civet: Küçük doğranmış yaban eti
Clamart: Bezelyeli yemekler
Conde: Taze fasulyeli yemekler
Consomme: Koyu et suyu
Cotelette: Kaburga eti, yumurtaya batırılmış
Court bouillon: Balık çorbası (Safanlı)
Couvert: Yemek örtüsü
Creme double: Ağır krema
Creme fouttee: Krem şantiye
Cresson: Şiş
Croquettes: Fırınlanmış köfte
Crustas: Buzlu karışık meyve suları
Cuisse: But eti
Cumberland: Yemeğe karıştırılan meyve sosları
Curry: Hint baharatı
Dejeuner: Sabah kahvaltısı
Dejeuner â la fourdhette: Ayakta yenen kahvaltı, hafif yemek
Doria: Haşlanmış hıyarlı yemek
Drane: Kılçıkları ayıklanmış balık eti
Emince: Soslu küçük parçalı et yemeği
Entre-cöte: Sığır kebabı
Entree: Yemekten önce sunulan şeyler
Entremets: Kremlı hamur işi
Epaule: Kol eti
Escalope: Şnitsel
Espagnole, â la: İspanyol yemeği; biberli ve domatesli
Farce: Doldurulmuş
Filet: Bir çeşit ızgara
Pines herbes: Lezzetli bitkiler
Fizzes: Sodalı sütlü içecek, içinde hazan yumurta akı bulunur
Flammerie: Soğuk Puding
Fleurons; Sebze yemeklerine konan yağ garnitürü
Flips: Sütün içine yumurta, şeker konup çalkanması
Florentine: Florans yemeği; Ispanak çorbası veya ıspanak yemek
Foie: Ciğer
Foie de veau: Dana ciğeri
Foie de voleille: Tavuk ve benzeri ciğerler
Foie gras: Kaz ciğeri
Forestiere: Mantarlı yemek
Feur, au: Fırınlanmış
Fricadeîle: Etli hamur işi
Fricandeau: Dana şişi
Fricassee: Sert salçalı et
Friture: Balık (fırınlanmış)
Fromage: Peynir
Fruits: Çeşitli yemiş
Galatisie: Donmuş jelâtinli dana eti
Gervais: Bir çeşit Fransız peyniri
Gibier: Av eti (Tavşan gibi)
Glbier â plume: Av kuşları eti
Glace: Dondurma
Grecqne: Yunan yöntemi pirinçli, kıymalı bir yemek
Grillade: Izgara
Hachis: Soslu bir çeşit köfte
Haricots: Fasulye
Harieots de mouton: Fasulyeli kuzu
Hollandaise: Sıcak yumurta soslu yemek
Hors d'oeuvre: Çerez
Huile d'olive: Zeytinyağı
Huille de noix: Ceviz yağı
İndienne: Keskin baharatlı bir yemek
Jambon: füme sucuk
Judic: Salata soslu yemek
Julienne: Şerit halinde kesilmiş
Juleps: maden suları
Jurassienne: Bol soğanlı, mantar yemek
Jus: Kızartma, soslu
Knickebein: Yumurta sarısı ile karışık içkiler
Ladies Drink: Bayanlara özgü içecek Süt, krem ve kokuludur
Langue fumee: Dil
Legumes: Her türlü sebze
Lievre: Tavşan
Longe de veau: Böbrek ızgarası
Louissianne, â la: Luisiana yöntemince muzlar (fırınlanmıştır)
Lucullus: Romalı bir general olan bu adam, yemek dünyasında pisboğaz olarak tanınmıştı. Adını taşıyan yemekler pek karışıktır
Lunch: Hafif yemek
Lyonnaise: Fazla soğan yemekler bu adı, taşır
Maigre: Zayıf
Maintenon: Üstü peynirli pirinç püresi
Maquereau: Tatlı su balığı
Marechal: Kuşkonmazlı yemek
Matellotte: Sirkede pişmiş balık
Mayonnaise: Limon, yumurta sarısı, zeytinyağı ile yapılmış alafranga bir salça
Maiegere: Patates, soğan ve havuç ile soslu ev kadını yemeği
Menu â prix fixe: Tabldot
Mexicaine: Sert kırmızı biberli pirinçli yemek
Mille feuiiles: İnce yapraklı kremalı hamur tatlısı
Mironton: Ismarlama sığır eti soğanlıdır
Mixed pickles: Karışık alafranga turşu
Mode de can, â la: Soğan ve havuçlu et yemeği
Morilles: Mantar yemeği
Moscovite: Havyarlı soslu yemek
Mousse: Kalıpla doldurulmuş jelâtinli yemekler
Mousse de foie gras: Donmuş kaz ciğeri
Mousse de Jambon: Donmuş pastırma
Mousse de volaille: Donmuş tavuk eti
Moutarde: Hardal
Mouton: Kuzu
Nantaise: Nant şehri yöntemince salça
Naturel, au: Doğal şekilde, hastalar için sebzeli koyun eti
Newburg: Newburg şehrinde balıklar Madera sosu ile yenir
Niçoise: Kızarmış fasulyeli ve patatesli bir yemek
Niveraaisse: Sebzeli et yemeği
Noisette: Fındık
Noix: Ceviz, bazı et yemeklerine ceviz de konulur
Nougat: Badem, bademli tatlılar
Oeuf: Yumurta
Oeufs brouillees: Çırpılmış yumurta
Oeuf s â la coque: Rafadan yumurta
Oeufs frist: Fırınlanmış yumurta
Oeufs durs: Katı yumurta
Oeufs sur le plat: Tavada yumurta
Oie rotie: Kaz kızartması
Olive: Zeytin
Omlette: Omlet
Omlette aux confitures: İçi reçelli fırınlanmış omlet
Orientale: Pirinçli, şark yemekleri
Orly: Yağda kızartılmış soslu bir yemek
Oxtail: Öküz eti
Pain: Ekmek
Pain d'epices: Sakızlı pasta
Panade: Ekmekli çorba
Parmentier: Patatesli yemek
Pâte: Kalıplı soğuk yemek
Perigueux: Sebzeli yemek
Petit sale: Bir çeşit et yemeği
Petlt fours: Çayla yenen bisküi
Petits pois: Tatlı fasulye
Pigmontaise: Pirinç ve sebzeli yemek
Pilaw: Pilav
Pimment: Baharlı pide
Plat du jourî: Günlük yemek
Pointes d'asperges: Kuşkonmaz başı
Pomme: Elma
Pommes de terre: Patates
Pommes de terre frites veya Pomme frites: Kızartma patates
Poitinies de terre en robe de chambre; Haşlanmış patates
Pommes de terre sauiees: Haşlanmış ve kızartılmış patates
Portugaise: Domatesli yemekler
Potage: Püre veya ezme çorba
Pot au feu: Çorba içinde sebze ve sığır eti
Poule: Tavuk
Poussin: Fırınlanmış tavuk
Princesse: Kuşkonmaz ve salatalar ile süslenmiş bir yemek
Provenciale: Sarmısaklı köy yemeği
Puree: Püre, ezme
Quenelles: Tavuk eti
Ragoût: Soslu kızartma eti
Raisins secs: Kuru üzüm
Raivigote: Sos
Ravioli: Mantar soslu etli börek
Reine: (Kıraliçe yöntemi): Beyaz sos ve kuşkonmaz
Reieve: Baharatlı yemek
Rehaîssaaçe: Doğranmış sebze
Richelieu: Bol sebzeli et yemeği
Rosbif: Kanlı et (sığır)
Robinson: Fasulyeli yemek
Roınaine: Uzun yapraklı salata
Roquefort: Fransız peyniri (içi yeşildir)
Rossinie: Kaz ciğerli yemek
Roulade: Köfte, balık köftesi
Rıraıpsteak: Köklet
Sabayon: Yumurta aklı sıcak sos
Saint Germain: Bezelyeli yemek veya çorba
Saint Hubert: Kestaneli, fasulyeli yemek
Salpicon: Börek içi
Sandwich: Sandöviç
Sardines a l'huile: Zeytinyağlı sardelya
Sauee Allemande: Beyaz tavuk sosu
Sauce diable: Hardallı sos
Sauce renıoulade: Doğranmış yumurtalı mayonez
Saucisse: Alafranga sucuk, sosis
Soumon: Som balığı
Saute: Tava
Selle: sırt eti
Service: Hizmet
Service inckıs: garson hakkı içindedir
Service â part: Garson hakkı ayrıca ödenir
Shrubs: Meyve şerbetleri
Sorbet: Şerbet
Sole: Tatlısu balığı
Souffle: Yumurta akından, kabartılmış fırın tatlısı
Souper: Gece yemeği veya gece yarısı yemeği
Suwrow: Kaz ciğeriie doldurulmuş tavuk kızartması
Table d'hote: Tabldot
Tanche: Eti lezzetli tatlı su balığı
Tapioka: Tatlı için bir çeşit un
Tartare: Yumurta, soğan ve baharatlı et yemeği
Tartelette: Üstü yemişli ve şekerli sütlü tatlı
Tete de veau: Dana başı
Topinambour: Enginarlı şeyler
Tranche: Dilim
Truffe: Makbul bir mantar
Truite: Alabalığı
Turbigo: Küçük sucuklu yemek
Turbot: Makbul balık
Tutti frutti: Karışık yemişten yapılmış
Valencienne: Pirinçli, biberli et veya balık
Vanille: Vanilya (krem ve benzeri için)
Veau: Dana
Vendeenne: Küçük lahana (haşlama)
Venitienne: Bir çeşit yemek ve çorba mayonezi
Vert pre: Kızartılmış et
Vichy: Kereviz, yağda pişmiş
Victoria: çeşit domatesli salça
Vinaigre: Sirke
Vinaigrette: Salata
Volaille: Tavuk ve emsali
Vol au vent: Dolmalık iç
Weîs rarebit: Kızarmış ekmeğin üstünde yağ, sıcak peynir (bir çeşit kaşar) ve kırmızı biber bulunur.

Holandez Soslu Kuşkonmaz


1500 gr taze haşlanmış kuşkonmaz
4 yumurta
3/4 tatlı kaşığı tuz
1 tatlı kaşığı hindistancevizi rendesi
125 gr (1/2 su bardağı krema)
200 gr (1 su bardağı) tavuk suyu yada süt
Sosu:
5 çorba kaşığı sirke
6 tane-karabiber
1 defne yaprağı
175 gr (12 çorba kaşığı) tereyağı
3 yumurtanın sarısı
kahve kaşığının ucuyla tuz

Önce fırınınızı orta sıcaklığa (170°C) getirip ısıtınız. 1 kg'lık bir sufle kabını hafifçe yağlayınız. Haşlanmış (kuşkonmazların sert kısımlarmı kesip atınız.
Kuşkonmazları, 1 cm boyunda küçük küçük doğrayıp bir kenara koyunuz.
Orta boy bir kasede, yumurta teli yada elektrikli çırpıcıyla yumurtaları, tuz ve hindistanceviziyle çırpınız. Karışımı büyük bir tencereye aktarınız. Krema ve tavuk suyunu yada sütü, sürekli karıştırarak yavaş yavaş katınız. Kuşkonmazları ekleyiniz.
Karışımı, sufle kabına boşaltınız. Kalıbı içi kaynar su dolu bir tepsiye oturtup, fırında 35 dakika pişiriniz. Pişip pişmediğini anlamak için, ılık ve kuru bir bıçağı orta yerine hatırınız. Bıçak temiz çıkarsa pişmiş demektir.
Kalıbı fırından çıkarıp 5 dakika beklettikten sonra, iç kenarında çepeçevre bıçak gezdirip, bir servis tabağına aktarınız.
Kuşkonmaz pişerken sosu hazırlayınız. Küçük bir tencerede, sirke, biber ve defne yaprağını orta ateşte kaynatınız. Ateşin altını kısıp karışımı 10 dakika daha, 3/4'ünü çekene kadar, yavaş yavaş pişiriniz. Tencereyi ateşten alıp, karışımı süzgeçten bir bardağa süzerek, tane-biberleri ve defne yaprağını atınız.
Küçük bir kasede yağı tahta kaşıkla krema haline getiriniz. Ateşe dayanıklı derin bir cam kasede, yumurta sarılarını, yumurta teli yada tahta kaşıkla iyice dövünüz. İçine tuz ve 2 çorba kaşığı yumuşattığınız yağdan katıp, bardağa süzdüğünüz sirkeyi ekleyiniz.
Orta boy bir tencerenin üçte birini sıcak suyla doldurup, yumurta sarısı karışımının bulunduğu kaseyi içine yerleştirerek, tencereyi ağır ateşe oturtunuz. (Tenceredeki su yavaş yavaş ısınmalı, ama kaynamamalıdır.) Yumurta sarısı karışımını, koyulaşmaya başlayana kadar karıştırınız.
Kalan yağı (10 çorba kaşığı) tatlı kaşığıyla yavaş yavaş ekleyip, bütün yağ karışınca sosu tadınız. (Gerekiyorsa biraz daha tuz ekleyiniz, sosun tadı çok keskinse, biraz daha tereyağı, çok koyu ise de inceltmek için 1-2 kaşık krema katınız.)
Tencereyi ateşten alıp, içindeki kaseyi çıkarınız. Kasedeki sosu bir sosluğa boşaltıp, susu ve kuşkonmazı ayrı ayrı servis ediniz.

Not: Holandez soslu kuşkonmazı ızgara tavuk yada balığın yanında garnitür olarak servis edebilirsiniz.

Kremalı Patatesli Kuşkonmaz


4 kişilik
MALZEME
800 g taze patates,
1 yumurta,
2 kilo beyaz kuşkonmaz,
tuz,
1 tutam şeker,
5-6 çorba kaşığı tereyağı,
1 taze soğan,
450 ml süt,
200 g krema,
bir tutam toz hintcevizi,
1 bağ frenk maydanozu,
400 g biberli füme et, kalın dilimlenmiş;
öğütülmüş karabiber.

1. Patatesleri soyarak enine dilimleyin. Yumurtayı haşlayın.
2. Kuşkonmazları yıkayın, üst uçlardan başlayarak soyun, alt uçlarını kesin. 1.5 litre suya tuz ve şeker atın, 1 tatlı kaşığı tereyağı katın. Kuşkomazları yaklaşık 15 dakika haşlayın.
3. Soğanı ayıklayarak küp halinde doğrayın, 1-2 tatlı kaşığı tereyağında sote edin. Patates dilimleri ilave edin, süt ve krema dökün.
4. Tuz ve hintcevizi tozunu ayarlayın. Patatesleri hafif ateşte 10-15 dakika pişirin.
5. Maydanozu ayıklayarak yıkayın ve kurulayın. Yumurtayı soyun ve kıyın.
6. 2 yemek kaşığı tereyağı bir tavada eritip köpürtün, biberli füme et dilimlerini de tavaya koyarak ısıtın.
7. Patateslerin tuzunu ve biberini ayarlayın.
8. Kuşkonmazların suyunu süzün, üzerine tereyağını gezdirin, maydanoz serpiştirin. Patates ve et ile servis yapın.

Kremalı Taze Kuşkonmaz Çorbası


250 g yeşil kuşkonmaz
1 baş soğan
50 g tereyağı ya da margarin
200 g krema
çeyrek litre süt ve bir o kadar da su, tavuk suyu (tablet)
karabiber
toz hintcevizi
2 yumurta sarısı
2 dilim tost ekmeği
2 yemek kaşığı sıvı yağ
2-3 dal maydanoz ya da tarhun

Kuşkonmazları soyun, uçlarını kesin ve 3 cm uzunluğunda parçalara ayırın. Soğanı soyup yıkayın, küp halinde doğrayın ve kızgın yağda pembeleşene dek kızartın, kuşkonmazları ilave edin, 1 dakika daha kızartın. Kremanın yarısını, sütü ve suyu ekleyin. Tavuk suyu, karabiber ve toz hintcevizi katın. Çorbayı 7 dakika kısık ateşte pişirin. Kalan kremayı çırpın, yumurta sarılarını karıştırın. Tost ekmeğini küp halinde kesin ve fırında kızartın.Yumurtalı kremayı çorbaya karıştırın. Çorbayı bir taşım kaynatın, gerektiği takdirde tuz ve baharat atın, kıtır ekmek ve yeşillikle dekore edin.

KUŞKONMAZ GARNİTÜRİ


1 kg kuşkonmaz
250 gr margarin
1 çorba kaşığı un
1 yumurta
1 limonun suyu
tuz
biber
Hindistancevizi

Kuşkonmazların baş tarafından muntazam küçük parçalar kesilip hafif tuzlu suda yarı haşlanır. Diğer taraftan bir tencereye margarin veya tereyağına bir yumurta sarısı, bir limon suyu karıştırılıp iyice yedirilir. Sonra bu karışım tencereye aktarılır ve içine haşlanmış kuşkonmazlar da konularak biraz daha pişirilir. Ayrıca kuşkonmazlar haşlanıp bu sosla da bir çeşit olarak kullanılabilir.

Kuşkonmaz Suflesi (Fransa)


350 g kuşkonmaz (soyulmuş)
30 g (2 çorba kaşığı) tuzsuz tereyağı
30 g (4 çorba kaşığı) un
125 g yağsız lor peyniri
1/4 tatlı kaşığı Dijon hardalı (ya da normal hardal)
bir tutam hintcevizi rendesi
bir tutam taze çekilmiş karabiber
4 yumurtanın akı

Önce fırınınızı 90 °C'a ısıtın. 6 kuşkonmazı baş bölümlerinden 2,5 cm kadar bırakarak kesip, bir kenara ayırın. Büyük birtencerede su ısıtıp, kuşkonmazların baş bölümlerini tencereye koyarak, iyice yumuşayıncaya kadar (yaklaşık 4 dakika) haşlayın. Delikli kepçeyle kuşkonmaz başlarını bir süzgece çıkarıp, soğuk su altında yıkadıktan sonra bir kenara bırakın. Tencereye geri kalan kuşkonmaz saplarını koyup, kısık ateşte iyice yumuşayıncaya kadar (yaklaşık 15 dakika) pişirin.
12,5 cl'lik bir sufle kabını, biraz tereyağıyla yağlayın. Tencereyi ateşten alıp, kuşkonmazların baş ve saplarını bir süzgeçte süzerek, blendırda pürüzsüz bir kıvam alıncaya kadar karıştırın. Bu püreyi bir tencere üstüne yerleştirilmiş süzgeçten geçirip, süzgeçte kalan posaları atın.
Kalan tereyağını bir tavaya koyup eritin. Yağ kızınca unu ekleyip, iyice karıştırın. Tavayı ateşten alıp, karışımı tenceredeki kuşkonmaz püresine ekledikten sonra, tencereyi kısık ateşe oturtup, içindeki karışım iyice kalınlaşıncaya ve kabarcıklar çıkararak kaynamaya başlayıncaya kadar çırparak pişirin. Kaynamaya başlayınca tencereyi ateşten alıp, bir kenarda soğumaya bırakın. Bu arada lor peynirini tel süzgeçten geçirip, hardal, hintcevizi rendesi ve karabiberle birlikte, tenceredeki sosa katın ve bir tahta kaşıkla iyice pürüzsüz oluncaya kadar karıştırın.
Yumurta aklarını bir kâsede katılaşıncaya kadar çırpıp, bir çorba kaşığı (metal bir kaşık kullanın) alarak kuşkonmaz püresine katın ve iyice karıştırın. Kalan yumurta akını da metal kaşıkla ekleyip, iyice karıştırdıktan sonra tencereye ekleyin. Tenceredeki bu sufle harcını, kaşıkla 6 sufle kalıbına doldurun.
Her kalıptaki sufle harcının üstüne, ayırdığınız kuşkonmaz saplarından birini yerleştirip, kaplan bir fırın tepsisine dizerek, tepsiyi fırına verin.
Sufleler kabarıncaya ve altın sarısı bir renk alıncaya (orta bölümleri hâlâ yumuşak olmalıdır) kadar (15 - 20 dakika) pişirip, tepsiyi fırından alarak, hemen servis yapın.

Kuşkonmaz Yerelması Salatası (İtalya)


1 limon (ortadan ikiye kesilmiş)
125 g yerelması (iyice kazınmış)
500 g kuşkonmaz (soyulup, yaklaşık 4 cm boyunda verevine kesilmiş)
1 tatlı kaşığı cevizyağı (ya da natürel zeytinyağı)
1 çorba kaşığı dereotu (doğranmış)

Bir kâseye yarısına kadar soğuk su koyup, içine yarıma monun suyunu sıkın. Yerelmalarının kabuklarını soyup, dilimleyerek, tenceredeki limonlu suyun içine atın. Bir tencereye 2,5 cm yükseklikte su koyup, içine delikli buğulama kabı yerleştirin. Tencereyi ateşe oturtup, içindeki su kaynayınca, limonlu sudaki yerelması dilimlerini çıkararak, tenceredeki buğulama kabının içine yerleştirin ve üstünü örtüp, yerelmalarını bir bıçak kolayca batırtabilecek kadar (yaklaşık 5 dakika) buharda pişirin.
Tencereyi ateşten alıp, yerelması dilimlerini büyük bir salata kâsesine aktararak, kalan yarım limonun suyunu üstlerine sıkın.
Birtencereye 2,5 cm yükseklikte su koyup, ateşe oturtarak birtaşım kaynatın. Su kaynayınca kuşkonmaz parçalarını ekleyip, iyice yumuşayıncaya kadar (yaklaşık 4 dakika) pişirin. Tencereyi ateşten alıp, kuşkonmazları bir süzgeçte süzdükten sonra, soğuk su altında çalkalayın. Yeniden süzdürüp, birtabağa çıkarın. Üstlerine cevizyağını (ya da zeytinyağı) gezdirip, her yanlarını yağa iyice bulayın.
Kuşkonmazları geniş bir servis tabağına (ya da dört ayrı küçük tabağa) dizip, üstlerine yerelması dilimlerini yerleştirin. Dereotunu serpip, servis yapın.

Kuşkonmazlı Enginar (Fransa)


4 porsiyon
4 enginar (her biri yaklaşık 250 g),
iri taneli deniz tuzu
Kuşkonmaz:
200'er gram yeşil kuşkonmaz ve taze mantar,
2 diş sarımsak,
3 yeşil soğan,
3 yemek kasığı zeytinyağı,
150 gram krema,
tuz,
karabiber,
toz hintcevizi,
bir miktar nişasta,
8 kokteyl domatesi,
8 yemek kaşığı gravyer rendesi,
1 limon.

Enginarları yıkayın, saplarını koparın, deniz tuzu atılmış kaynar suda yaklaşık 20 dakika haşlayın. Yaprakların kolayca çekilince, enginarlar pişti demektir. Enginarları soğumaya bırakın, ortadan kesin ve içindeki tohumları çıkartın.
Kuşkonmaz: Kuşkonmazların sert alt kısımların kesin. Kuşkonmazları 3 cm uzunluğunda parçalara bölün. Mantarlar ayıklayarak yıkayın ve dilimleyin. Soğanları ve sarmısağı kıyın ve kızgın yağda çok az kavurun, mantarları atın ve 1 dakika kızartın. Kuşkonmazları, kremayı ve baharatı ilave edin, kapağı kapatın ve 15 dakika suyunu çekinceye kadar pişirin. Sebzeleri delikli kepçe ile sostan çıkartın. Sosun suyunu çektirin, gerekirse su ile karıştırılmış nişasta ile koyultun. Sebzeleri tekrar katın. Enginarları ısıya dayanıklı bir servis tabağına yayın, içine soslu kuşkonmaz koyun, yarılanmış domates ile garnitür yapın, birer yemek kaşığı peynir rendesi serpin. Izgarada kızartın. Limon dilimleri ile servis yapın.

KUŞKONMAZLI ERİŞTE


4 kişilik Malzeme
500 g yeşil kuşkonmaz,
1 demet fesleğen,
2 katı yumurta,
40 g tereyağı,
500 g erişte,
100 g krem şanti,
30 g gorgonzola peyniri,
beyaz biber,
hindistancevizi pudrası,
1 tatlı kaşığı limon suyu.

1. Kuşkonmazları soyarak 3-4 cm uzunluğunda doğrayın. Fesleğeni soyarak ayıklayın, garnitür için bir kaç yaprak ayırın, gerisini kıyın. Yumurtaları soyarak küp halinde doğrayın ve kıyılmış fesleğenin yarısı ile karıştırın.
2. Tereyağı eritin, kuşkonmazları tencerenin içine koyun, kapağı kapatın ve 8-10 dakika sote edin. Erişteleri bol tuzlu suda dişe gelir şeklinde haşlayın. Haşlama suyunu dökün.
3. Kremayı kuşkonmazlara karıştırın, gorgonzola peynirini içine atıp devamlı karıştırarak eritin. Tuzunun, karabiberini ve limon suyunu ayarlayın. Hindistancevizi pudrası ve kıyılmış fesleğeni katın.
4. Erişteleri kuşkonmazlara karıştırın, üzerine buz parçaları serpiştirin. Kalan fesleğen ile garnitür yapın.

Kuşkonmazlı Jambonlu Kiş (Fransa)


(Quiche)

4 kişilik
Hamur:
175 g un,
100 g tereyağı ya da margarin,
1 tutam tuz,
1 yumurta,
kalıp için yağ.
Üst:
600 g beyaz ve 400 g yeşil kuşkonmaz,
tuz,
1 tatlı kaşığı tereyağı,
1 tutam şeker,
3 yumurta,
150 g krema,
karabiber,
toz hintcevizi,
100 g eski Gouda peyniri,
jambon.

Hamur: Bütün malzemelerden hamur yoğurun. Hamuru 30 dakika buzdolabına kaldırın.
Üst: Beyaz kuşkonmazları tamamen, yeşillerinin sadece alt kısımlarını soyun, sert uçlarını kesin. Kuşkonmazları 3 cm uzunluğunda kesin. Beyaz kuşkonmazları kaynar tuzlu, şekerli ve tereyağlı suda 15-20 dakika pişirin, yeşilleri pişme süresinden 10 dakika önce atın. 28 cm çapında bir kalıbı yağlayın. Yumurtaları, krema, tuz, karabiber ve toz hintcevizi ile karıştırın. Peyniri rendeleyin, jambonu 1 cm eninde şeritleyin. Hamurun üçte ikisini kalıp büyüklüğünde açın. Hamuru döşeyin, çatalla birkaç kez delin. Fırını 200 derecede ısıtarak kalıbı koyun, 10 dakika pişirin. Kalıbı çıkartın, kenarına hamur döşeyin. Kuşkonmazları biraz peynir ve jambon ile kalıbın içine koyun, yumurtalı kremayı dökün, kalan peyniri serpiştirin. Quiche'i tekrar yaklaşık 30 dakika pişırin.

Kuşkonmazlı Kremalı Somon Balığı


http://migros.com.tr

300 gram dilimlenmiş somon
300 gram haşlanmış kuşkonmaz
2 yek kaşığı tereyağı
2 yemek kaşığı zeytinyağı
1 su bardağı krema
1/2 çay bardağı dövülmüş ceviz
Konserve mısır
3-4 arpacık soğan
İnce kıyılmış taze kekik

Bir fırın tepsisine somon balığını alarak yağ, tuz ve karabiber ekleyip 200 derecelik fırında 20 dk pişirin. Daha sonra tavada tereyağı ve soğanları soteleyin. İçerisine kuşkonmaz, mısır, ceviz, kekik, karabiber ve tuzu ilave edip soteleme işlemine devam edin. Sebzeleri pişirdikten sonra 1 su bardağı krema ekleyerek 2 dk daha pişirin ve ocaktan tavaya alın. Servis tabağına kremalı sebzeleri alın ve üstüne somon balığını ekleyip servis edin.


Kuşkonmazlı Mantı


6- 8 adet Kuşkonmaz
Yarım adet Yufka
1 parça Taze Zencefil (Ceviz Büyüklüğünde)
1,5 çorba kaşığı Zeytinyağı
2 diş Sarımsak
Pulbiber
Karabiber
Tuz
Yoğurt
Sumak
Zeytinyağı (Kızartmak İçin)

Kuşkonmazların odunsu sap kısımlarını inceldiği yerden koparın ve küçük parçalar halinde doğrayın. Ceviz büyüklüğünde zencefil ve iki diş sarımsağı da incecik doğrayarak, bir buçuk çorba kaşığı zeytinyağında kuşkonmazlara birlikte çevirin. Üzerine damak zevkinize göre karabiber, pul biber ve tuz ekleyip karıştırın ve tavanın altını kapatın.
Tezgaha yarım yufkayı serip bıçakla, üçgenlere ayırın. İçine 1 tatlı kaşığı kuşkonmazlı harçtan koyup, kenarlarını kıvırmadan sarıp rulo yapın. Daha sonra iki ucunu çevirerek birleştirip halka haline getirin bir iki damla suyla birbirine yapıştırarak kızartırken açılmamasını sağlayın.
Bu şekilde halkalar yaptıktan sonra, bir tavada kızdırdığınız zeytinyağında, altın gibi kızarana kadar çevirin ve fazla yağlarını almak için havlu peçeteye çıkarın. Çıtır çıtır mantıların servisi için yoğurt ve sumak vazgeçilmez ikili oluyor. Üzerine çırpılarak akışkan krema haline getirilmiş yoğurt gezdirin ve sumak ile servis edin.


Kuşkonmazlı Peynirli Graten (Hollanda)


4 porsiyon
1 kilo yeşil kuşkonmaz,
tuz,
1 tutam şeker,
1 tatlı kaşığı tereyağı,
125 gram eski Gouda peyniri,
1 çay bardağı krema,
1 paket sos hollandez,
125 gram tereyağı,
toz hintcevizi,
karabiber,
Worcester sauce,
maydanoz.

Kuşkonmazların alt kısımlarını soyun, sert uçlarını kesin. Kuşkonmazları kaynar tuzlu suda tereyağı ve şeker ile 12 dakika haşlayın. Peyniri rendeleyin, kremayı çırpın, sosu paketteki tarife göre hazırlayın. Peynirin yarısını sosa karıştırın, hintcevizi, tuz, karabiber ve Worcester sosu ile tadlandırın. Suyu damlatılmış kuşkonmazları bir kalıba koyun, üzerine sos dökün, kalan peyniri serpiştirin ve fırında kızartın. Maydanoz ile garnitür yapın.
Haşlanmış tuzlu patates ve jambon ile servis yapın.

Kuşkonmazlı Tart


250 gr un
50 gr Peynir (Gouda, eski)
125 gr margarin
1 tutam deniz tuzu
500 gr Kuşkonmaz, beyaz
Tuzlu su
200 gr Jambon
100 gr Ramsons (yabani yeşil sarımsak)
2 adet yumurta
200 gr ekşi krema
Tuz
Karabiber
1 adet küçük hindistancevizi
125 gr tatlı krema

Tart hamuru için unu soğuk ufak parçalar halinde margarin, eski gouda peyniri, 2 adet yumurta, ekşi krema ve tuzunu ekleyip hep birlikte karıştırıp bir hamur elde edelim. Yarım saat kadar buzdolabına koyup dinlendirelim.
Üst harcı için bütün malzemeleri çiğden arzu ettiğimiz büyüklükte doğrayarak bir kaç içerisinde birleştirip baharat ve tuzu atıp harmanlayalım.
Dolaptan çıkardığımız hamuru yağlanmış tart kalıba bastıra bastıra kalıba göre serelim üstüne hazırlanan malzemleri yayalım.
Üstüne tatlı kremayı dökelim sonra hindistan cevizi serpelim.
Önceden ısıtılmış 180 derecelik fırında krema kızarana dek pişirelim ılık olarak kare parçalar halinde kesip servise hazırlıyalım.


Osmanlı Mutfağı


Kültür ve Turizm Bakanlığı

Bir zamanlar, Asya'dan Anadolu'ya doğru akan Türk boyları, eski uygarlıkların mayaladığı bu topraklara Uzak Doğu'da oluşan o zengin kültürü büyük bir ustalıkla ve yol boyu, geçtikleri her ülkeden aldıkları malzemeyle zenginleştirerek taşımışlardı. Bu hareket sırasında elbette mutfak kültürüne de gereken yeri vereceklerdi. "Açları doyurun, çıplakları giydirin, yıkılanları yapın, az halkı çok edin" gibi kutsal öğütlerle yola çıkan göç kafilelerinin yeni vatandaki görevleri kendilerine böylece bildirilmişti.
İşte, yıllar sonra Anadolu ve Rumeli'nde gelişen Osmanlı kültürü ve de bu kültürün önemli bir bölümünü oluşturan mutfak ve yemek töreleri Asya Türklerinin tarihsel birikimiyle birlikte oluştu, gelişti ve ünlendi.Bu hareketli kültür birikimini yeni vatanda geliştirecek, destekleyecek ve üretkenliğini arttıracak bir çok eleman vardı.
Yeni toprak, her şeyden önce üç ayrı denizle çevrilmişti:Karadeniz, Akdeniz, Ege Denizi.Bu üç deniz bütün mal varlıklarını Anadolu göçmenlerinin emrine sunmuştu ve bu üç denize bağlı iki boğaz (Çanakkale ve İstanbul Boğazları) ve de onları birbirine bağlayan Marmara Denizi, bir yandan kendine özgü bereketi ile bir yandan da Anadolu'da, dört mevsimi bir arada yaşamanın özellikleri ile, Batı'da bahar keyfi sürerken, Güney'de yaz, Karadeniz'de ılıman bir sonbaharı yaşama imkanını kullanarak, ülkenin bütününü, her mevsim taze sebzeler ve değişik meyvelerle donatıyordu.Bizler de, bugün bile aynı keyfi yaşamıyor muyuz?
İşte bu nedenlerle Osmanlı mutfağının ve yemek kültürünün özelliklerini, tarihsel kültürel birikiminin verdiği çeşitlilik ve coğrafyanın ve iklimlerin verdiği zenginlik ve de denizlerin, göllerin getirdiği bereketle birlikte incelemek ve düşünmek gerekiyor sanırım.Bu koşullar, Osmanlı yemek kültürünü dünyanın üç büyük mutfağından biri olma kıvamına getirdi.
Yaşadığımız günler, yaşadığımız koşulların büyük değişimleri nedeniyle bu kültür elbette durmadan yenileniyor."Kalıcı olma" şansı her gün biraz daha azalıyor.Bugün tüm dünyada insanlar evlerinde ve aile sofralarında birlikte yemek keyfini çok az bulabiliyorlar.
Gelişen iş töreleri, sıcak yemek alışkanlıklarını, ayakta yenen "tost, sandviç" gibi kuru yemeklere dönüştürülüyor, davet yemekleri daha çok lokantalarda veriliyor.Çağdaş tıp, eskilerin en çok sevdiği yağlı yemeklere, hamur işlerine, hamur tatlılarına iyi gözle bakmıyor, fazla kilolu olmaktan korkanlar devamlı "diyet" gayretiyle kolay yemeklere önem veriyor.Ve böylece...Yeni dünyanın yemek sistemi kendi kurallarına göre, eski sistemden ayrılıyor.
Ama, eski sisteme de dikkatle bakıldığı ve araştırmalar yapıldığı zaman onların da, özellikle sağlık açısından bir çok tedbirleri olduğunu, o günlerin koşullarına göre bazı kurallar ve kararlarla bu konuyu yürüttüklerini görüyoruz.Madem ki bizim konumuz Osmanlı mutfağı...Bu konularda, ne demiş Osmanlı'nın akıllısı biliyor musunuz? Ne demiş? Yemekten, içmekten, tatlıdan, tuzludan söz açıldığında... o bolluk ve bereket sofralarında... Haber vermiş ki:
"Az yiyen melek olur
Çok yiyen helak olur"
Aman dostlar dikkat.Aman!O zamanlar, buna benzer vurgulu sözleri usta hat sanatçıları o sanat eseri olan süslü yazılarıyla yazan, zarif levhalar yaparmış. Akıllı ev sahipleri de bu levhaların bir iki tanesini yemek odalarının duvarlarına asarmış:
"Az yiyen her gün yer
"Çok yiyen bir gün yer" gibi.
"Ağız yer, yüz utanır" gibi.
Çok yemek yemenin insanın işine yaramayacağını anımsatan aşağıdaki dize gibi.
"Neler yedi neler yedi bu diş"

AİLE SOFRASI
Osmanlı ailesi günde iki kez yemek yiyor.Kuşluk yemeği - Akşam yemeği.Bu tür sofranın merkezi babadır.Büyük anne ve büyük baba (varsa) babanın iki yanına oturur.Anne, çocukların arasındadır.Onlara yardım eder.Sofra örtüsü yere yayılır, üstüne genelde altı ayaklı bir tahta konur.Onun üstüne de büyük yemek sinisi
Kaşıklar sininin çevresine sıralanır.İslam peygamberinin aile sofrası için önemli bir buyruğu vardır:"Yemeklerinizi ailenizle birlikte yiyin.Çünkü, o yemeğin bereketi vardır" diye buyrulmuştur.Aileler bu buyruğa genelde önem verir ve uygularlar.Sininin çevresine minderler dizilir, sofraya oturanlar sağ kolları sofaya dönük olarak minderlere, hafif bir çaprazla oturur.Sürahi yerde, sofra örtüsünün üstündedir.
İlk yemek genelde çorbadır ve büyücek bir bakır kase içinde sofraya gelir.Babanın seslice bir besmelesi ile yemek başlar.Bu sofralarda, yemek sırasında pek konuşulmaz. Yüksek sesle gülünmez, yemeği beğenmeyen, sevmeyen biri varsa, bunu açıklamaz.Kesinlikle ağız şapırdatılmaz ,ekmek ısırılarak değil koparılarak yenir.
Asık suratlara ,durumu usulca bildirilir.Sofrada su içmek isteyen olursa, gençlerden biri bardağına suyu koyar.Ve o, suyunu bitirinceye kadar, sofradakiler bekler, su içenin yemek hakkı böylece korunur.Yemekler aynı kaptan yenir.Bu sofralarda çatal ve bıçak yoktu.Sofra töresi ancak Tanzimat'la birlikte değişmeye başlamış ve herkes tabağına konulan yemeği çatal ve bıçak kullanarak yemeği zamanla öğrenmiştir.
Çorbadan sonra et yemeklerinden biri, yanında pilav, ardından ya bir soğuk yemek ya bir börek, sonra da tatlı türlerinden yada meyvelerden bir tabak, tepsiye gelir.Yemek sonunda baba şükür duasını ettikten sonra herkes tuzluktan bir tutam tuz alarak ağzına atar ve yemeği pişirene "Anne elinize sağlık" gibi, "Çok güzel olmuş" gibi bir teşekkür deyimi söyler.
Sonra, evin yetişmiş genç kızı büyüklere kahve yapmak üzere mutfağa geçer.Büyük anneler, babalar oturuyorken, sofradan kalkanlar, sırasına göre, sinideki sofra eşyasını toplar ve mutfağa götürürler. Yerde ekmek kırıntısı asla bırakılmaz.

MİSAFİR SOFRASI
Genellikle yakın akrabalara, arkadaşlara, komşulara verilen davetlerde yemek töresi bazı küçük değişikliklerle gerçekleşir. Ailenin ve davet edenlerin yakınlığına göre ve kişilerin seçimine göre bu davetler ya kadınlar için ayrı, erkekler için ayrı sofralarda verilir; ya da sofralar aynı odalarda kurulabilir. Bir üçüncü ihtimal, kadın sofralarının gündüz evde, erkek yokken yapılmasıdır.Erkek sofraları gece işten sonra verilir.
Yemeğe davet eden, "filan akşam yemeği bizde yiyelim, Allah ne verdiyse" gibi alışılmış sözle işi bağlar.Konuklar yemeğe gelirken "teşekkür babında" konuk evine yada evin çocuklarına uygun bir armağanla gelirler.Yalnız erkeklerin olduğu davetlerde bu armağan töresi pek yoktur.Konuk hanım, paketi ev sahibi arkadaşına "Size layık değil ama" gibi bir küçültme ifadesiyle uzatır.Ev sahibi hanım da, "Ne zahmet ettiniz aşk olsun" diye karşılar, teşekkür eder.
ok eskilerden başlayarak, bu sofralarda konuklara önce bir kaşık bal sunulurdu.Ya da reçel.Bu ikram, "Tatlı tatlı konuşalım, tatlı tatlı yiyelim" deyiminin balla ifadesi olarak kabul edilirdi.Bir de aileye, adı "Tanrı misafiri" olan ve yemek vakti habersiz gelenler olurdu.Onlara ilk sorulan soru "Yemek yediniz mi" ya da "Aç mısınız" dı.
Eve sahibi telaşlanmaz, zora girse bile öfkesini (varsa), asla belli etmez, "Misafir umduğunu değil, bulduğunu yer" diye, konuğunu sofraya oturturdu. Arada, gelen konuk yeterince doymadı endişesiyle, salata gibi, peynir gibi yan yemeklerden birini uzatır, konuk, "istemem, doydum" gibi bir nedenle kabul etmeyince:
"Misafir ev sahibinin kuzusudur, üzme beni al" gibi bir ısrarla salatayı yada peyniri ya da onlar gibi bir yiyeceği konuğunun önüne sürerdi.Haberli ya da habersiz, misafir sofrasındakilerden biri su ister ve içerse suyu verene "Su gibi aziz ol" diye teşekkür eder ya da kendinden genç biri su vermişse "Berhüdar ol, oğlum" ya da "kızım" der, gülümserdi.
Sofraya, ailenin parasal durumuna, yaşadığı şehre ya da yöreye göre kış günleri çorbayla başlayan yemek, et türlerinden biriyle devam eder, ardından pilav gelir, soğuk yemekler ya da börekler, tatlılar birbirini kovalar, her şey bitince konukların en yaşlısı teşekkür eder, küçük bir dua okur, sonra da burada okuyacağınız şiirsel bir ikramla yemek olayını kapatırdı.
Yağsın sofranıza nur
Kaza- bel', bu evden geri dur
Evin sahipleri olsunlar mamur.
Bu sofralarda sıkça tekrarlanan teşekküre ait deyimler:
Konuk, evin bereketidir. Var olun, sağ olun.
Misafirin baş üstünde yeri var.
Türk'e selam ver, sen yiyeceğini düşünme.
Peynir ekmek, hazır yemek...Ve en güzeli de: "Yiyeceğini değil, yedireceğini düşün" anımsatmasıdır.

TOPLU YEMEK SOFRALARI
Geleneksel kuruluşlarımızın yaşam biçiminden doğduğu belli olan toplu sofra töresi asker ocağında, tekke, dergâh ve zaviyelerde, okullarda, kervansaray ve hanlarda gerçekleşmiştir.Bu sofralarda yemek parası genellikle vakıflardan ödenirdi.
Yemek zamanı, görevlisi tarafından bina dışında uygun bir yerden, yüksek sesle yapılan "sofraya sal ya huuu" çağrısı ile duyurulur, o binadaki herkes işini bırakır ve kimseyi bekletmemek için hemen elini yıkayıp yemekhaneye giderdi.
Herkes bu sofralardan hangisine oturacağını bildiği için hiyerarşideki yerine oturur, saygıyla, edep kuralları içinde, ortak peçete diyebileceğimiz uzun, "yağlık" adlı el dokuması örtünün, önüne gelen bölümünü dizlerine örter, sofra büyüğünün besmelesini beklerdi.Hemen bütün kaşıklar birden o kocaman çorba kasesine dalar ve yemek töreni böylece başlardı.
Aile sofrasının kuralları burada da geçerliydi.Konuşma, gülüşme, yemek seçme, ekmeği ısırarak yeme başkalarının hakkına el uzatma yoktu.Yemek bitiminde toplumun büyüğü ya da onun seçtiği biri yemek dualarından birini okur, sonra da bir tutam tuz ağza atılırdı.Toplu yemek sofraları doğal olarak erkeklerin yemek yediği yerdi ve kadınlar bu sofralara katılamazdı.

İMARETHANELER
Toplu yemek türlerinden biri de Osmanlı'da yoksulları doyurmak için kurulan ve adı İmarethane olan mutfaklardı.Bu kuruluşların kökeni İslam'ın "zekat ve fitre" gibi dini vecibelerinin yerine getirilmesine dayanıyordu.İmaretlerde parasızdı yemekler ve onların masraflarını zenginlerin bir araya getirdiği vakıflar üstleniyordu.
İstanbul'daki İmarethanelerde günde en az 4-5 bin kişiye yemek verilirdi.Bayram ve şenlik günlerinde çoğalırdı bu rakamlar.
İmarethane açan kişiler mülklerini kurdukları imarete bağlamaya mecburdurlar.Bu zorunluluk imaretin devam etmesini sağlamak için gerekliydi. İmaretlerin yaptığı ekmeğin özel bir adı vardı:Fodla.

KAHVE TÖRESİ
Hangi yemekten sonra olursa olsun, kahve vazgeçilmez bir son noktadır.Günlük hayatta da önemlidir.Türk kahvesinin özellikle o dönemde kendine has nükteleri, deyimleri, töresi vardı.Kahve tiryakisi, kahve ocağı, kahve falı, kahve fincanı ve.. "Bir fincan kahvenin kırk yıla varan hatırı".. Kahve çeşitleri de vardı:Sade kahve, şekerli kahve, orta şekerli (Bir adı da adeta) az şekerli kahve..
Bir de zamana göre içilen kahveler vardı.Sabah kahvesi (İki türlü olur).Biri yataktan kalkar kalkmaz içilir.Öbürü kuşluktan az önce.Bu kahveler bazen "sütlü kahve" de olur.Yorgunluk kahvesi, fal kahvesi, dedikodu kahvesi, mola kahvesi, yemek sonu kahvesi gibi...
Türk töresinde yemeğe konuk çağırmak genellikle: "Hiç değilse bir acı kahvemizi içmek için buyurun" diye yapılırdı.Bir de ne zaman tiryakilerle, kahve ve sigara bir araya gelir, tiryakiler:
"Kahve tütün
Keyifler bütün".. diye hoşluklarını ifade ederlerdi.Bu arada yemek arkasından kahve yerine çay içenleri de unutmayalım.
Çayı icat etti bir Pir
Sabahları iki, akşamları bir...diye tanıtırlardı çay lezzetini.

EKMEK VE ÖTESİ
Osmanlı'da ekmek önceleri ev fırınlarında, komşu hanımların birbirine yardımıyla, belli günlerde, daima kadınlar tarafından yapılan ve pişirilen bir nimetti.Sanıyorum ki, Türk mutfağında ekmeksiz bir sofra hiç düşünülememiştir.
Ekmek, buğdaydan, çavdar unundan, mısırdan, kepekten yapılır; somun, pide, şepit, bazlama, yufka ekmeği gibi çeşitleri vardır.Karadeniz'in mısır pastası denilen mısır unu ekmeği ve İstanbul'un francalası incelmiş ekmek türlerinden sayılırdı. Zaman elbette ekmeklerimizle de oynamakta ve kendine uygun değişiklikleri yapmakta.Pide ekmeğini, söz gelimi, insanlar artık yalnız ramazan ayında görüyorlar.
Osmanlı, Batı yaşamından etkilenmeye başladıktan sonra ekmek üretiminden de değişim başlamış ve ev fırınlarındaki ekmek üretimine karşılık çarşı ekmeği gündeme gelmişti.Çarşı ekmeğini ev kadınları önceleri sevmediler.Hatta ayıpladılar.Ev dedikodularına, "onlar çarşı ekmeği yer" lafı bazen ayıplama olarak, bazen de alay etmek için kullanılan bir deyim olmuştu...Ekmeğini evinde yapan veya yaptıran hanımlar sıkıntılarını şu deyişlerle ifade ederlermiş:
Samanlıkta saray oldu
Kadınlara kolay oldu.
veya:
Ekmek çarşıya düştü
Elâlem aç kaldı, küstü.
Ama aslında ekmek ne küstü, ne darıldı.Ekmek her haliyle vazgeçilmez bir yiyeceğimiz olduğu için ilk günden bugüne bütün zarafeti ve tadıyla sofralarımızın baş tacıdır.Öyle değil mi efendim?Öyle ise dilinmiş ekmeklerimizi soframıza koyar, biz de Osmanlı yemeklerinin sohbetine başlarız.

OSMANLI YEMEKLERİ
Fatih Sultan Mehmet'in babası 2. Sultan Murat zamanına kadar gerek halk sofralarında, gerek saray sofralarında yemek düzeni çok sade, çeşitler de çok azdı. Osmanlı mutfağının gelişip oluşması ancak 2. Murat döneminden sonra başlıyor.
Osmanlı yemekleri, biliyorsunuz, her zaman sofraların baş tacı olan çorbalarla başlıyor.Sağlıklı yemeklerin birincisi kabul edilen çorbalar et suyu, tavuk suyu, yoğurt; balık çorbaları da balık suyu ile zenginleştiriliyor ve pirinç, bulgur, tarhana unu, kuru ve taze sebzeler ve sebze kökleriyle kaynatılarak yapılıyor. Ve adeta, mideleri kendinden sonra gelecek yiyeceklere hazırlamak ve hazmettirmek için görevlenmiş sayılıyor.Düğün çorbası, yoğurt çorbası, tarhana çorbası, yayla çorbası ön sıralarda tutuluyor her zaman ve özellikle kuşluk yemeklerinin en hoşa giden çorbaları sayılıyor.
Sofraların temel yemeği olarak çorba ve ekmek öne alındığına göre çorbaların lezzeti ve sağlıklı içeriği olması elbette gerekliydi.Çorba konusu yazıya dökülmeye başlandığında sonu kolay kolay gelmiyor.O dönemlerin hamarat hanımları sadece çorba isimlerini sıralamaya kalktıkları zaman çorba türlerinin sayısı yüzü kolay kolay geçiyor.
Çorbanın önemi Osmanlı'da o kadar belli ki evlenme yaşındaki kızların anneleri ve büyük annelerin en büyük korkusu, kızının "adam gibi çorba pişirmeyi bile bilmiyor" diye evde kalmasıydı. Ve bu konuda annesi gibi düşünmeyen kızlara verilen nasihat:
"Akılsız başa söz neylesin
Tatsız çorbaya tuz neylesin
Ya baba evinde kalan kız neylesin" idi.

ET YEMEKLERİ
Koyun, kuzu, dana gibi kırmızı etler, balık, tavuk gibi beyaz etler, kümes hayvanları ve av etleri et yemeklerinin temel taşlarıdır.Salça, soğan, saramsak gibi yan malzemeyle tatlandırılan et yemeklerinin bir kısmı uzun sürede ve ağır ateşte pişer.Kebaplar, köfteler, fırında, mangalda, ızgarada pişirilir.Genelde, yörelere göre değişen ezmeler, taratorlar, turşular, yeşil salatalar ya da yoğurtla birlikte yenir.Patlıcan salatası, patates kızartması, şiş kebap ve döner kebabı mutlaka domates, biber ile birlikte sofraya gelir.
Genelde tandırda, güveçte, fırında, testide, kuyuda (özel yapılır) şişte pişirilen et yemeklerinin yanında ya da ardından pilavlardan bir pilav da bulunmalıdır.Tavuk ve aynı türün çeşitleri olan hindi, kaz, ördek vb. hayvanların etleriyle yapılan yemeklerin bu sofralardaki yeri de önemlidir.Özellikle misafir sofralarının unutulmaz yemeği olan çerkez tavuğu, hindi dolması, lezzeti eşsiz yemeklerdendir.
Ayrıca, et yemekleri içinde sayılan Marmara'nın lüferi, palamutu, tekir, pisi, dil balıkları ve izmarit-istavrit balıkları, Karadeniz' in kalkanı...Ama asıl sayısız pişirme çeşidi olan hamsisi; Ege'nin çupurası deniz yemeklerinin seçilmişleridir.
Balıklar, tavası, ızgarası, çorbası, buğulaması, tuzlaması, kurutması, fırınlaması yapılan, sağlık açısından da lezzet çeşitleri açısından da çok önemli olan et yemekleri arasındadır. Özellikle padişahların bir çoğunun sevdiği yemeklerdir bunlar. Maraş, Adana, Urfa'da yapılan kebaplar, sonradan bütün ülkeye yayılıyor.Hünkarbeğendi, imambayıldı, papaz yahnisi, çerkez tavuğu, kadınbudu gibi yeni ve yapımı önemli olan yiyecekler sofraları süslüyor. Yerel yemeklerin seçilmişleri ülke içinde yayılmaya başlıyor ve tatlı konuşanlar, yiyeceklerin de tatlısını isteyince Türk mutfağında şenlik zamanla büyüyor.
Elbette hepsi bu kadar değil. Biz ilk elde aklımıza gelenleri anımsattık sizleri.Kıyı şehirlerinde tabii balıklar ve diğer deniz ürünleri.. Tatlı sularda yine balıklar.. Izgarada, tavada pişen türleri. Tuzlamaları, kurutmaları...Bu zenginlikte elbette yazımızın başında konuştuğumuz ülke coğrafyasının, mevsimlerin ve toprağın veriminin çok büyük etkisi var.
Ama herkes bilir ki Karadenizlinin tek tutkusu olan hamsi balığı: tavası, ızgarası, fırınlanmışı, çorbası, yahnisi, buğulaması, tuzlaması ve kurutulmuşu (füme) ile tüm balık türlerinin önüne geçmiş ve birincilik yarışını kazanmıştır.

PİLAVLARA GELİNCE
Et yemeklerinin çoğuna, kuru fasulye gibi kurutulmuş sebzelerin hemen hepsine eşlik eden pilav türleri yalnız pirinç değil, bulgurla ve kuskuslu da yapılır.Sade pilav, domatesli pilav, bademli, fıstıklı, üzümlü, bezelyeli, patlıcanlı, tavuklu türleri vardır.Bu çeşitli yemekler Osmanlı mutfağında, özellikle saray mutfaklarında doğmuştur.
Pirinç pilavları değişik pirinç türlerine göre yapılır.Düğünlerde zerdeyle birlikte ikram edilir.Yalnız Osmanlının değil, Türklerin tümünün vazgeçilmez yemeklerinin başında gelir pilav.Meraklı Osmanlı hanımları 27 çeşit pirinç pilavı yapıyorlardı mutfaklarında.Aside, beyinli, bezelyeli, domatesli, düğün pilavı, lapa, patlıcanlı pilav, sade, salma, şehriyeli, tavuklu ve daha da neler..

SEBZELER
Osmanlı sofraları etli ya da zeytinyağlı sebze yemeklerinde inanılmaz bir zenginlik taşır.Başta fasulye türleri gelir, ardından 40 türlü yemeğiyle patlıcan. Arkası saymakla bitmez.
Domates, biber, lahana, patates, bakla, kabak, ebegümeci, enginar, havuç, ıspanak, karnabahar, kereviz, kuşkonmaz, semizotu, mûlukiye, yer elması, pırasa.Başka, unuttuklarım da olabilir.Kuru sebzeler ise, bakla, bamya, barbunya, kuru fasulye, mercimek, nohut, bezelyedir.Bu yemeklerin etli ve sıcakları sırada öndedir, zeytinyağlılar arkada.Mutfağın tel dolabında sırasını bekler.

YA HAMUR İŞLERİ
Tükenmez bir konu olan Osmanlı mutfağının hamur işleri, börekler ve hamur tatlıları olarak ikiye ayrılır.Börekler sıcak yemektir genelde.Fırında yapılır ya da tavada pişirilir.Hamur arasına konulan malzeme ise , kıyma çeşitli peynirler ve ıspanaktır.Ramazan sofralarının vazgeçilmez yiyeceklerinden biridir börekler.O zamanlar börek yufkaları da evlerde yapılıyordu.Oklava ile açılan hamurlarla.Evin özel ekmek fırını yoksa tepsiler, üstü örtülü olarak çarşı fırınına gönderilirdi.Bu böreklerin adı tepsi böreğiydi.
Tava böreklerinin en güzeli sigara böreğiydi.İçi kaşar peyniri rendesiyle doldurulan sigara börekleri kızartılır, içkili sofraların pek hoşuna giderdi.Genelde, peynir, ıspanak, kıyma, sütle yapılan börekler bazen tek yemek olarak bile (ama yanında mutlaka ayranla) o sofraların doyurucu yemeği oluyordu.Hoşaf da, özellikle ramazanın sahur yemeklerinde sofraya gelirdi.Ya da tükenmez adlı meyve sularından evde yapılan o harika içecekle yenirdi.

VE DE OSMANLI TATLILARI...
Üç türlü tatlısı var bu Osmanlının.Yani ağzının tadını bilenlerin. Hamur tatlıları, süt tatlıları, meyve tatlıları.Bir de, az önce adını ettiğimiz baklavalar.Baklavaların temel maddesi unla açılan ince yufkalar, yağ şeker ve bal. Bir de fındık, fıstık, cevizden biri ve kaymak. Baklava türlerinin hepsi fırında pişer. Karadenizli kadın, bayramlarda şeker yerine konuklarına baklava ikram ediyor ve konuğuna baklava tabağını uzatırken de usulca:
"Buyur, 60 yaprak yufkayla yaptım" diye gülümsüyor.60 ince yufkayı düşünün.Bu sayı bazen 70, bazen 80'e doğru da gidiyor.Süt tatlılarıysa, muhallebi, sütlaç, kazandibi, tavukgöğsü, keşkül ve güllaçtır.Keşkül, davet-ziyafet yemeği olarak başta gelmiştir sofralarda.Kazandibi ve tavukgöğsü uzun süre çarşı imalatı olarak yapılmıştır.
Güllaç ise, ramazan sofralarının baş tatlısıdır.Malzemesi çarşılarda hazır satılır., evlerde evin hanımı sütle pişirir güllaç tatlısını.Azıcık ılık sütün içinde gelir sofralara. Kaymağıyla beraber.Ramazan sofralarının en saygı gören tatlısı, tabii güllaçtı.Günümüzde güllacı seven, pişirmesini bilen kimse kaldı mı bilemiyorum.
Ama yemek ve tatlı seçiminin ustası olanlar yine de keşküle dayanamıyorlar.Süt tatlılarından en duyarlılarından biri olan keşkül Ankara'nın son Osmanlılarından olan rahmetli Vehbi Koç ile babamın, en sevdiği tatlısıydı.Bütün bunlar unutulup gidiyor.Ne yazık ki sofralarımızın şimdi yabancı sofralara dönüştü.En azından Konya'nın "etli ekmeği" İtalya'nın pizzası oldu sanki.
Ama...Osmanlı sofralarının en yaygın tatlısı aşuredir.Aşure, bir tören tatlısıdır.Genellikle muharrem ayının onu ile yirmisi arasında yapılır.Bu tarihin Kerbela Vak'ası günleri ile ilişkisi olduğu söylenir.Söylencelere göre Nuh Tufanı'nın bitiminde, gemideki yolculara, kilerdi kalan son yiyecekler bir araya getirilerek yapılan ve kurtuluşun kutlandığı son yemekte yenilen aşure kırk türlü malzemeyi içerir.Eski günlerin evlerinde bu kırk türlü malzeme okumalarla konurmuş kazanlara, tencerelere. İlahiler okunarak karıştırılırmış uzun süre.
Ve sonra, hemen her Osmanlı evinde bulunması âdet olan büyük aşure sürahileriyle komşulara dağıtılırmış, aşurenin bir kısmı.Bu ünlü tatlının başka hikayeleri de var. Muharrem ayının onuncu günü Adem baba ile Havva anamızın ilk tanıştığı günmüş.İlk aşure bu gün için pişirilmiş.
"Hayır öyle değil" diyenler de var. Onlara göre ise aşure, Adem'le Havva'nın cezalandırılıp yeryüzüne indirilmelerinden sonra (Hani Havva Ana Adem Babaya izinsiz ilk elmayı yedirmişti ya...) İşte bu nedenle dünyaya cezalı olarak yollanmışlar.
Ama bir gün Tanrı onları affetmiş. İşte o affın müjdesi olarak pişirilmiş ilk aşure...Biz bu nefis, ama yapımı hayli zor tatlıyı bir af tatlısı olarak değil, tatlıların şahı olarak çok seviyoruz, kim icad ettiyse Tanrı ondan razı olsun.

VE DE HELVALAR
Temel malzemeleri un ya da irmik, yağ, şeker, süt, kaymaktır.Doğumlarda, ölümlerde, askere giderken, hac dönüşünde, okula başlayan çocuklar için, yeni bir eve sahip olunca, okul bitince, yağmur dualarında, kuzunun sütten kesilme günü olan "yoğurt bayramı"nda, "çiğdem düğünü"nde (ilk çiğdemin görüldüğü gün) Osmanlı evlerinde kesinlikle çeşitli helvalardan biri yapılır ve eşe dosta dağıtılır.

RAMAZAN SOFRALARI
Türkler arasında 11 ayın bir sultanı diye anılan Ramazan ayının kendine özgü pek çok töresi vardır.Biz burada sadece bu törenin sofrasından söz edebileceğiz.Ramazan günlerinde de sofraların her gün iki türlüsü kuruluyor.Bir iftar sofrası.Öbürü sahur sofrası.İftar sofrası, saati belli olan ve akşam saatlerinde açılan sofradır.Genelde oruç açma zamanını ve sofraya daveti şehirlerde ve kasabalarda toplar patlatarak haber verirlerdi insanlara.
Top sesini duyanlar aile sofralarının töresine uyarak yerlerine otururlar ve oruç açarlardı.Yani bütün günü hiçbir şey yemeden geçirenler oruç bozarlardı.Ya birkaç yudum suyla. Ya bir zeytinle.Ramazan sofralarının ilki olan iftar sofrası iki aşamalıdır.Birinci aşama "İftariye" denilen ilk fasıl, ikincisi de yemeklerin yendiği ikinci fasıl.
İftariye, açlığın verdiği hızla yemeklerin üstüne atılmayı önlemek üzere tertiplenmiş çerez sofrasıdır bir anlamda.Küçük tabaklarda ve sahanlarda reçeller, peynirler, zeytinler ve benzeri yiyeceklerden teker teker alınır.Bunların yanında fırınlardan yeni çıkmış pideler vardır.
İftar sofrası bittikten sonra bir anda kaldırılır.O sıra akşam namazının okunma sırasıdır.İsteyenler ezanla gelen sese uyarak akşam namazını kılar. Sonra, yeniden hazırlanmış olan sofranın başına oturulur.Çorbadan sonra araya giren yemek normal sofralarda pek olmayan yumurta pastırmadır. Yalnız pastırma da olabilir.Bu pastırmanın pişiriminde bazı özellikler vardır.Soğanlı pişmesi gibi.
Saray sofralarında hemen her ramazan günü var olan pastırma evlerde her gün olur muydu bilemiyorum.Sonra gelen yemekler etle başlar ve genel olarak güllaçla biter.Belli saatlerde yenen sahur yemeği ikinci ve orucu karşılama yemeğidir.Sabaha karşı yenir. Bu yemeğin misafiri olmaz.Ev halkı arasında yenir.Gündüz, insanı susatmayacak, ama tok tutacak yemekler yapılır.Sahur sofrasında mutlaka hoşaf olur. Pilav, makarna, börek türleri bu yemeğin tutucu yemekleridir.
Hıdrellez gibi, bayram günleri gibi, ailede ölüm ayı gibi, düğünler, sünnetler gibi sayılı özel günlerde bazılarının özel bir yemeği vardır, o da pişirilir. Ama her zamanki yemek listelerinden seçmeler yapılır.Özel gün yemekleri ve tatlıları içinde dikkati çeken en önemli yemek helvadır.Doğum, ölüm, gurbetten gelme, gurbete gitme, sünnet, hastalıktan kurtulma gibi pek çok olayda... ya bir kazanç ve hoşluk sonunda ya da bir kayıp ve keder nedeniyle Osmanlı evlerinde mutlaka helva pişer ve eşe dosta ya helva dağıtılır ya da helvaya davet edilirdi.
Neden helva? Bunu bilemiyorum.Ama bu törenlerin baş oyuncusu bakıyorum her zaman HELVA.Osmanlı İmparatorluğuna ilk İngiliz büyük elçisi olarak gelen Sir Edward Burton'un İstanbul'da şerefine verilen ilk ziyafetin raporunda Kraliçeye yazdıkları için şunlar da var:
-Yaklaşık yüz türlü yemek saymış.
-Gül şerbetinin nefis lezzetini unutamıyormuş.
-Yemek bitince ellerini buhur suyu denilen, içinde öd ağacı, misk, sandalağacı ve çiçek suyu bulunan çok güzel kokulu bir suyla yıkamışlar.
Bir de: Her padişah, her ramazanda her on yeniçeriye bir büyük tepsi olmak üzere baklava yaptırıyor.Her tepsiyi iki yeniçeri saraydan alarak yeniçeri ocağına getiriyor.Ertesi gün bu gümüş tepsiler ve üstüne örtülen futalar saraya gönderiliyor.Yeniçeriler, yönetimden memnunsalar tepsilerdeki baklavaları kabul ediyorlar ve bitiriyorlar.Ama memnun değilseler, baklavalar olduğu gibi geri gönderiliyor. İşte böyle efendim.

SERVİS TAKIMLARI


Necip Usta

KUVER (COUVERT)
Yemek takımlarının yemelk yeme usulüne göre yemek masasının üzerine yerleştirilmesine kuver denir.
Kuver kelimesi binlerce yıl eskidir. Yemek bıçağı tunç devrinde ismi bilinmeyen birisi tarafından icat edildi. Kaşık beşbin yıl önce firavunlar tarafından icat edildi. Çatal onbeş ve onaltıncı asırlarda italyan Rönesansı zamanında icat edildi. Çatalın icadı ile devrin asilzadeleri artık yemek yemek için uzun kola ihtiyaç kalmadığını beyan ederk (Sofrada) KOMPLE KUVER kullanarak yemek yemeye başladılar. Zamanın meşhur firmaları altın ve gümüş çatal - kaşık - bıçak çeşitleri yapmakla ve zamanın asilzadeleri en iyi sofra takımlarına sahip olmakla birbirleri ile yarış ettiler. Bu durum hergün biraz daha tekamül ederek ve sadeleşerek günümüze kadar geldi ve tekamül ederek devam etmektedir.

KUVER TABAĞI
28-30 santim büyüklüğünde salonun dekoruna uygun umumi görüntü için masanın üzerine önceden konan tabak.

ÇORBA TABAĞI
23-24 santim büyüklüğünde çukur tabak. ET SUYU FİNCANI (KONSOME FİNCANI)
200 gr. likid alan iki kulplu fincana et suyu fincanı (Konsome Fincan) denir.

YEMEK TABAĞI
23-24 santim büyüklüğünde normal düz tabak.

DEŞER TABAĞI
20-21 santim büyüklüğünde yemek tabağından küçük düz tabaktır.
A - Tatlı Tabağı da denir.
B - Salata Tabağı da denir.

EKMEK TABAĞI
17-18 santim kutrunda düz yuvarlak tabak.

SOFRA TAKIMLARI BIÇAK ÇEŞİTLERİ

YEMEK BIÇAĞI
22-23 santim büyüklüğünde normal yemek bıçağı (Büyük bıçak da denir.)

STEK BIÇAĞI «STEAK»
21-22 santim büyüklüğünde yukardaki yemek bıçağının aynısı, eti iyi kesmesi için ağzının yarısı veya tamamı testere gibi tırtıllı bıçak.

BALIK BIÇAĞI
19-20 santim büyüklüğünde palet şeklinde keskin olmayan bıçak.

KÜÇÜK BIÇAK
19-20 santim büyüklüğünde yetnek bıçağının küçüğüdür. A - Küçük bıçak denir.
B - Desert (Tatlı bıçağı denir.) En çok kullanılan bıçaklardan birisidir. (Ordövrler, mezeler, tatlılar, meyvalar) bu bıçakla yenir.

MEYVA BIÇAĞI
Desert bıçağının küçüğüdür. Meyveyi soyabilmesi için daha keskindir. Her yerde bulunmadığı için yerine yukardaki desert bıçağı kullanılır.

PEYNİR BIÇAĞI
19-20 santim büyüklüğünde palet biçimindedir. Her yerde bulunmaz, yerine yukardaki Desert bıçağı kullanılır.

TEREYAĞI BIÇAĞI
17-18 santim büyüklüğünde iki şekil tereyağı bıçağı vardır. Küçük palet şeklinde veya yukardaki Desert bıçağının küçüğüdür.

HAYVAR BIÇAĞI
Havyan ekmeğin üzerine sürmeye yarayan 17-18 santim büyüklüğündedir. İki çeşittir. Birisi mala şeklinde, ikincisi ağzı sapına eşit küçük bıçaktır.

SOFRA TAKIMLARI ÇATAL ÇEŞİTLERİ

YEMEK ÇATALI
Normal 4 taraklı çatal yemek çatalı 20-21 santim büyüklüğündedir.

DESERT ÇATALI (Küçük çatal)
Normal yemek çatalının biraz küçüğüdür. 4 taraklıdır. Sofrada yemek çatalından sonra gelir. Küçük çatal, desert çatalı denir. Sofrada en çok kullanılan çatal cinsidir. Ordövr çeşitleri, tatlı çeşitleri, salata, bu çatalla yenir. 17,5-18-,5 santim büyüklüğündedir.

BALIK ÇATALI
Üç tarağı bulunan balık yemeye mahsus balık çatalı 18-19 santim büyüklüğündedir.

PASTA ÇATALI
Üç tarağı bulunan sol tarafındaki tarak biraz daha kalın olan 15-16 santim büyüklüğündedir.

MEYVE ÇATALI
Üç tarağı bulunan meyveye kolayca batabilecek sivri uçlu küçük çataldır. 17-18 santim büyüklüğündedir, her yerde bulunmaz yerine Oesert çatalı kullanılır.

SARDALYA ÇATALI
4 dişli palet biçimi çatal. Sardalyayı kırmadan alabilecek şekilde yapılmıştır. Çok nadiren bulunur ve* kullanılır.

SOSİS ÇATALI
İki ince uzun taraklı sivri uçlu çatal (Fazla kullanılmaz)

KUŞKONMAZ PENSİ
Kuşkonmazı kıstırarak yemeye yarayan pens.

SOFRA TAKMALARI KAŞIK ÇEŞİTLERİ

ÇORBA KAŞIĞI
20-21 santim büyüklüğünde çorba kaşığı.

KONSOME KAŞIĞI (ET SUYU KAŞIĞI)
17-18 santim büyüklüğünde yuvarlak ağızlı kaşık ülkemizde henüz yok. Bu kaşığın yerine tatlı kaşığı kullanılır.

DİSBIT KAŞIĞI (TATU KAŞIĞI)
7-18 santim büyüklüğünde çorba kaşığının biraz küçüğü tatlı kaşığı.

TATLI KAŞIĞI veya BUZLU ÇAY KAŞIĞI veya KOKTEYL KAŞIĞI
9-20 santim uzunluğunda uzun saplı çay kaşığı

ÇAY KAŞIĞI
3-14 santim büyüklüğünde normal çay kaşığı

KAHVE KAŞIĞI veya MOKA KAŞIĞI
Çay kaşığının biraz küçüğüdür (Kahve kaşığı) (Moca kaşığı denir) 11-12 santim büyüklüğündedir.

YUMURTA KAŞIĞI
Çay kaşığı büyüklüğünde rafadan yumurtalar için kullanılır. Bu kaşık olmadığı zaman yerine çay kaşığı kullanılır. 13-14 santim büyüklüğündedir.

DONDURMA KAŞIĞI
Çay kaşığı büyüklüğünde kürek biçimi düz ağızlı kaşık. 13-14 santim büyüklüğündedir.

SERVİSDE KULLANILAN TAKIMLAR
Yemek dağıtımı için kullanılan takımlara servis takımı denir. Servis takımları yemek yenen sofra takımlarından hem daha büyük hem daha kuvvetlidir. Yemek servis takımlarının yemek yenen sofra takımlarına uygun olması lâzımdır. Servis takımları bulunmadığı zaman sofrada yemek servisini normal yemek çatalı ve kaşığı ile yapabilirsiniz.

YEMEK SERVİS ÇATALI - YEMEK SERVİS KAŞIĞI
23-24 santim büyüklüğünde sofrada yemek dağıtmaya mahsus büyük kaşık ve büyük çatal.

SALATA SERVİS ÇATALI - SALATA SERVİS KAŞIĞI
25-26 santim uzunluğunda salata servisi için hafif çukur büyük çatal ve kaşık.

BALIK SERVİS ÇATALI - BALIK SERVİS BIÇAĞI
Balıkları servis etmeye mahsus 4 taraklı Mala biçimi çatal. Geniş ağızlı palet biçimi bıçak. 24-25 santim uzunluğundadır.

ET KESME ÇATALI - ET KESME BIÇAĞI
27-28 santim büyüklüğünde sofrada veya sofranın yanında et kesmeye mahsus sofra takımlarına uygun et kesrnfe bıçağı ve iki dişli et kesme çatalı.

ORDÖVR SERVİS ÇATALI - ORDÖVR SERVİS KAŞIĞI
Hors d'oeuvres servis etmeye mahsus geniş ağızlı hafif çukur 4 kısa dişli çatal ve düz ve iki yanı hafif köşeli kaşık.

KUŞKONMAZ SERVİS PALETİ
Kuşkonmaz servisi için ızgara 11 mala biçimi palet.

PİLİÇ KESME MAKASI
Daya ziyade aile sofralarında piliç kesmek için kullanılan makas.

TOST SERVİS ÇATALI
Üç taraklı büyük çataldır. Bugün çok nadiren kullanılır.

CEVİZ PENSİ
Avrupa'da peynir servisi ile kabuklu ceviz de servis ederler. Bu cevizleri kırma kiçin kullanılan kıskaç pens.

PASTA SERVİS PENSİ
Pastayı bozmadan kavrayabilecek geni; ağızlı pens.

ŞEKER PENSİ
Kesme şekeri tutmaya yarar şeker pensi.

SOS KEPÇESİ
Sofraya gelecek yemeğin yanında verilen sos (Salça) yi servis etmek için kullanılır.

PUDRA ŞEKERİ SERVİS KAŞIĞI
Altı süzgeç gibi delikli tırtıllı büyük kaşık. Pudra şekerini misafirin veya müşterinin önünde eleyerek servis etmek için.

SEBZE SERVİS KAŞIĞI - SEBZE SERVİS ÇATALI
Sebze servis etmeye mahsus hafif çukur, düz uçlu ve iki yan uçları hafif köşeli 23-24 santim büyüklüğündedir.

EKMEK BIÇAĞI
Sofrada ekmek kesmeye mahsus büyük bıçak. Daha ziyade Avrupa'da tipik lokantalarda kullanılır.

PASTA BIÇAĞI
Sofrad pasta dilimlemeye mahsus büyük palet biçimi bıçak

PAT SERVİS PALETİ
Su böreği, fırın makarna, lazanya v.s. gibi hamur işlerini servis etmeye yarayan palet.

PASTA SERVİS PALETİ
Tart tipi pastaları ve dilim gatoları servis etmeye yarayan mala biçimi palet. Bazen bir tarafı biraz keskindir.

DONDURMA BIÇAĞI
Parfe tipi kalıpta donmuş dondurmaları kesen büyük palet tipi bıçak.

ÇORBA KEPÇESİ
Sofrada çorba tevzii için kullanılır.

BARDAKLAR
Her sıvı kendi bardağında içilirse iştah açıcı olur. Zarif bir bardaktan içilen içecek içeni pişman etmez, zevk verir.

BALON BARDAK:
Yumurta biçimi bir balonu enine ortadan kesilmiş kabul edin. Dibine bir sap ilâve ederdeniz, bu bir balon bardak tipidir.

LÂLE TİPİ BARDAK
Yukardaki balon bardak gibi ağzına yakın kısmı hafif içeri girintili, ağzı gövdesinden daha geniş lâleye benzeyen bardak.

SU BARDAĞI
Su iki DL likid alan ayaklı balon bardaklarda veya düz ayaksız bardaklarda veya ayaklr lâle tipi bardaklarda içilir.

SOFRA TAKIMLARI FİNCANLARI
Fincanlar sofra takımlarının en az çeşidi olanıdır.

FİLTRE KAHVE FİNCANI veya FRANSIZ KAHVE FİNCANI veya AMERİKAN KAHVE FİNCANI
2 DL likid alan tek kulplu fincan

ÇAY FİNCANI
Yukardaki kahve fincanının aynısı 2 DL likid olanı tek kulplu fincan.

DÖMİ TAS KAHVE FİNCANI
Aşağıdaki Türk kahve fincanının aynısıdır. 1 DL likid alanı da vardır.

MOKKA TÜRK KAHVESİ FİNCANI
3/4 DL likid alan tek kulplu fincan.

SOĞUK KUŞKONMAZ ÇORBASI


500 gr kuşkonmaz (kazınıp, yıkanmış ve de doğranmış)
30 gr (2 çorba kaşığı) tereyağı
1 orta boy soğan (ince doğranmış)
3 çorba kaşığı un
1 litre (5 su bardağı) tavuk suyu
1 çay kaşığı tuz
1 kahve kaşığı karabiber
1 kahve kaşığı hindistancevizi
250 gr (1 su bardağı) krema

Yağı, orta boy bir tencerede, orta ateşte eritip, soğanları katarak 5-6 dakika, soğanlar yumuşaK ve pembe olana kadar kavurunuz.
Tencereyi ateşten indirip, tahta kaşıkla unu ekleyiniz. Karıştırarak pürtüksüz bir bulamaç yapınız. Tavuk suyunu, yavaş yavaş pürtükleştirmeden ekleyip tuz, biber, hindistancevizi ve kuşkonmazları katınız.
Tencereyi yeniden ateşe oturtup, sürekli karıştırarak çorbayı kaynatınız. Ateşin altını kısıp, ara-sıra karıştırarak 20-30 dakika, kuşkonmazlar yumuşayana kadar ağır ateşte pişiriniz.
Tencereyi ateşten indirip, çorbayı, orta boy bir kasenin üstüne oturtulmuş ince süzgeçten süzünüz. Tahta kaşığın tersiyle bastırarak kuşkonmazları da süzgeçten geçiriniz.
Çorbaya kremayı katıp, soğutulmuş büyük bir çorba kasesine (yada küçük kaselere) boşaltınız. Çorba ılmdıktan sonra buzdolabına kaldırıp, 2 saat soğuttuktan sonra servis ediniz.

Not: Soğuk kuşkonmaz çorbasını kabuklu ekmek yada grisini ile servis edebilirsiniz.

Somonlu Carpaccio (İtalya)


4 kişilik
MALZEME:
1 kilo beyaz kuşkonmaz,
80 gr. tere,
2 yeşil soğan,
4 tatlı kaşığı ceviz yağı,
4 yemek kaşığı ayçiçeği yağı,
2 yemek kaşığı limon suyu,
tuz,
karabiber,
bir fiske şeker,
300 gr. füme somon filetosu,
2 yemek kaşığı şeritlenmiş limon kabuğu

1. Kuşkonmazları tarife göre haşlayın.
2. Tereyi yıkayarak kurulayın, yarısını kıyın. Soğan, tere, yağ ve limon suyundan sos yapın, tuzunu, biberini ve şekerini ayarlayın.
3. Balığı ince dilimleyin. Dilimleri naylon folyonun arasında oklava ile incecik açın. Dilimleri tere ile tabaklara dizin.
4. Kuşkonmazları verev kesin ve balığın üstüne yerleştirin.
5. Sosu üzerine damlatın, limon kabuğu şeritleri ile garnitür yapın.

Sütlü Kuşkonmaz Çorbası


60 Gram margarin
1 fincan rendelenmiş hindistancevizi
60 Gram Un
Çeyrek Litre Süt (az yağlı)
100 lt Krema
1 Çimdik Tuz
500 Gram Kuşkonmaz
1 çay bardağı Kuşkonmaz suyu
1 küp abwürzen (baharatlı çeşni bulyon)
1 adet sarı biber
1 sap kuşkonmaz (çiğ)
7 bardak su

Kuşkonmazları tencereye koyalım 2 çay kaşığı tuz ve şeker ilave edip 7 bardak suyunu koyup 20 dakika. kaynatalım
soğuyunca kuşkonmazları rondodan geçirip geri tencereye koyalım abwürzen (baharatlı çeşni bulyon) atalım
bir tavada sana yağı eritelim unu kavuralım kavrulan unun üzerine sütü yavaş yavaş karıştırarak ilave edelim kremayı koyalım Kuşkonmaz suyu ilave edip tavayı kuşkonmazların üzerine dökelim tencerenin altını kısıp yaklaşık 5- 10 dakika kaynatalım servise yakın üzerine ince ince kıyılmış çiğ kuşkonmaz ile sarı biber ile rendelenmiş hindistanceviziniz serpelim süsleyip servise sunalım

ŞİFALI BİTKİLER


ALIÇ-CRATAEGUS OXYACANTHA
Özellikleri: Kalp ve damar ve sinir sistemine iyi gelir. Damarları genişletir ve tansiyonu düşürür.

AYI ÜZÜMÜ – ARETOSTAPHYLOS UVA URŞI
Özellikleri: Antiseptiktir, idrar söktürür. İdrar yolları hastalıklarında, mesane nezlesinde, idrar tutukluğunda, prostat büyüklüğünde , bel soğukluğunun yaptığı idrar yolları iltihabında.

ADİ PAPATYA – MATRICARIA CHAMOMILLA
Özellikleri: Kuvvet verir, uyarıcıdır, iştah açar, safra akımını düzenler, mikropları öldürür ve ağrıları keser. Dıştan; Deri ve saçların bakımında ve göz iltihabında kullanılır.

AYRIKOTU – AGROPYRUM REPENS PLANTES
Özellikleri: İdrar söktürür ve yumuşatıcıdır. İdrar yolları iltihaplarında, hazım yolları iltihaplarında kullanılır.

AYVA – CYDONİA VULGARİS
Özellikleri: İshallerde kullanılır.Yumuşatıcı ve barsak düzenleyicidir.

ADİ ARDIÇ – JUNİPERUS COMMUNİS
Özellikleri: Mide için kullanılır ve terletici özelliği vardır. Vücutta toplanan ve böbrekten herhangi bir nedenle atılamayan su birikintilerine karşı, damar sertliği, damla hastalığı, romatizma, hazım yollarının kuvvetsizliğinde ve çocuk vereminde .

ARAPSAÇI – ACHİLLA MİLLEFOLİUM
Özellikleri: Kan keser, safrayı çoğaltır, ağrıları keser, idrar söktürür ve antispasmodiktir. Varis ülserlerde, hemeroid, anus çatlaklarında, meme çatlaklarında, böbrek taşlarında, adet sancılarında kullanılır.

AT KUYRUĞU – EQİSETUM ARVENSE
Özellikleri: İdrar söktürücü ve kan kesicidir. Ağızdan gelen akciğer kanamaları, burun kanamaları, af yaraları ve verem hastalığında kullanılır.

ADAÇAYI – SALVİA OFFİCİNALİS
Özellikleri: Uyarıcı, terlemeye karşı kullanılır. Adet kanamalarını düzenler. Çok terleyenlere karşı kullanılır. Sinir zayıflığı, ishal, beyaz akıntı, şeker hastalığında kullanılır. Haricen; soğuk vurması, aft, saç kıran, iyileşmeyen yaralarda kullanılır.

BETUNİKA-KESTERE – STACHYS OFFİCİNALİS
Özellikler: Kuvvet verir, ateş düşürür. Mikroplu yaraları temizler ve varis ülserlerinde kullanılır, zayıflıkta ve romatizmada da kullanılır.

BALDIRIKARA-VENÜSSAÇI-ADIANTUM CAPILLUS
rı, şişlikleri iyi etmek için kullanılır.

ÇARKIFELEK – PASSIFLORA
Özellikleri: Uykusuzluk, zihin yorgunluğuna , nevrasteni, sıkıntı ve menapoza giren kadınların sinirli hallerinde kullanılır. Özellikleri: İdrar söktürür, öksürüğü keser, kadınlarda adet halini düzenler. Akciğer hastalıklarında kullanılır.

BEYAZ NİLÜFER – NYMPHAEA ALBA
Özellikleri: Sinir sistemi sakinleştiricisidir, kalp ve solunum kuvvetlendiricidir, uykusuzluğu giderir.

BEŞPARMAKOTU – POTENTILLA REPTANS
Özellikleri: Kan temizleyicidir.İshal , dizanteri ve kuvvetsizlikten ötürü olan beyaz akıntılarında.

BİBERİYE – ROSMARİNUS OFFİCİNALİS
Özellikleri: Uyarıcıdır. Zihin yorğunluğunda, sindirim zorluğunda, karın içi organlarının sarkmasında, müzmin safra kesesi iltihabında, karaciğer iltihabında ortaya çıkan sarılıkta
kullanılır.

CENTİYANE – GETİANA LUTEA
Özellikleri: İştah açar ve kuvvet verir. Kökleri oxyure kurtlarını düşürmek için kullanılır.

CEVİZ AĞACI – JUGLANS REGLA
Özellikleri: Parazitleri düşürür ,verem mikroplarının yok olmasını sağlar.Kadınlarda; beyaz akıntı, vajen iltihabı, boğaz apsesi, bademcik iltihabı, deri çıbanları, deri döküntülerinde, mide ve bağırsak iyileştiricisidir.

CEZAYİRMENEKŞESİ – VİNCA MİNÖR
Özellikleri: Yaprakları; yaraları iyi eder, kan şekerini düşürür. Bağırsak iltihabı, sıtma, akciğer veremi kanamalarında ve kansızlıkta kullanılır.

CİĞEROTU – PULMONARIA OFFİCİNALİS
Özellikleri: Yumuşatıcı ve idrar söktürücü olarak kullanılır. Akciğer abselerinde ve akciğer iltihaplarında kullanılır.

ÇOBAN DEĞNEĞİ – POLYGONUM BISTORTA
Özellikleri: Kanı temizler. Diş etleri iltihabında, boğaz iltihabında, beyaz akıntı, ishal, idrar yolu iltihabı, bağırsak kanamalarında, ve verem hastalığında kullanılır.

ÇOBAN ÇANTASI – CAPSELLA BURSA-PASTORIS
Özellikleri: Kan durdurucudur. Rahim ve böbrek kanamalarında, beyaz akıntı olan rahatsızlıklarda kullanılır.

ÇİLEK – FRAGARIA VESCA
Özellikleri: İdrar söktürür, kabızlık yapar ve ishal önleyicidir. Genellikle romatizmal hastalıklarda kullanılır.

ÇOBANPÜSKÜLÜ – ILEX AQUİFOLİUM
Özellikleri: Yaprakları ateş düşürür. Nezle ve romatizma hastalıklarında kullanılır.

ÇÖREKOTU – HYSSOPUS OFFICINALIS
Özellikleri: Dıştan kullanışı,yaraları iyi eder. Ter kesicidir, sindirim ifrazatını çoğaltır ve iştahı açar, hafif idrar söktürücü ve bronşit hastalığında kullanılır.

ÇİT SARMAŞIĞI – CONVOLVULUS ARVENSİS
Özellikleri: Müshil olarak, sindirici olarak ve yarala

ÇOBANDEĞNEĞİ – POLYGONUM PERSICARIA
Özellikleri: Yaraları temizler, ishal, kanamalar, sarılık ve müzmin romatizmada kullanılır.

ÇUHAÇİÇEĞİ – PRİMULA OFFİCİNALİS
Özellikleri: Kökleri: Balgam söktürür, idrar söktürür, salgıları çoğaltır, sinir sistemi yatıştırıcısıdır. İltihabi hastalıklarda, bronşit, zatürrie, boğmaca, grip, başağrısı gibi hastalıklarda kullanılır.

ÇAM – PİNUS
Özellikleri: Esansı: Solunum yolları, idrara yolları hastalıklarında, kan kesici ve sinir ağrılarında kullanılır.
Dıştan kullanışı: Romatizma ve sinir ağrılarında ve siyatik hastalığında kullanılır.
Reçinesi: Kanı durdurur.
Katranı: İdrar ve solunum hastalıklarında
Tomurcukları: İdrar yolları soğuk algınlığında, akciğer solunum yolları hastalığında kullanılır.
Yaprakları: Antiseptiktir.

DULAVRATOTU – ARCTİUM LAPPA
Özellikleri:İdrar söktürür, kanı temizler, terleticidir, yaraları iyileştiricidir.Frengi, romatizma, deri hastalıklarında kullanılır.

DEVEDİKENİ – CNICUS BENEDICTUS
Özellikleri: Yumuşatıcıdır, idrar söktürür, kurtları düşürür, safrayı söktürür. Genellikle kum dökenlerde, müzmin deri hastalıklarında, mide ve bağırsak adalelerinin sıkışmalarında, uykusuzluk ve iç sıkıntılarında kullanılır. Suyu siğil ve nasırlarda kullanılır.

DİŞBUDAK AĞACI – FRAXİNUS EXCELSİOR
Özellikleri: İdrar söktürür, terleticidir. Romatizma hastalıklarında kullanılır

EĞRELTİOTU – DRYOPTERİS FILIX-MAS
Özellikleri: Tenya ve solucanları düşürür. Bağırsak kurtları olanlara verilir.

FESLEĞEN – OCIMUM BASILICUM
Özellikleri: Midevi bir bitki olup gaz giderici ve spazmı kaldırır. Gastrite, enterit, kabızlık, mide krampları, kusmalar, idrar yolları nezlesinde kullanılır.

FAREKULAĞI – ANAGALLIS ARVENSIS
Özellikleri: Kanı durdurur, balgamı söktürür. Dıştan kullanışı; siğiller ve uzun süre yatakta yatan ve kaba etlerinde açılan yaraları kapatmak için kullanılır.

GELİNCİK – PAPAVER RHOCAS
Özellikleri: Hafifçe narkotiktir. Aynı zamanda terleticidir. Uykusuzluk, öksürük, boğmaca, akciğer soğuk algınlığında, sivilce yapan ateşli hastalıklarında kullanılır.

HUŞ AĞACI – BETULA ALBA
Özellikleri: İdrar sökücü olarak kullanılır. Sarılıkta, böbrek taşlarında, romatizma ve damla hastalığında, karın ağrılarında, ve tifo hastalığında kullanılır.

HODAN – BORRAGO OFFİCİNALİS
Özellikleri: İdrar söktürür ve terleticidir. Çiçekleri göğüs nezlesine iyi gelir. Yumuşatıcıdır. Yaprakları: Böbrek fonksiyonlarını uyarır. Özellikle böbrek iltihaplarına iyi gelir.

HİNDİBA – CICHORIUM INTYBUS
Özellikleri: Hazmı kolaylaştırır ve kanın dolaşımını sağlar, kan şekerini düşürür ve idrar söktürür. Sindirim yolları hastalıklarında, kaşıntı ve deri hastalıklarında kullanılır.

HAVLICAN – ALPINIA OFFICINALIS
Özellikleri: Kökleri midevidir, iştah açar, baş ağrılarını keser, solunum yollarının fonksiyonlarını uyarır, ürik asidi vücuttan uzaklaştırır. Genellikle hava yutmalarında, bağırsak gazlarında ve baş dönmelerinde kullanılır.

HATMİ – MALVA SYLVESTRIS
Özellikleri: Hafifçe kan şekerini yükseltir ve öksürüğü keser. Solunum yolu nezlesinde, öksürük ve boğaz iltihaplarında kullanılır.

HERCAİ MENEKŞE – VİOLA TRİCOLOR
Özellikleri: Kanı temizler, müshil hassası vardır. Ekzema, mafsal iltihabı, deri hastalıkları, kan çıbanı ve mafsal ağrılarında kullanılır

ITIRŞAHİ – ONOSİS SPİNOSA
Özellikleri: Kökü; İdrar söktürür, tuzun vücuttan çıkmasını kolayca sağlar. Böbrek taşları, romatizma, idrar tıkanlığında kullanılır.

ISIRGAN – URTICA DIOICA
Özellikleri: Safrayı akıtır ve şekeri düşürür. Sarılık hastalığında, anjin, diş eti iltihabında, idrar kaçırmada, romatizma, kanamalar ve saç dökülmesinde kullanılır.

IHLAMUR – TILLA
Özellikleri: Müsekkin ve terleticidir. Sinir yatıştırıcı, yarım baş ağrılarında, ishal ve sindirim zorluğunda kullanılır.

İZLANDA YOSUNU – GLECHOMA HEDERACEA
Özellikleri: Balgam söktürür ve akciğer kanamalarını keser. Genellikle akciğer hastalıklarında kullanılır.

KUŞKONMAZ – ASPARAGUS OFFICINALIS
Özellikleri: İdrar tutukluğunda kullanılır.

KÜÇÜK İNCİ ÇİÇEĞİ – ASPERULA ODORATA
Özellikleri: Spazmı çözer, uykusuzluk ve sinir hastalıklarında kullanılır.

KAPUŞON – TROPACLUM MAJUS
Özellikleri: Müshil olarak kullanılır. Ayrıca: Akciğer nezlesinde, bronşit, karaciğer ve safra yetersizliğinde kullanılır.

KARAMAN KİMYONU – CARUM CARVİ
Özellikleri: Meyveleri hazmı kolaylaştırır, emzikli kadınların sütünü çoğaltır ve aynı zamanda safrayı da çoğaltır.

KIRMIZI KANTARON – ERYTHROEA CENTAURIUM
Özellikleri: Ateş düşürür, kuvvet verici acı bir ilaçtır. Ateşli hastalıklar, iştahsızlık, kansızlık, inatçı ishallerde kullanılır.

KARAKAFESOTU – SYMPHYTUM OFFİCİNALİS
Özellikleri: Öksürüğü keser, yumuşatıcıdır. İshal, dizanteri ve rahim kanamalarında kullnılır.

KİŞNİŞ – CORİANDRUM SATİVUM
Özellikleri: Midevi olup gaz gidericidir. Hazım zorluğunda, bağırsak gazlarında, sancılı spazmlarda kullanılır.

KİMYON – CUMINUM CYMINUM
Özellikleri : Güç verir, gebelik kusmalarına ve ishallere karşı kullanıldığı gibi karın gazları ve
Morfin alışkanlığını gidermek için kullanılır.

KATIR TIRNAGI - CYTISUS SCOPARIUS
Özellikleri: Kalbi kuvvetlendirir, müshildir. Yılan sokması,tetanoz, difteri, yılancık hastalığında kullanılır.

KOKULU YONCA – MELILOTUS OFFICINALIS
Özellikleri: Sindirimi kolaylaştırır, damar tıkanmalarını önler,göz beyazı iltihaplarında kullanılır.

KARAAĞAÇ – ULMUS CAMPESTRİS
Özellikleri. Yaraları iyi eder. Kabuğu; yanıklar ve deri hastalıklarında kullanılır.

KUZUKULAĞI – RUMEX ACETOSA
Özellikleri:ülserlerde kullanılır. Ayrıca; 10 gr kuzukulağı 1 lt suda çay gibi haşlanarak idrar söktürücü olarak kullanılır.

KARAHİNDİBA – TARAXACUM OFFICINALIS
Özellikleri: Kökü karaciğer fonksiyonlarını uyarır ve karaciğer hastalıklarında kullanılır.

KIRMIZI HEVHULMA – LYTHRUM SALICARIA
Özellikleri: kuvvet vericidir.Bağırsak iltihabı, müzmin dizanterlerde, vajitin, kadınlarda beyaz akıntılarda, varis ülserlerinde, ekzema ve parmak arası kaşıntılarda kullanılır.

KANARYAOTU – SENECİO VULGARİS
Özellikleri: adet kanamalarını çoğaltır.

KEKİK – THYMUS SERPYLLUM
Özellikleri: Güzel kokuludur, kuvvet vericidir, kanamaları durdurur, sindirim zorluğunda ve mide ağrılarında kullanılır.terletir, romatizma, boğmaca, bronşit , vajen nezlesinde ve bel soğukluğunda kullanılır.

KEDİOTU – VALERİANA OFFICINALİS
Özellikleri: Kasılmaları kaldırır ve sinirleri yatıştırır. Sara ve depresyonlarda çok kullanılan bir ilaçtır.

LAVANTA ÇİÇEĞİ – LAVANDULA
Özellikleri: Hafif uyku verir, terleticidir.Nöbet şeklinde gelen öksürüklerde, astım , boğmaca,grip ve hazımsızlık, baygınlık hallerde kullanılır.

LOĞUSAOTU – ARISTOLOCHIA CLEMATTIS
Özellikleri: Adet dönemleri ile ilgili sorun yaşayanlar, kısırlıkta, menapoz rahatsızlıklarında kullanılır.

MELEKOTU – ANGELICA ARCHANGELİCA
Özellikleri: İştah açar,gaz giderir, mide ve bağırsak hastalıklarında, grip, sıkıntı ve heyecan hallerinde kullanılır.

MİSKOTU – ARTEMİSIA VULGARİS
Özellikleri: Kuvvet verir, uyarıcıdır, sara hastalıklarında kullanılır .

MÜBAREKOTU – GEUM URBANUM
Özellikleri: Dizanteri hastalığında ishali önler. Ayrıca müzmin ishallerde de kullanılır.

MEŞE AĞACI – QUERCUS ROBUR
Özellikleri:Kabuğu kuvvet verir. Panzehirdir ; bakır, kurşun ve antimuvan zehirlenmelerinde kullanılır.Dıştan kullanıldığı hastalıklar ise: Fazla ayak terlemelerinde, beyaz akıntı, rahim iltihaplarında, meme çatlaklarında, mikroplu yaraların pansumanlarında kullanılır.

MISIR PÜSKÜLÜ – ZEA MAYS
Özelikleri: İdrar söktürür, zayıflatıcıdır, alerjik hastalıklarında, böbrekteki su birikintileri atmak için kalp hastalıklarında ve albümin hastalığında kullanılır.

MERCANKÖŞK – MAJORANA HORTENSIS
Özellikleri: Ot nezlesinde, sinirsel sindirim bozukluklarında, göz iltihaplarında kullanılır.

MELİSA – MELİSA OFFICINALİS
Özellikleri: Hazımsızlık, mide kramplarında, gebelik kusmalarında, sinirsel uykusuzluklarda, sinir krizlerinde kullanılır.

MAYDANOZ – PETROSELIUM HORTENSE
Özellikleri: İdrar söktürür, kesilmiş adet dönemini yeniler, adet kanamalarını artırır, uyarıcı kuvvet verici ve gaz gidericidir.
Dıştan kullanıldığı hastalık: Böcek ısırmalarında ve eziklerde kullanılır.
İçten kullanılışı: Mesane taşlarında, bel soğukluğunda, zor adet dönemlerinde kullanılır.

MEYANKÖKÜ – GLYCYRRHİZA GLABRA
Özellikleri: Sindirimi kolaylaştırır, öksürüğü keser, iltihaplara karşı koruyuculuk sağlar.
Genellikle mide ülseri ve bağırsak spazmalarında kullanılır.

MÜRVER – SAMBUCUS NİGRA
Özellikleri. Terletici ve müshildir.Romatizma, karında su toplanması ve ödem oluşumu halinde kullanılır.

MİNEÇİÇEĞİ – VERBENA OFFICINALİS
Özellikleri: Ateş düşürür, sinirse ağrıları durdurur, emzikli kadınların sütünü çoğaltır ve ishali önler.

MENEKŞE – VIOLA ODORATA
Özellikleri: Balgam söktürürcü, öksürük kestirici, göz ve göz kapaklarının tahrişinde kullanılır.


NANE – MENTHA
Özellikleri: Ağrıları keser, mideyi rahatlandırır, safrayı düzenler. Kusmalarda, ishallerde ve bağırsak iltihapların da kullanılır.Ağız kokusunu giderir.


NERGİS ÇİÇEĞİ – CALENDULA OFFICINALİS
Özellikleri: Tansiyon düşürür, damarları genişletir, adet kanamalarını artırır, deri hastalıklarında, kansızlık ve sinir hastalıklarında kullanılır.

ÖKÜZ GÖZÜ – ARNİCA MONTANA
Özellikleri: yarayı iyileştiricidir. Ayrıca astım hastalarında kullanılır.

ÖKSE OTU – VISCUM ALBUM
Özellikleri: Tansiyon düşürür, kalp adalesini kuvvetlendirir.Sara, akciğer kanaması, tansiyon yüksekliği, damar sertliği, rahim kanamalarında kullanılır.

PAPATYA – MATRİCARİA CHAMOMİLLA
Özellikleri: Kuvvet verir, ateş düşürür,bitleri öldürür.Genellikle idrar yolları hastalıklarında kullanılır.Saç bakımında ve saç rengini açıcı özellikleri vardır.

SİNAMEKİ AĞACI – COLUTEA ARBORESCENS
Özellikleri:kabızlıkta kullanılır fakat yan etkilerinden dolayı tavsiye etmiyorum.Teşekkürler.

SIĞIR KUYRUĞU – VERBASCUM
Özellikleri:İdrar söktürücü ve öksürük kesicidir.Karın ağrıları ve dizanteri hastalıklarında kullanılır.

SÜPÜRGE OTU – CALLUNA VULGARİS
Özellikleri:idrar yolu rahatsızlıklarında kullanılır.

SİYAH FRENKÜZÜMÜ – CASSIS- RİBES NİGRUM
Özellikleri: Romatizma hastalıklarında kullanılır.

SU YONCASI – MENYANTHES TRIFOLITA
Özellikleri:Ateş düşürür, kuvvet verir, kabızlığı giderir, sindirim organlarının salgısını artırır, diş kanamalarını keser. Ayrıca deniz tutmasına karşı ve iştahsızlığa karşı kullanılır.

SARI KANTARON – HYPERİCUM PERFORATUM
Özellikleri:Yaraları iyi eder.Yanıklar, beyin damarlarının sertleşmesi, astım ve ishallerde kullanılır.

SİNİRLİ OT – PLANTAGO
Özellikleri:Yara iyi edeci özelliği vardır,nasırları iyi edici olarak kullanılır.Dıştan: Göz iltihaplarında, varis ülserlerinde, kan çıbanlarında kullanılır.

SABUNOTU – SAPONARİA OFFICINALİS
Özellikleri: Safra akıtır, tenya (kurt) düşürür,frengiye karşı gelir.İlaç zehirlenmelerinde, ekzema, tansiyon yüksekliği, grip, anjin ve mafsal iltihabı ve ağrılarında.

SÖĞÜT AĞACI - SALIX ALBA
Özellikleri:Bağırsak parazitlerini düşürür, kasılmaya karşı gelir. Sıtma, had romatizma, sedef hastalığı, uykusuzluk ve sıkıntı geçirenlerde kullanılır.

SOLUCANOTU – TANACETUM VULGARE
Özellikleri: Kurt düşürür, adet kanamalarını çoğaltır.

ŞAHTERE – FUMARİA OFFICINALİS
Özellikleri:Kanı temizler.Paraziter hastalıklarda ve damar sertliğinde kullanılır.

ŞİMŞİR – BUXUS SEMPERVIRENS
Özellikleri: Ateş düşürücü, terleticidir.

TURNAGAGASI - GRANİUM ROBERTİANUM
Özellikleri: Kanı çabuk keser.Genellikle rahim kanamaların da ve çok gelen adet kanamalarında kullanılır.

TURUNÇ AĞACI – CİTRUS AURANTIUM
Özellikleri: diş eleri kanamasına karşı, iltihabına karşı, diş çürükleri, guatr, mide hastalıklarında kullanılır.


TAVŞANMEMESİ – RUSCUS ACULEATUS
Özellikleri:İdrar söktürücüdür. Mesane taşı, hemoroid ve sarılıkta kullanılır.

YAVŞANOTU – VERONİCA OFFICINALİS
Özellikleri: Sindirimi kolaylaştırır, iştah açar.Bağırsak tembelliğinde, mide kramplarında ve solunum yolu nezlesinde kullanılır.

YAPIŞKANOTU – PARIETARIA OFFICINALİS
Özellikleri:İdrar zorluğu ve idrar taşlarında kullanılır.

YABANİ KEREVİZ – LEVISTICUM OFFICINALİS
Özellikler:Midevidir.Gaz söktürür.Karında su toplama, kalp kasının zayıflığında ve nabız düzensizliği hallerinde kullanılır.

YER SARMAŞIĞI – GLECHOMA HEDERACEA
Özellikleri:Uyarıcıdır ve yaraları iyi eder.Solunum yolları rahatsızlığında, hazımsızlık ve karaciğer hastalıklarında kullanılır.

YERMEŞESİ – TEUCRİUM CHAMAEDRYS
Özellikleri: İştahsızlık, hazımsızlık ve hava yutmada kullanılır.Acıdır,güç verir.

ŞÜKRAN DOLMA

Taratorlu Kuşkonmaz


Cevizin iç kabuklarını soyarak havanda dövmelidir. Tamamiyle ezildikten sonra, bayat ekmek içi bir kâsede ıslatıp, ezilmiş taze cevizle karıştırmalı, sıkılmış limon suyunu da bunun içine katmalı, biraz da tuz ilâve ederek, hepsini iyice dövmeli ve koyu hale geldikten sonra, zeytinyağını üzerine döküp karıştırılmalıdır. Kuşkonmazlar sade su ile haşlayıp yumuşadıktan sonra, tabağa konup üzerine hazırlanmış tarator dökülerek servise sunmalıdır.

Tereyağlı Dil Balığı


750 gr dilbalığı filetosu (derileri soyulmuş)
3 çorba kaşığı limon suyu
1/2 su bardağı baharatlı un (1/2 su bardağı un + 1 tatlı kaşığı tuz + 1 çay kaşığı karabiber + 1 kahve kaşığı hindistancevizi rendesi)
125 gr (8 çorba kaşığı) tereyağı
1 büyük limon (ince dilimlenmiş)
1 demet maydanoz

Dilbalığı filetolarının üstü 2 çorba kaşığı limon suyu serpip bir kenara bırakarak 5 dakika bekletiniz. Dilbalığı filetolarmı kurulayınız. Baharatlı unu yayvan bir kaba boşaltınız. Dilbalığı filetorını tek tek baharatlı una bulayaıp hafifçe silkeleyiniz. 90 gr (6 çorba kaşığı) tereyağı geniş bir tavada orta sıcaklıkta eritiniz. Yağ kızınca balık filetolarını ekleyip her iki yüzlerini 4-5 dakika kızartınız.
Delikli bir kepçe ile filetoları tavadan çıkarıp yayvan bir kaba diziniz. Tavanın kenarlarını temizleyip kalan 2 çorba kaşığı tereyağı ve 1 çorba kaşığı limon suyu ekleyip, karışımı arasıra karıştırarak tereyağı eriyinceye kadar ısıtınız.
Tavayı ateşten alıp, içindeki karışımı balık filetolarının üstüne dökünüz. Limon dilimleri ve maydanozla süsleyerek servis ediniz.

Not: Tereyağlı dilbalığı, haşlanmış taze patates ve tereyağlı kuşkonmazla servis edilebilir.



lezzetler.com
Site Hakkında
Kullanım Kuralları
Uyelik Kuralları
Gizlilik Bildirimi
Hediyeli Uyelik
Bölümler
Web Araçları
istanbul escort | bayan escort | am yarak | adult | esmer porno | mobil porn | porno izle | Ensest porno | porno izle
lezzetler.com Siteleri
lezzetler.com Turkce
lezzetler.com Mobil
lezzetler.com Blogları
en.lezzetler.net English
es.lezzetler.net Español
de.lezzetler.net Deutsch
it.lezzetler.net Italiano
fr.lezzetler.net Français
lezzetler.org International
İsmet Atabay Yemek Tarifleri
Yemek Kitapları
Mutevazı Lezzetler® Yemek Kitabı
Mutevazı Lezzetler® İkramlar
Mutevazı Lezzetler® Kurabiyeler
Mutevazı Lezzetler® Çorbalar
Mutevazı Lezzetler® Pilavlar
Mutevazı Lezzetler® Videoları
Mutevazı Lezzetler® Fotoğrafları
Mütevazı Lezzetler®
Mutevazı Lezzetler® Sertifikaları
Mutevazı Lezzetler® Türkçe
Mutevazı Lezzetler® Azəricə
Mutevazi Lezzetler® English
Mutevazi Lezzetler® Español
Mutevazi Lezzetler® Deutsch
Mutevazi Lezzetler® Français
Mutevazi Lezzetler® Italiane
Скромные Вкусы® Русский
لذيذ المتواضع ®عربية
Video Sunucuları
video.lezzetler.com
video.mlrecipes.com
atabay.org
Youtube
Google+
Dailymotion
Facebook
İzlesene
Mynet
Sosyal Medya
lezzetler.com facebook uygulaması
lezzetler.com facebook sayfası
lezzetler.com twitter sayfası
Mutevazı Lezzetler® facebook sayfası
Mutevazı Lezzetler® twitter sayfası

© MMV Mütevazı Lezzetler® TR-06500 Beşevler-ÇANKAYA 2005-2017 Bütün Hakları Saklıdır
istanbul escort | bayan escort | am yarak | adult | esmer porno | mobil porn | porno izle | Ensest porno | porno izle