Yiyiniz içiniz ancak israf etmeyiniz (Araf 31)
Banu Atabay'ın lezzetler.com yemek tarifleri sitesi
1,447 Bölümdeki 137,281 Yemek Tarifine
5,525,553,416 defa bakıldı


Yemek Tarifleri > Diğer Konular > Osmanlı'da Ramazan (3 adet - 75,776 defa bakıldı)

Osmanlı'da Ramazan

Önceki Aramalar


Günün Yemek Menüsü
Günün İkram Menüsü

Fotoğraflı Yemek Tarifleri

Ana Sayfa
Video Yemek Tarifleri
Galeriler
Yemek Fotoğrafları
Ana Yemek Tarifleri
Tatlı Tuzlu İkram Tarifleri
Yöresel Yemek Tarifleri
Geleneksel Yemek Tarifleri
Etnik Yemek Tarifleri
Dünya Mutfaklarından Yemek Tarifleri
Diyet Yemek Tarifleri
Markalardan Yemek Tarifleri
Ustalardan Yemek Tarifleri
Bebek Yemek Tarifleri
Vejetaryen Yemek Tarifleri
Osmanlı Yemek Tarifleri
Kamp Yemek Tarifleri
Sebze Yemek Tarifleri
Meyve Tarifleri
Kırmızı Et Yemek Tarifleri
Av ve Kümes Etleri Tarifleri
Balık ve Deniz Ürünleri Yemek Tarifleri
Sakatat Yemek Tarifleri
Çerez Tarifleri
Tahıl Yemek Tarifleri
Diğer Malzemelerden Yemek Tarifleri
Pişirme Yöntemlerine Göre Yemek Tarifleri
Tatlarına Göre Yemek Tarifleri
Kolay Yemek Tarifleri
En Yeni Yemek Tarifleri
Malzemeye Göre Arama
Diğer Konular
Besinlerin Değerleri
Şifalı Bitkiler
Aşçılığın Püf Noktaları
Sofra Düzeni ve Servis
Mutfak Takımları
Yemek Hakkında Sözler
Yemek Oyunları
Yemek Rüyaları
Yemek Fıkraları
Diğer Konular
Sağlık Konuları
Site Hakkında
Makaleler
Söyleşiler
Anketler
Mütevazı Lezzetler® Yemek Kitapları

Üye Girişi
Yeni Üye Kaydı





Osmanlı'da Ramazan

Saadet
Türkçe Admin
Türkçe Admin

Kayıt: 11.07.2005
Mesajlar: 9100
Şehir: Ankara
Kısa URL: https://ml.md/lc27077
Gönderme Tarihi: 06.Sep.2008
1,286 defa indirildi / yazdırıldı




(DİŞ KİRASI)

Padişah sarayda fakirler için özel sofralar hazırlatırdı. Saraya iftara gelen kişilere iftardan sonra "Diş Kirası" adında bahşiş dağıtılırdı. Zengin kimseler halka özel yemek yerleri açar ayrımcılık olmaksızın aynı sofrada iftar açarlardı.

Ramazanın en önemli özelliklerinden biri de iftar sofralarına davetsiz gidilebilmesiydi.
Osmanlı Sarayına Ramazan ayı boyunca iftara davetsiz olarak gelinebilirdi. Bunun haricinde Osmanlı sarayının özel davetleri de olurdu.

Ramazanın ilk on gününde Padişah, ayan ve mebusan reisleriyle birlikte vükelayı saraya iftar için davet ederdi.

Sadrazamın baş köşede oturduğu bu sofra diğer iftar sofralarına göre çok daha mükellef olurdu ve hep birlikte daha çok vakit geçirilirdi.

Gelen misafirlere davete icab ve sunulan yemeği yediğinden dolayı tesekkür, muhabbeti artırma ve samimiyeti artırma güzel nida olması için

Bu sofralarda zengin ve leziz yemeklerden ziyade 'Diş Kirası' asıl büyük hediyeydi. Kahve, şerbet ve sohbetler edilirken Mabeyn Müdürü, Enderun Efendisi ile salona girerdi. Enderun efendisinin elinde büyükçe bir gümüş tepsi yer alırdı. Tepsinin üzerinde davetlilerin isimlerinin yazıldığı hediyeler olurdu. Bu hediyeler kıymetli saatler, tütün tabakalarından ve güzel kumaşlardan oluşurdu.

Bu adet saraydan yaygınlaşarak tüm Osmanlı coğrafyasına yayılmıstır. Bugün hala bazı davetlerde hala o günden kalma adete uyularak hediyeler verilmektedir.




Eski Ramazanlar

AyGölgesi
Super MOD
Super MOD

Kayıt: 31.03.2006
Mesajlar: 2847
Şehir: Giresun
Kısa URL: https://ml.md/lc87028
Gönderme Tarihi: 23.Feb.2013
1,310 defa indirildi / yazdırıldı




İnci Beşoğul

Eski Ramazan'lar şehir hayatında büyük bir değişiklik yapardı. Camiler şehri İstanbul kandillerle, mahyalarla ışıklara garkolur, ibadethaneler mü'minlerle dolar, bilhassa teravih namazından sonra şehrin eğlence yerleri canlanırdı.
Çarşılarda büyük bir hareket başlar, dükkânlar en temiz, en güzel mallarla donanır, sergiler açılır, buralarda türlü san'at eserleri teşhir olunurdu. Birçok adetlerini unuttuğumuz eski istanbul'un Ramazan-1 Şerif aylarında çarşılar, dükkanlar bir başka âlem olurdu. Şekerciler basılmış, yaldızlı listeler tertip ederler ve gümüş kaplı zarınedilecek derecede parlak kalaylı küplerini yaptıkları üzüm, ananas, vişne, kızılcık, kayısı, gül, koruk, portakal, turunç reçelle-riyle doldururlardı. Hususi kaplara dahi kumaş, limon, bergamud ve bunun gibi birçok şerbetlerle menekşe, ağaç -çiçeği,, demirhindi, nar ve diğer şuruplar koyarlardı.
Tesbihçiler armudi, tam yuvarlak, uçlu yuvarlak, yanm beyzi yumurta biçimi isimleriyle şekillerini tarif ettikleri nafe, mum, öd, pelesenk, kuka, gül, tırnak, bağa, yeniçıkma, sürtaşı, kehribardan otuzüçlük, doksan dokuzluk teşbihlerini perdaht ve çekmecelere istifa ederlerdi:
Bakkal, tuhafiyeci, tütüncü, kunduracı, terazi, manav, kasap hatta turşucu, kitapçı dükkanlan, kıraathanelerle, kahvehaneler bile başka bir nezafet ile süslenirdi.
Tiyatrolar gerekli tamirlerini yaparak, karagöz, perdesini kurmak hususunda istical eder, panorama, nişan atma, deniz canavan, aslanı, sinematograf, orta oyunu yerleri ayrılırdı. (1)
Ramazan'ı Şerif bir ibâdet, bir bolluk, bereket vebir neş'e ayı idi. Eski İstanbul'lular bu ayın bitmez tükenmez bereketine inanırlar, Allah'ın fakir ve yoksul evlere bile bir ferahlık verdiğini söylerlerdi.
Devlet daireleri, mektepler öyleden sonra açılır, akşama doğru başlar dumanlanır, herkes iftan sabırsızlıkla beklerdi. İftar sofraları eski hayatımızın artık unutulmuş güzelliklerinden biriydi. Bir eski Ramazan sofrasını şu satırlar anlatmaktadır:
(.... En küçüğümüzden, en büyüğümüze kadar on, oniki kişi sabırsızlığımızı duâların kerameti ile gidererek topu nasıl dindar ve hürmetkâr beklerdik. Bembeyaz başörtüleri içinde kadınların oruçtan sararmış yüzleri bir nevi şevkatle ruhanileşirdi. Gözlerini yanı-başındaki saatten ayırmayan erkekler ufak bir sandalye gıcırtısından bile huysuzlanırlardı. Ah o iftar sofralarının güzelliği, çini tabaklar içinde bir çiçek gibi rengarenk duran reçelleriyle, etraflarını birer hilâl gibi olan kokulu yarım simidleriyle âdeta bahçe güllüklerini andırırlardı.
Çorbaların biberli buğusu, kıymalı yumurtaların nefis kokusu odayı iştaha ile çoğaltan bir havayabürürdü. Mermer musluğun yanındaki kayık tabaklarda kabaran dolgun güllaçları kartoplarına benzetirdim. Bakır maşrapalarla billur sürahilere yavaş yavaş boşaltılan sular, içimizdeki hararete âdeta ince bir serinlik çizerdi. Hâlâ beklenen top atılmazdı. Her dakika sanki birleşirdi.
Top patlar patlamaz bütün sofradan bir (Besmele-i Şerif) fısıltısı havalanırdı. Bana en müessir gelen an o an idi. Reçeller simidleri dolanarak çukur tabaklarda çorbaların dumanı tüterek, billûr bardaklardan sular âdeta bir hasretli öpülür gibi içilerek sessiz sedâsız yemek yerdik. Kimi önünden geçerken imrenip aldığı ekmek ayvasını getirirdi. Kimi kendi eliyle yaptığı limonatayı iştihasını tıkayacak kadar çok ve çabuacak içerdi. Falan camideki mukabelecinin sesinden, falan vaizin sertliğinden, o gece gidilecek misâfirlikten lezzetle bahsederlerdi..
Yemek sonlarına doğru bizim sokaktan ekseriya Eyyüp işi küçük davullarını çala çala "Hela sayelasa"cı bir iki çocuk geçerdi. "Ahmediye"deki Karagöz "Kanlı kavağı" oynayacağı gece onlardan biri diğerine:
— Hey oğlan bir çeyneği kopardım, gece gidiyorum, sen de gelsene, diye bağırırdı.
Ah bu sesi akıllarına getirse de bizi de yollasalar diye içimiz titrerdi. Gözlerimizde âlevler çaktıydı. Yaşar arkadaşlarına hüzünlü hüzünlü, ağabeyin bırakmıyor ki, "Semiyiye'ye teravihe gidecekmi-şiz" diye cevap verdi.
Hanım ninemiz
— Aferin şu çocuğa!. Namazında niyazında bir delikanlı, Allah tuttuğu işi kolay getirsin. Karagöz de çocuklan hergün nesine imiş. İbadet de kötülük de küçük yaşta öğrenilir, demez mi?..
Evin büyüğü gözlerini aça aça:
— Ne Karagöz'ü, öyle şeyleri aklınızdan çıkarın küçük beyler diye kesip atırdı. (1)
Orucun sersemliği asıl böyle vakitlerde başımıza çökerdi. Vezir pamaklan boğazımıza dizilir, güllaçlar avurdumuzda büyürdü. (2)
İftardan sonra çocuklar eğlencelere, büyükler teravih namazına giderlerdi. Saraylarda, konaklarda zengin ve kalabalık evlerde teravih namazlan Ramazan için aylık verilen imamlar tarafından büyük bir salonda topluca kılınırdı. Kadınlarla, erkeklerin yerleri kafesli paravanalarla yahud içiçe odalarla birbirinden ayrılırdı.
Geçen asırda ve Abdülaziz devrinde İstanbul'da birinci derecede Beyazid, ikinci Fatih, üçüncü Ayasofya pek kalabalık olurdu. Bu devrin son senelerinde vükelânın rağbeti üzerine Nuruosmaniye'ye hayli halk toplanırdı.
İftarı, teravihden sonra eğlenceler, gezilerle (sahur) takip ederdi. Şehirde Ramazan'ın geldiği davulla ilân olunur, sahur vakitleri mahalle bekçileri oruç tutacakları davullarla uyandırırlardı. Sahur yemekleri de çeşitli olur, bilhassa yaz mevsimlerinde hararet verecek şeylerin yenmesinden çekinilirdi. Hoşaflar şerbetler içilirdi.
Bu ibâdet ayının en şaşaalı geceleri 15. gece ile Kadir gecesi idi. Ramazanların 15'de Topkapı Sarayı'ndaki Hırka-i Saâdet Padişah ve teşrifata dahil zatlar tarafından ziyâret edilir, Kadir geceleri, mü'minlerle dolardı. O gece camilerde (Sakalı Şerif)'de Tekbirlerle, tehlillerle ziyaret edilirdi. (3)

(1) Menakibi İslâm Ahmet Rasim
(2) Ayrılıklar, Ruşen Eşref
(3) Dünden bugüne-Sernıed Muhtar




Osmanlı'da Ramazan

berat özgün
Aşçıbaşı
Aşçıbaşı

Kayıt: 01.06.2017
Mesajlar: 24
Şehir: İzmit
Kısa URL: https://ml.md/lc125757
Gönderme Tarihi: 02.Jun.2017
240 defa indirildi / yazdırıldı




THY Skylife

Geçmişten bugüne İslam coğrafyasında bayramlar ve bayram yemekleri her daim çok önemli olmuştur. Bayram öncesi çarşı, pazar, sokaklar, konaklar ve saraylarda başlayan hazırlıklar birçok yabancı seyyahın notlarında önemli yer tutar.
Yabancı seyyahlar ramazanın gelmesiyle değişen sosyal iklimden bahseder. Bu iyimser ve hoş hava özellikle bayram zamanı zirveye çıkardı. Sultan İstanbul’da ise kutlamalar daha şenlikli geçerdi. Sokaklarda hokkabazlar, ip cambazları gösteri yapar; kukla, gölge oyunu ustaları hünerlerini sergilerdi. Hemen her yerde müzik icra edilir ve denize kadırgalar indirilirdi. Şehrin her yerine salıncak ve dönme dolaplar kurulur, sokakta insanlara çiçek suları, meyveler ve ekmekler ikram edilirdi.
Ramazan Bayramı ulvi bir dinî bayram olduğundan herkes gücü ölçüsünce bolluk içinde yemek-içmek ve misafir ağırlamak için elinden geleni yapardı. Tertemiz, yepyeni kıyafetler çok önceden hazırlanır ve bayram boyunca giyilirdi.
İhtiyaç sahiplerine, Ramazan Bayramı boyunca kesilen koyunların etlerinin yanı sıra ekmek ve para dağıtılır, hastaları görmeye gidilir ve öksüzlere yardım edilir, mezarlık ziyaretleri yapılırdı. Birbirleriyle küs olan Müslümanların bayram sırasında barışması yabancı seyyahların övgü ve hayranlıkla bahsettiği bir gelenekti.
Osmanlı’da bayram namazı sonrası Bayram Alayı ismi verilen geçiş töreni yapılır, ardından başlayan eğlence ve yemek yeme süreci bayramın son gecesine kadar devam ederdi.
Ramazan Bayramı boyunca özellikle devlet ricalinden ve kibar sınıfından olanlar birbirlerine hediyeler alırlar, karşılıklı ziyaretler gerçekleştirirlerdi. Sarayda da bayramlaşma geleneksel düzene göre bir merasim ile gerçekleşir, sonrasında yemekler yenir ve yeniçerilere yiyecekler dağıtılırdı.
Zengin konaklarında aşçılar bayram akşamları için kurabiye ve helvalar hazırlardı. Osmanlı döneminde bayram sofralarında pilavlar, dolmalar ve zeytinyağlıların yanı sıra et yemekleri ve baklava sofranın baş tacı olarak masada yerini alırdı.









Osmanlı'da Ramazan Tarifleri Diğer Konular







(3 adet Osmanlı'da Ramazan 75,776 defa bakıldı)

1 2 3

lezzetler.com
Site Hakkında
Kullanım Kuralları
Uyelik Kuralları
Gizlilik Bildirimi
Hediyeli Uyelik
Bölümler
Web Araçları
lezzetler.com Siteleri
lezzetler.com Turkce
lezzetler.com Mobil
lezzetler.com Blogları
en.lezzetler.net English
es.lezzetler.net Español
de.lezzetler.net Deutsch
it.lezzetler.net Italiano
fr.lezzetler.net Français
lezzetler.org International
Yemek Kitapları
Mutevazı Lezzetler® Yemek Kitabı
Mutevazı Lezzetler® İkramlar
Mutevazı Lezzetler® Kurabiyeler
Mutevazı Lezzetler® Çorbalar
Mutevazı Lezzetler® Pilavlar
Mutevazı Lezzetler® Videoları
Mutevazı Lezzetler® Fotoğrafları
Mütevazı Lezzetler®
Mutevazı Lezzetler® Sertifikaları
Mutevazı Lezzetler® Türkçe
Mutevazı Lezzetler® Azəricə
Mutevazi Lezzetler® English
Mutevazi Lezzetler® Español
Mutevazi Lezzetler® Deutsch
Mutevazi Lezzetler® Français
Mutevazi Lezzetler® Italiane
Скромные Вкусы® Русский
لذيذ المتواضع ®عربية
Video Sunucuları
video.lezzetler.com
video.mlrecipes.com
atabay.org
Youtube
Google+
Dailymotion
Facebook
İzlesene
Mynet
Sosyal Medya
lezzetler.com facebook uygulaması
lezzetler.com facebook sayfası
lezzetler.com twitter sayfası
Mutevazı Lezzetler® facebook sayfası
Mutevazı Lezzetler® twitter sayfası

© MMV Mütevazı Lezzetler® TR-06500 Beşevler-ÇANKAYA 2005-2018 Bütün Hakları Saklıdır