Yiyiniz içiniz ancak israf etmeyiniz (Araf 31)
Banu Atabay'ın lezzetler.com yemek tarifleri sitesi
92,024 Yemek Tarifine 2,656,845,303 defa bakıldı


yemek önerileri


Önceki Aramalar




Günün Yemek Menüsü
Günün İkram Menüsü

Ana Sayfa   
Video Yemek Tarifleri
Yemek Galerileri
Yemek Fotoğrafları
Ana Yemek Tarifleri
Tatlı Tuzlu İkram Tarifleri
Yöresel Yemek Tarifleri
Geleneksel Yemek Tarifleri
Etnik Yemek Tarifleri
Dünya Mutfaklarından Yemek Tarifleri
Diyet Yemek Tarifleri
Markalardan Yemek Tarifleri
Ustalardan Yemek Tarifleri
Bebek Yemek Tarifleri
Vejetaryen Yemek Tarifleri
Osmanlı Yemek Tarifleri
Sebze Yemek Tarifleri
Meyve Tarifleri
Kırmızı Et Yemek Tarifleri
Av ve Kümes Etleri Tarifleri
Balık ve Deniz Ürünleri Yemek Tarifleri
Sakatat Yemek Tarifleri
Çerez Tarifleri
Tahıl Yemek Tarifleri
Diğer Malzemelerden Yemek Tarifleri
Pişirme Yöntemlerine Göre Yemek Tarifleri
Tatlarına Göre Yemek Tarifleri
Kolay Tarifler
Alfabetik Yemek Tarifleri
En Yeni Yemek Tarifleri
Malzemeye Göre Arama
Diğer Konular
Mütevazı Lezzetler® Yemek Kitapları

Üye Girişi
Yeni Üye Kaydı







Sayfa: « Önceki  1, 2, 3 ... 689, 690, 691 ... 794, 795, 796  Sonraki »
Tatar Salçalı Kefal Tava


Kullanılacak malzeme (4 kişi için):
1 kilo kefal,
1 bardak zeytinyağı,
1 1/2 çorba kaşığı un,
1 yumurta, yeteri kadar tuz.
Salçası için:
3/4 bardak (170 santilitre) zeytinyağı,
2 taze yumurtanın sarısı,
1/2 limonun suyu,
1/4 demet maydanoz,
1 tatlı kaşığı hardal,
1 kornişon,
3 baş taze soğan,
1 hazırlop yumurta,
yeteri kadar tuz.

Yapımı: Kefallerin baş ve kuyrukları kesilir, filetoları çıkarılır. Bunlar iyice yıkanır, bezle kurulanır ve tuzlanır. Hafifçe unlandıktan sonra bir tabakta çalkanmış yumurtaya bulanır ve içinde çok kızgın zeytinyağı bulunan tavaya atılır. Önce bir yanları, sonra öbür yanları pembeleşinceye kadar 4-5 dakika kızartılır. Sonra balık filetoları delikli bir kepçeyle süzülerek servis tabağına alınırlar.
Salça malzemesiyle tatar salçasının hazırlanmasına geçilir. İki yumurtanın sarısıyle bir tutam tuz ve yarım limonun suyu büyük bir porselen kâseye konur. Bunlar telle çırpılarak birbirine karıştırılır. Sonra kâse, içinde kaynar su bulunan hafif ateşteki derince bir tepsinin içine oturtulur. (Su kâsenin ağzından en az bir parmak aşağıda olmalıdır.) Yumurta sarılarında belli belirsiz bir koyuluk oluncaya kadar yani iki dakika telle çırpmaya ara verilmeden karışım pişirilir. Sonra kâse sıcak sudan alınır ve içinde soğuk su bulunan bir başka kabın içine oturtulur. Hemen zeytinyağı azar azar katılarak çırpılmakta olan karışıma yedirilir. Sonra bu mayoneze kıyılırcasına kesilmiş 1 hazırlop yumurta, hardal, çok ince kıyılmış yeşil soğanlar, maydanozlar ve ince ince kesilmiş kornişon katılır. İyice karıştırıldıktan sonra salça kefal balıklarının üzerine dökülür ve yemek soğutulmadan servis yapılır.

TATAR SALÇASI


Kullanılacak malzeme :
1 bardak zeytinyağı,
2 taze yumurta,
1 baş küçük soğan,
1/2 çorba kaşığı hardal,
birkaç damla beyaz sirke,
1 tutam biber,
yeteri kadar tuz.

Yapımı : Yumurtalar katı olarak pişirilir.
Kabukları ayıklandıktan sonra sarıları ince bir süzgeçten geçirilir. Sonra büyük bir porselen kâseye süzgeçten geçmiş yumurta sarıları konur. Hardal, zeytinyağı ve birkaç damla sirke katılır. Bir mayonez işleniyormuş gibi tahta kaşıkla veya telle karışım iyice çırpılır. Buna rendelenmiş soğan, yeteri kadar tuz ve karabiber katılır.
Vakit geçirmeden (Çünkü bekletilirse yumurtayla zeytinyağı çabuk ayrılır ve salça bozulur.) Reçetelerdeki tariflere uygun bir biçimde yemeklerde salça olarak kullanılır. Avrupa'lılar en çok bu biçim Tatar salçayı kullanmaktadırlar. Bununla birlikte bazı aşçılar yukarıdaki karışıma ince kıyılmış 1 çorba kaşığı kapariyle 1 çorba kaşığı kıyılmış maydanoz da katmaktadırlar.
Bu salça genel olarak yumurta, balık, haşlanmış soğuk et, ızgarada pişmiş et veya kabuklu deniz hayvanlariyle yapılan yemeklerde kullanılmaktadır.

NOT : Avrupalılar bu salçaya Tartar derlerse de bu salça. Tatarların buluşu olduğundan biz, bu salçaya Tatar salçası diyoruz.

Tatar Sosu


2 yumurtanın sarısı
1 katı pişmiş yumurta
1 su bardağı zeytinyağı
yarım limonun suyu
1 tatlı kaşığı hardal
5-6 dal maydanoz
1 kornişon
2 sap yeşil soğan
yeteri kadar tuz

2 yumurtanın sarısı, 1 tutam tuz ve yarım limonun suyu büyük bir porselen kâseye konur ve yumurta tel ile çırpılarak birbirine iyice yedirilir. Sonra kâse, içinde kaynar su bulunan hafif ateşteki derince bir tepsinin içine oturtulur (su, kâsenin ağzından en az bir parmak aşağıda olmalıdır). Yumurta sarılan koyulaşıncaya kadar, yani 2 dakika, çırpmaya ara vermeden karışım pişirilir. Sonra kâse sıcak sudan alınır ve içinde soğuk su bulunan bir kabın içine oturtulur. Daha sonra zeytinyağı yavaş yavaş ilave edilerek çırpılmakta olan karışıma yedirilir (yağın donmuş veya çok soğuk olmamasına dikkat edilmelidir yoksa mayonez bozulur). Sonra bu mayoneze çok küçük parçalar halinde kesilmiş yumurta, hardal, çok ince kıyılmış yeşil soğan, maydanoz ve ince ince kesilmiş kornişon katılır, iyice karıştırılır ve reçetelerdeki tariflere uyulup yemeklerde sos olarak kullanılır.

Tatlandırıcı olarak otlar


Mutfakta kullanılan otlar, iyi yemek pişirmenin sırrının anahtarıdır, Onları kullanırken dikkat edeceğiniz en önemli husus yemeğin asıl tadını bozacak kadar fazla miktarda koymamak olmalıdır. Bunun dışında belli kurallardan çok, belli eğilim ve alışkanlıklardan sözedi-lebilir. "Hangi ot, hangi yemekle kullanılır?" sorusunun cevabı hiç bir zaman tam ve kesin olarak verilemez. Bizim önerimiz, bu konuda geleneğin dar kalıpları çerçevesine sıkışmaktan kaçınmanız olacaktır.
Bu arada bir başka önerimiz de, aşağıda tanıttığımız otları evinizde yetiştirmenizdir. Otları tanımanın en iyi yolu hiç kuşkusuz onlarla sürekli bir arada bulunmaktır. Balkonunuzda bir köşe, hatta bir pencere aralığı bile, birazdan sözünü edeceğimiz otlardan büyük bir kısmım üretmeniz için yeterli alam size sağlayacaktır. Bundan sonra, birkaç küçük saksı ve bir miktar toprakla tohumları temin ettiğinizde otları yetiştirmeniz için hiç bir engel kalmamış olacaktır.
Otları elden geldiğince taze halleriyle kullanmanızı salık vereceğiz elbet; ancak bunun her zaman mümkün olmadığı da doğrudur. Bu yüzden, mutfağınızda her zaman ayrı kaplar içinde ve ağızları sıkı sıkı kapatılmış bir halde kuru otlardan bulundurmamzda yarar vardır.
Eğer otları taze olarak kullanılmak üzere saklayacaksınız, tercihan alüminyum folyoya sarılı olarak ve ağzı kapalı bir cam, ya da plastik kap içinde buzdolabında bir kaç gün bekletebilirsiniz.

Tatlı


2 Kahve Fincanı toz şeker
1 Çorba Kaşığı nişasta
1 Paket vanilya
1 Çay Kaşığı limon suyu
1 Su Bardağı şerbeti için şeker
4 Su Bardağı süt
3 Kahve Fincanı pirinç haşlanmış
2 Adet yumurta
1 Su Bardağı su
1 Yemek Kaşığı Sana Hamurişi

Haşlanmış pirinçleri blendırdan geçir sütü ilave et margarini ve nişastayı kat katılaşana kadar pişir sogut yumurtalarını ilave et mikserle çırp yaglanmış tepsiye dök pembeleşinceye kadar pişir soguyunca kare kare kes üzerine kaynatıp sogutulmuş şerbati dök servis yap.

Tatlı (rüya)


Kısmettir.Rüyada her hangi bir tatliyi görmek, dinde ihlasa, üzüntü ve kederden kur-tulmaya, yolculuktan dönmeye, hastaliktan sifa bulmaya, bekarin evlenmesl-ne, ilim ve tövbe etmeye isarettir. Rüyada tatli yemek sifaya isarettir.

Tatlı bastonlar


350 g bal,
120 g tereyağı ya da margarin,
100 g seker,
50 g bitter çikolata
500 g un,
1 paket kabartma tozu,
1 tatlı kasığı kakao
150 şer g dövlmüs fındık ve badem,
120 g portakal kabuğu şekerlemesi
2 yumurta,
yarım limon kabuğu rendesi,
1 paket kurabiye baharı (Lebkuchen -Neunerlei Gevvürz)
Dekorasyon:
250 g pudra sekeri
2 yemek kasığı limon suyu,
kırmızı yemek boyası,
kırmızı ve beyaz sekerler.

Bal, yağ ve şekeri devamlı karıştırarak bir taşım kaynatın ve soğumaya bırakın. Çikolatalı benmaride eritin. Unu, kabartma tozu ve kakao ile süzün, badem, fındık portakal kabuğu şekerlemesi, yumurta, limon kabuğu rendesi ve baharat ile karıştırın. Ballı karışımı ilave ederek hamur yoğurun. Hamurun üstünü örtün ve 1 saat soğutun. Hamuru unlu zemin üzerinde 3 mm kalınlığında açın. Şablonun yardımı ile bastonlar kesin. Bastonları kağıtlı bir tepsiye dizin ve 175 derecede (gazlı fırın 2) yaklaşık 15 dakika pişirin. Piştikten sonra delik açın.
Dekorasyon: Pudra şekerini limon suyu ile karıştırın ve bir plastik torbaya doldurun, torbanın bir köşesini kesin, bastonların kenarlarına çizgiler çekin, hemen beyaz inci şekerlerle süsleyin. Yatay çizgiler de çekin. Kalan şekeri kırmızıya boyayın beyaz çizgilerin arasını kırmızı şekerle doldurun, ve kırmızı inci şekerlerle süsleyin.

Tatlı Biberli Biftek


İçindekiler
6 parça biftek
2 yemek kaşığı zeytinyağı
1 adet kuru soğan
1 diş sarımsak
1 adet kırmızı dolmalık biber
3 adet taze soğan
1 silme yemek kaşığı mısır nişastası
1 tatlı kaşığı acı veya tatlı biber salça
1 yemek kaşığı ketçap
1 su bardağı soğuk su
terbiye için;
1 adet yumurtanın sarısı
2 yemek kaşığı soya sosu
1 silme yemek kaşığı mısır nişastası

Terbiye için gereken malzemeleri karıştırın ve yarım saat bekletin.(buzdolabına koymayın). İntegral tavada terbiyede beklemiş etleri kızgın zeytinyağında kızartın. Başka bir kaba alın. Aynı tavada piyaz için doğrar gibi kestiğiniz temizlenmiş soğanı kavurun. Dolmalık biberi yıkayın ve halka halka kesip tavaya ekleyin. Taze soğanları dörde kesin ve onları da katın. Sonra sarımsağı sarımsak sıkacağıyla sıkıp tavadakilere ilave edin. Etlerden artan terbiye karışımına nişastayla karıştırın ve biber salçası, ketçap, soğuk su ilave edip karıştırın. Sebzelere etleri de katın,terbiye karışımı da koyun ve üzerini kapatarak 2 dakika pişirin.

Not: Eti terbiye malzemesi ile 1 gece buzdolabında tutabilirsiniz

Tatlı Donut


2 yumurta
Yarım paket yaş maya
Yarım su bardağı sıvı yağ
1 tatlı kaşığı tarçın
3 yemek kaşığı toz şeker
1 su bardağı ılık su
4 su bardağı un

Yaş mayayı ıslık suda eritip içine 3 kaşık şeker ekleyin ve karıştırın. Hamur yoğurma kabına unu boşaltın. Erittiğiniz mayayı ve diğer malzemeleri ilave edin. Hamuru güzelce yoğurun. Merdane ile 1 cm ya da 1 parmak kalınlığında açın. Büyük ağızlı bir su bardağı ile daireler kesin. Ortalarını da daha ufak bir daire ile kesip boşaltın. Kestiğiniz hamurları fırın kağıdının üzerine alıp biraz bekletin. Mayasının gelip kabardığını göreceksiniz. 180 derece fırında kabarıp pembeleşene dek pişirin. Fırından çıkınca biraz soğumasını bekleyin. Sonra üzerini süsleyin. Benmari usulü erittiğiniz çikolata ile üzerini kaplayabilirsiniz. Bal sürebilir, krokan serpebilirsiniz. Tarçın veya pudra şekeri de serpebilir ya da hazır satılan renkli şekerlere batırabilirsiniz.

Tatlı Donut


1kg. un
4 yemek kasigi seker
1 ½ ilik süt
1 paket yas maya
4 vanilya sekeri
1 tatli kasigi tuz
1 yemek kasigi sivi yag
1 yemek kasığı margarin
2 adet yumurta
Kızartmak için sıvı yağ

Malzemeleri karisitip yumusak bir hamur yapin
Ceviz büyüklügünde bezeler alip elinizde yuvarlayin vede bir sise kapagiyla ortalarini cikaralim, hepsini bu sekile getirdikten sonra üzerlerini kapatip 45 dk bekletelim ve kizgin yagda alti üst kizartalim. istege göre isterseniz kakaolu cikolata isterseniz beyaz cukolata veyada sadece sekere batirin


Tatlı Ekmek


Malzeme
- 1 su bardağı un
- 1 yemek kaşığı pudra şekeri
- ¼ çay kaşığı tuz
- 2 adet yumurta
- 1 su bardağı süt
- ½ paket kabartma tozu
- ½ kutu Sana Kase peynirli sandviç sürme
- 4 yemek kaşığı çilek reçeli

Hazırlanışı
1. Derin bir kâseye unu, pudra şekerini, tuzu, sütü, kabartma tozunu koyup hamur haline getirin.
2. Tavayı ateşe koyup hafifçe kızdırın.
3. Hazırladığınız hamurdan kepçe yardımıyla dolu bir kepçe alıp tavaya krep hamuru büyüklüğünde döküp hamurun her iki tarafı pişinceye kadar kızartın.
4. Pişen tatlı ekmeği tabağa alıp üzerine bir bıçak yardımıyla ilk önce Sana Crème Bonjour peynirli sandviç sürmeyi sürüp üzerine çilek reçelini yayın.
5. Aynı şekilde kızarttığınız 2. kat tatlı ekmeği reçeli ekmek katının üzerine koyup Sana Crème Bonjour peynirli sandviç sürmeyi üzerine sürüp çilek reçelini yayın.
6. Tatlı ekmekler bitene kadar bu sıra ile ekmekleri hazırlamaya devam edin. En son katı tatlı ekmek bitirin.
7. Sana Crème Bonjour peynirli sandviç sürmeli tatlı ekmeği pasta dilimler gibi üçgen kesip katların dağılmaması için kürdan batırın.
8. Servis tabağına alıp servis edin.

Tatlı Ekşi Soslu Balkabağı Izgarası


Habertürk

MALZEMELER
750 gr. balkabağı
2 yemek kaşığı zeytinyağı
3 diş sarımsak
3 yemek kaşığı elma sirkesi
2 yemek kaşığı toz şeker
1-2 tutam tuz
10 yaprak ince kıyılmış taze nane
1 avuç taze kıyılmış maydanoz

Yapılışı:
Bal kabağını ince dilimler şeklinde kesin. Bir kabın içerisinde zeytinyağını, 2 diş ezilmiş sarımsağı ve 2 tutam tuzu, balkabağı dilimleriyle iyice karıştırın. Balkabağı dilimlerininin 2 tarafını da ızgarada, renkleninceye ve hafif yumuşayıncaya kadar pişirin. Bir servis tabağına alın. Şekeri, sirkeyi, 1 diş ezilmiş sarımsağı küçük bir tencerede, şeker eriyene ve karışım hafif koyu bir kıvam alıncaya kadar pişirin. Sosu ince kıyılmış yeşilliklerle karıştırıp, balkabaklarmın üzerine dökün.

Not: Bu tatlı-ekşi soslu ve mükemmel gözüken balkabaklarmı, dilerseniz ana yemekten önce, ara sıcak gibi sunabilirsiniz. Ya da hafif ve sağlıklı! bir akşam yemeğinde, ızgara tavukla beraber servis edebilirsiniz.

Tatlı Elma Kızartması


5 adet tatlı elma
1 su bardağı kepekli un
1 su bardağı yağsız süt
1 yemek kaşığı zeytinyağ
1 çay bardağı bal
1 er çay kaşığı tarçın zencefil
1 çay bardağı ceviz

Kepekli un ve yağsız sütü iyice karıştırın. Bu arada içine bir tutam tuz atmanızda yarar var. Bulamaç haline getirin. Elmaların kabuklarını soyun, çekirdeklerini temizleyin ve ince ince dilimleyin. Hazırladığınız bulamaca soktuktan sonra derin bir kapta bolca zeytinyağında kızartın. Kızaran elmaları emici bir kağıt üzerinde bir süre beklettikten sonra bir tabağa zevkinize göre dizin. Elmaların üzerine sırasıyla balı, cevizi, tarçın ve zencefili koyun.

Tatlı Erişte (Gümüşhane)


2 yemek kaşığı margarin
3 yemek kaşığı toz şeker
4 avuç erişte

Erişteyi derince bir tencereye alıp üzerine sıcak su ekleyerek haşlayın. 2 yemek kaşığı margarini, ayrı bir tencerede eritilir. Pişen eriştenin suyu süzüp servis kabına alın. Üzerine 3 yemek kaşığı toz şeker serpin. Eritilmiş margarinide eriştenin her yerine eşit miktarda gezdirin. Tatlı Erişteniz servise hazır.

Tatlı Et (Kırkağaç Manisa)


Kırkağaç Belediyesi

Bu bir kurban yemeğidir. Hayvanın gerdanından kesilen bir parça tencerede haşlanırken, içine bir miktar pekmez katılmasıyla değişik lezzette bir yemek elde edilir.

TATLI KAYISI DOLMASI (Malatya)


½ kg kuru kayısı
1 su bardağı ceviz içi
2 çorba kaşığı bal veya toz şeker
2 yemek kaşığı tereyağı
4 çorba kaşığı toz şeker
biraz hindistancevizi veya yeşil fıstık

Kayısılar yıkanır 10-15 derecede ılık suda ıslatılarak süzülür. Diğer tarafta ceviz havanda dövülür. İçine bal veya toz şeker konularak iyice karıştırılır. Süzülen kayısıların kanatları açılıp ikiye ayrılır (birbirinden kopmayacak şekilde) Kanatların bir tarafına cevizli iç konularak, diğer kanat üzerine kapatılır, sıkıştırılır.
Yağlanmış fırın tepsisine bir sıra halinde dizilir. Bir çay bardağı su üzerinde gezdirilir.Kayısıların üzerlerine küçük parçalar halinde tereyağı konur. Dört kaşık toz şeker serpilerek fırında 20-25 dakika pişirilir. Servis tabağına alınarak üzerine hindistancevizi veya yeşil fıstık serpilerek servis yapılır.

Tatlı Kırmızı Biberli ve Maydanozlu Levrek


2 Paket Knorr Fesleğenli ve Kekikli Salata Sosu
1 çay kaşığı Knorr Sebzeli Çeşni
2 adet bütün levrek
1 bağ roka (ayıklanmış kabaca doğranmış)
1 adet fırın torbası
3 yemek kaşığı su su
4 yemek kaşığı zeytinyağı

Knorr Fesleğenli ve Kekikli Salata Sosu su ve zeytinyağı ile hazırlanır.talimatlarına göre hazırlanır.
Levrekle beraber tüm malzemeler fırın torbasına doldurularak ağzı bağlanır. Yaklaşık 30 dakika buzolabında bekletildikten sonra 180 derecede 30-35 dakika fırınlanarak servis edilir.

Tatlı Kurabiye


1 bardaktan biraz fazla şeker
2 yumurta ( birinin akı üstüne)
125 gr. tereyağı
2 yemek kaşığı yoğurt
2 yemek kaşığı hindistancevizi
1 paket vanilya kabartma tozu
Çok az limon suyu
1 tatlı kaşığı tarçın
1 fincan dövülmüş ceviz
1 fincan dövülmüş ceviz
3.5 bardak un

Geniş bir kapta tereyağı eritilir.ılınınca yumurta, şeker, yoğurt, hindistancevizi, tarçın, vanilya, limon suyu, ceviz eklenerek elimizle karıştırılır. Un elenir, kabartma tozu ile birlikte ilave edilir.iyice yoğurulur. Küçük parçalar elde yuvarlanıp tepsiye dizilir. Yumurta akları sürülür. 175 derecede üstü pembeleşinceye kadar pişirilir.

Tatlı Patates Mat-tang


http://koreyemek.blogspot.com

tatlı patates 300 gr
sıvı yağ 5 su bardak
çörekotu 1 çay kaşık
serbet için:
şeker 1 su bardak
su 1 su bardak
bal 1 çorba kaşık

Tatlı Patatesi uygun bir şekilinde doğranır. (Türkiyede Antalya ve Adanada çıkıyormuş)
Geniş bir tavada sıvı yağı kaynatır. Doğranmış tatlı patatesi yağıda kızarmaya başlar.
2 kere bu işlem yapacaktır.
İçi haşlanyınca çıkarır.
yağı bir az daha kızardıktan sonra tekrar kızaracaktır.
Bu arada serbeti hazırlanır. Bir su bardağa bir su şeker ve bir yemek kaşık bal. Karıştırmadan kaynamaya başılar.
Tatlı patatesi 2 kere kızarması. Kahve ya da sarı rengi olmalıdır.
Kaynamış serbette tatlı patatesi ilave eder. Kısık ateşte su azalıncaya dek karıştırarak kaynatır.
Çörekotu serperek servis eder.


Tatlı Poğaça


3 un
5 çay fincanı erimiş margarin
100 gr sıvıyağ
1 çay bardağı süt
1 çay bardağı kabartma tozu
1 paket pudra şekeri
2 yemek kaşığı yumurta sarısı
2 adet reçel
İç harcı için:
1 çay fincanı fındık
3 Yemek Kaşığı toz yeşil fıstık
Üzeri için:
Yarım fincan reçel şurubu

Hamur yoğurma kabına unu alalım ortasını açalım, margarini ve yumurta sarısını ilave edelim elimizle karıştıralım. Süt, sıvıyağı, kabartma tozu, vanilya ve pudra şekeri katıp yoğuralım. Kıvama gelen (kulak memesi yumuşaklığında olacak) hamurdan limon büyüklüğünde parçalar koparalım. Elimizde açalım içine reçel sürelim üzerine file badem alalım ve kapatalım. Yağlanmış tepsiye dizelim, üzerine yumurta sarısı sürüp 170 derecelik ısıda üzeri kızarana kadar tutalım. Pişen poğaçaları servis tabağına alalım, üzerine reçel şurubu sürüp toz yeşil fıstık serpip servise sunabiliriz.

Tatlı Sos (İsveç)


2 çorba kaşığı şeker
3 çorba kaşığı mayonez
3 çorba kaşığı tatlı hardal
3 çorba kaşığı zeytinyağı
6-7 dal dereotu

Dereotu çok ince kıyılır. Malzemeler çukur bir kaba konur, şeker eriyene kadar iyice çırpılır. En son dereotu eklenir. Balık ve tavuk yemeklerinin yanında kullanılır.

Tatlı Sosları


Yemekten sonra yenen desertler (tatlılar) yanında servis edilen soslar genellikle kremalı ve meyveli olmak üzere ikiye ayrılır.

Kremalı soslar: Daha önce bilgi verildiğine göre krem angalezin herhangi bir esansla karışmış biçimidir. Bu esans çikolata praline, kahve, portakal veya limon olabilir.

Meyvalı soslar: Sıcak veya soğuk desertlerle verilen bu soslar taze meyvelerin püresi ile veya konserve meyvelerle, veya jölelerle yapılabilir. Genellikle bütün meyveler sos yapmada kullanılır. Sadece sıcak meyveli soslar için kayısı tercih edilir. Çilek, ahududu ve benzeri, içinde meyvenin etli kısmı taze olarak rendesi kullanılır.

Meyveli sosların uygulanması : Bir kilo meyve süzgeçten geçirilir içine bir litre su, 1 kg. şeker ilave edilerek bu karışım ateşte kaynatılırken on gram nişasta ilave edilir. Bu sos, bir kilo reçel ve 7 desilitre su ilede yapilabilir. Ve süzgeçten geçirilerek uygulanır.

TATLI SOSLU PİRZOLA (Çin)


Malzeme (4-6 kişi için)
1 kg. pirzola
2 yemek kaşığı yağ
Tuz
7 diş sarımsak
Sos için;
4 yemek kaşığı bal
4 yemek kaşığı sirke
2 yemek kaşığı soya sos
2 yemek kaşığı domates salça
1 çorba kaşığı maydanoz ve tereotu
2 diş sarımsak
Garnitür:
Taze soğan
Domates

Bütün sosları karışrıp, pirzolaları tuzlayın. 5'er santimlik dilimler halinde kesin.
Tavada sarımsağı 1 dakika kızartın. Pizolaları da ilave edip altın rengini alana kadar, pişirin. Isıyı düşürüp 10 dakika daha kızartmaya devam edin.
Sosu kaşıkla pirzolaların üzerine dökün. Folyayla tavanın üzerini kapayın ve 20-25 dakika kaynamaya bırakın.
Eti sıcak bir servis tabağına dizin. Üzerine garnitüreri de koyarak, hemen servis yapın.

TATLI ŞURUPLARININ HAZIRLANMASINDA DİKKAT EDİLECEKLER


Tatlıların hazırlanmasında dikkat edilecek noktalar tatlıların hazırlanma metodlarına göre değişir. Genellikle hamur tatlıları için şuruba ihtiyaç vardır. Şurubun hazırlanmasında dikkat edilecek noktalar şunlardır:
1. Şekerin üzerini iki parmak geçecek kadar su koymak lâzımdır. Çünkü fazla konan su şurubun geç koyulaşmasına az konan suda şurubun şekerlenmesine sebep olur.
2. Şurubun kıvamı gelmek üzereyken içersine mutlaka limon suyu sıkınız. Limon şurubun şekerlenmesine mani olur.
3. Şurub hazırlarken yanlız şeker eriyinceye kadar karıştırınız. Diğer zamanlardaki karıştırma şurubun şekerlenmesine sebep olur.
4. Şekerin kıvamı yapılacak tatlıların özelliğine göre değişir. Lokma, hanım göbeği, baklava, kadayıf v.s. gibi tatlıların şurubunun kıvamı şöyle anlaşılır. Şekeri karıştırdıktan sonra kaşığı şuruba batırıp çıkarınız, kaşıktan akan şurup damlaları hafif uzayarak akıyorsa şurubun kıvamı tamdır. Diğer bir anlama usulü de şudur. Şekerden bir damlayı baş parmağın üzerine koyunuz, damla yayılmadan duruyorsa şurubun kıvamı gelmiş demektir.
5. Şekeri karıştırırken daima madeni kaşık kullanınınz. Tahta kaşiK ne kadar yıkanırsa yemek kokusu tahtaya siner. Şurub böyle bir kaşıkla karıştırılırsa şurubada kokusu siner.
6. Tatlılarda kullanılacak gereçlerden brinin sıcak diğerinin soğuk oimusı gerekir. Örneğin şurup soğuksa şuruba atılacak tatlının sıcak, şurup sıcaksa şuruba atılacak tatlının soğuk olması gerekir.
7. Tatlıların şurubunu kıvamının tam olması gerekir. Şurub sulu olursa tatlıları yumuaştır. Koyu olursa da tatlı şurubu çekemez.
Bu noktalara dikkat edilerek hazırlanan şurupla yapılan tatlılar iyi netice verir.

Tatlı Tarhana


2 Yemek Kaşığı Sana Klasik Kase
1 Tatlı Kaşığı tarçın
1 Çay Bardağı ceviz
1 Çay Kaşığı Toz karanfil
1 Çay Bardağı üzüm pekmezi
6 Çay Bardağı su

Bulguru suda haşlayın. Suyunu çekince üzerine pekmezi ilave edin. Pekmezle iyice pişmesini sağlayın. Yanmaması için sık sık karıştırın. Tencereyi ocaktan alıp ceviz, toz karanfil ve tarçını ilave edip karıştırın. Katılaşınca ıslattığınız düz bir cam kaba aktarıp düzgün bir şekilde yayın. İyice soğuduktan sonra dilimleyin. Üzerini dilediğiniz şekilde süsleyip servis yapın. Tatlı tarhana artık hazır.

Tatlı Tuzlu Fış Fış


3 su bardağı un
Yarım paket yaş maya
1 yemek kaşığı toz şeker
Yeterince sıcak su
aldığı kadar Tuzlu fış fış için
aldığı kadar taze nane
İstediğiniz kadar çeri domates
İstediğiniz kadar peynir
Aldığı kadar Pudra şekeri
100 gr margarin

Derince bir karıştırma kabının içine un ve şekeri dökün
Elinizle harmanlayın
Unun ortasına havuz açıp yaş mayayı ve ılık suyu koyup kulak memesi yumuşaklığında bir hamur elde edene kadar ortalama 15 dakika yoğurun
Yoğurduğunuz hamurun üzerini streç filmler ile kapatıp mayalanması için yarım saat bekletin
Mayalanmış ve kabarmış hamurunuzdan kaşık yardımıyla alıp, kızdırılmış sana margarinin olduğu tavadaki kızartma tavasına kaşık kaşık koyun ve kızartın
Kızarttığınız hamur toplarını kâğıt havlu serdiğiniz tepsiye alın ve yağlarının süzülmesini bekleyin
Servis edeceğiniz zaman kâğıt havlunun üzerine hamur kızartmalarınızı alın ve üzerine pudra şekeri serpip yanına domates ve kaşar peyniri dilimleri koyup, birkaç dal taze nane yaprağı ile süsleyip ikram edin

Tatlı Tuzlu Piliç Kanatları


6 adet piliç kanadı
1,5 yemek kaşığı ketçap
1 yemek kaşığı bal
1 yemek kaşığı Worcestershire sos

Fırının ızgarasını yakın. Ketçap, bal ve worcestershire sosunu karıştırarak sos elde edin. Sosu fırçayla kanatların her tarafına sürüp ızgara teline yerleştirin.
Teli ızgaradan 8-10 cm. yukarıya yerleştirip, kanatları bir, iki kez dişli çatalla çevirerek önlü arkalı kızartıp sıcak servis edin.

TATLI VE PASTALARIN SERVİS VE YENME ŞEKİLLERİ


Tatlılar Türk sofrasında çeşitli olmaktadır. Bunlardan hamur tatlılarının yenmesinde bıçak ve çatal, ötekilerinde, tatlısına göre yalnız çatal ve ya kaşık kullanmak gerekir. Örneğin, muhallebi, sütlâç, kremalar ve benzerleri küçük kaşıklarla, pastaları çatal ve bıçakla yemek gerekir. Pasta ve tortularda çatalla birlikte bıçak da kullanılması rahat yemenin şartıdır.
Pastalar yemekten sonra verilmektedir. Kurulu sofrada, yemekten önce alınması düşüncesiyle küçük küçük pastalar ve tortalar bulundurmak doğru değildir. Bu şekil, sadece çaylarda uygulanmalıdır. Balolarda, resmi, büfeli yemeklerde de masalar üzerinde, çerez ve yiyeceklerle birlikte pasta ve tortalar bulundurulmaktadır. Ancak, bu usûl, oturarak yemek yenecek sofralar için uygun düşmez.

Tatlı ve Tatlıcılık


Tuğrul Şavkar

XIX. yüzyılın ilk yarısında Yunan Kralı'nın aşçılığını yapan Friedrich Unger, Doğu'da Tatlıcılık adlı yapıtında, "Doğu âleminin tatlıları hakkında daima ilginç ve iç açıcı şeyler duymuşsunuzdur. Peri masallarını anlatanların sınırsız hayal güçlerine dayanarak, Doğu ülkelerinin tatlıcı ve şekerlemecilerinin şöhretleriyle ilgili olarak anlattıkları, o ülkelere geziye çıkan turistlerin sözleriyle, yazılarıyla da doğrulanmıştır." diye söze giriyor.
Aradan yüz elli yıl geçtikten sonra Unger'in deneyini tekrarlamaya kalkışan bir Batılı'nın bu girişimi, büyük bir ihtimalle, sonuçsuz kalacaktır. Çünkü, önce Unger gerçek bir profesyoneldir ve konuya büyük ölçüde mesleki merak açısından yaklaşmaktadır. Ama daha önemlisi, yüz elli yıl önce Doğu ile Batı'mn "tatlı" kavramı arasında bugünkü gibi bir uçurumun bulunmamasıdır. Aradan geçen zaman içinde Batı'da, tatlılar giderek daha az şekerli ve dolayısıyla hafif olurken, Doğu'da "tatlı" hâlâ eskisi gibi tatlıdır.
Doğu ile Batı arasındaki fark, elbette bu önemli ama küçük ayrıntıdan ibaret değil. Nihayet bu, tatlılardaki şeker bir miktar azaltılarak giderilebilir. Asıl önemlisi, tatlıların geleneksel Türk yaşamındaki vazgeçilmez yeri. Ne kadar Batılı bir görünüm almış olursa olsun, sıradan bir Türk, bugün bile, her yıl en az yirmi-otuz kez herhangi bir nedenle tatlı yemek durumunda kalır. Çoğu zaman bundan kaçınmak mümkün değildir ve zaten böyle bir davranış hemen hiçbir çevrede hoş karşılanmaz.
Araştırmacı Zümrüt Nahya, Türk kültüründe tatlının yer almadığı çok az öğenin bulunduğunu belirtiyor. Yine de bayramlar -tabii dini olanlar- tatlı ikramının en çok ve yaygın yapıldığı günlerdir.
Bayram ziyaretine gidilen evlerde, yemeğe kalmasalar bile, konuklara mutlaka tatlı sunulur. Zaten konuklar da ziyarete giderken küçük de olsa bir tatlı paketini ellerinden eksik etmezler. Paketin içinde büyük bir olasılıkla kaymaklı, cevizli, fıstık baklava ya da aynı aileden sarığıburma, şöbiyet gibi bir tatlı bulunur. Evlerde sunulanlar da bunlardır. Eskiden bu sonuncular evde yapılırken, zamanla bunları yapacak usta ev kadını sayısı iyiden iyiye azalmca, ev işi baklavaların yerini çarşı işi olanlar aldı.
Nişan ve düğünlerde de baklava yine baş köşededir. Nahya, Anadolu'da yaygın bir gelenek olarak, gerdek gecesi güveyi ile birlikte yemek için, gelinin oğlan evine gelirken yanında bir tepsi baklava ve bir tavuk getirdiğini söylüyor.
Baklavanın neşeli günlerin tatlısı olmasına karşılık, lokma ve helva, hem dini yanı ağır basan, hem de acılı zamanların tatlısı olarak göze çarpar. Hali vakti yerinde olan herkes bir yakını öldüğünde helva -ki tercihen irmik helvası- yaptırır veya lokma döktürüp bütün tanıdıklara ve çevredeki yoksullara dağıtır. Ancak helvanın ille de böyle bir anlamı olması gerekmez. Rüya yorumcuları da helvacıyı "tatlı ve faydalı sözlü adam, sevimli ve latif bir zat", helvayı ise "nimet, sevinç, felah (kurtuluş) ve seferden dönmek" olarak yorumlarlar. Yeni bir eve taşmıldığmda ilk gün evin ocağında helva pişirmek ve ilk yemekte bunu yemekle, o evde ağız tadıyla yaşama isteğinin gerçekleşeceğine inanılır. Hatta bazen bayramlarda, herhangi bir nedenle baklava yapılmamışsa, konuklara lokma veya helva sunulur. Zümrüt Nahya, Geleneksel Türk Kültürü'ndeki "Tatlı" makalesinde, yılbaşlarında, sıra gecelerinde "helva çekme" denilen bir tür törensel geleneğe değiniyor. Helva çekilirken maniler söyleniyor, oyunlar oynanıyor ve daha sonra hep birlikte bu helva yeniliyor.
Yazarın belirttiği bir başka ilginç tören, yağmur duası. Yağmur uzun süre yağmadığı zaman, bunun ürün üzerindeki etkisini kırabilmek için tarım alanlarında yaşayan köylüler, kökleri İslam öncesi geleneklere dayanan ve din adamlarının başı çektiği özel törenler yaparlar. Anadolu'da modern tarım sulamacılığmm ulaşamadığı bölgelerde bu törenler hâlâ yapılır. Bu törenlerde, evlerden toplanan un, yağ ve şekerle helva yapılıp dağıtılır. Aynı şekilde kandillerde de helva veya lokma yapılıp dağıtılır.
İslam ülkelerinde, Peygamberin torunu İmam Hüseyin'in Kerbela'da şehit edilişini anmak üzere Muharrem ayının 10'uncu günü mutlaka bakliyat ve kuru meyvelerle hazırlanan aşureyi pişirip dağıtma geleneği yaygındır. Aşurenin, Nuh'un gemisinde son günlerde elde kalan yiyeceklerin tek tek geminin bütün yolcularını doyuracak bir yemek yapmaya yetmemesi üzerine bir araya getirilip pişirilmesi sonucu keşfedilmiş bir yemek olduğu söylentisi de vardır.
Evlerde doğum, ölüm ve başka nedenlerle okutulan mevlitlerde lohusa şerbeti dağıtılması ve bunların yenilip içilmesinin sevap olduğu yolundaki düşünce, çeşitli törenlerle yiyecekler arasındaki bağı gösteren başka örmeklerdir. Nahya, benzer âdetler arasında kırsal alanda yeni doğmuş bebeğin beslenmesinde ana sütünün yanı sıra tülbente sarılmış lokumun bir tür emzik gibi çocuğun ağzına verilmesini, çocuğa muhallebi yedirilmesini, sıkça görülen olaylar olarak niteliyor. Evlenme törenlerinde olduğu gibi söz kesme ve nişanda yemeklerin yanı sıra özel amaçla tatlı ikram etmenin ve tatlı yemenin de önemli bir unsur olduğuna işaret ediyor Nahya. Böyle tatlı başlanıp tatlı bitirilen törenin evliliği etkileyeceği, her şeyin yolunda gideceği ve evliliğin mutlu süreceği yolunda bir inanç bulunduğunu belirtiyor. Nitekim söz kesildiğinde de bir törenle şerbet içiliyor. Nişan ve düğün yemeklerinde baklavanın yanı sıra, ayrıca çeşitli hoşaflar keşkekle birlikte konuklara sunulur.
Gündelik hayatla bu kadar iç içe olan Türk tatlıları bunlardan mı ibaret? Doğrusunu söylemek gerekirse baklava, lokma, helva, aşure ve muhallebi hemen hemen bütün tatlı türlerinden birer örnek görmemiz için neredeyse yeterli sayılabilir. Ama, sadece birer örnek! Modern bir Türk tatlı kitabı üç yüze yakın reçete içerir. Bunun yüze yakını kek, bisküvi, marmelat, dondurma, komposto ve krema olmak üzere çeşitli Batı kitaplarında da bulunabilir. Geriye kalanlar ise orijinal Türk tatlılarıdır. Tabii, Türk tatlısı derken, bu tatlıların sadece Türkiye'de bulunduğunu söylemiyoruz. Türk tatlılarının tümü, bir iki yerel tür dışında, Ortadoğu ve Balkanlar'da hâlâ mevcut bir ortak mirasın ürünleri sayılır. Avusturya sınırını doğu yönünde aşar aşmaz Türk tatlıları ile karşılaşmaya başlarsınız ve bu durum Arap ülkelerini terk edinceye kadar devam eder. Arada nüanslar yok mu? Özellikle bir tatlının hafif veya ağır olmasını etkileyen şeker şurubunun yoğunluğu bakımından var elbette. Türk tatlıları Balkanlarda oldukça hafiftir. Türkiye'de biraz ağırlaşır ama, özellikle Suriye ve diğer Arap ülkelerine geçtikçe bu ağırlık daha da artar. Lübnan, bu ağır tatlı geleneğinin ortasında bir serap kadar inanılmaz biricik vahadır. Ağırlık, hafiflik sorununu bir kenara bırakacak olursak, tatlıların tümünün yapım, görünüm ve lezzet açısından bibirlerine çok benzediği kolayca fark edilebilir.
Mevcut yemek kitaplarında kullanılmamakla birlikte, bir beslenme uzmanının, Hacettepe Üniversitesinden Prof. Dr. Ayşe Baysal'm, Türk tatlıları üzerine düzenlenmiş bir sepozyumda önerdiği mükemmel bir sınıflandırma modeli var. Baysal'm sınıflandırması üzerinde bir iki küçük değişiklik yapıldığında ortaya hamur işi tatlılar, taze meyve veya kuruyemiş ve sebzelerle yapılan tatlılar ile sütlü tatlıların gruplandırılması çıkıyor. Bu sınıflandırmanın içermediği Türk tatlısı pek az. Lokum, akideşekeri ve bazı çörekleri içeren bir "bakiyyet-ül seyf" yani kılıç artıkları sınıfı açmak, sınıflandırma tekniği açısından pek şık sayılmasa da, her zaman mümkün.
İster Türk ister yabancı olsun, Türk tatlısı deyince hemen herkesin ilk aklına gelen hamur işi tatlılardır. Bunların içinde baklava belki de en tanınmış olanıdır.
Baklavanın kayıtlara geçtiği ilk tarih 1473. Fatih Sultan Mehmet'in mutfak defterlerinde bu tatlının beş altı çeşidine rastlıyoruz. Süheyl Ünver, XVIII. yüzyılda bu tatlının çok çeşitlendiğini kaydediyor. Nitekim, Fahriye Nedim'de on beş çeşit baklava tarifi var. Yine de bütün bunların tek bir ana tariften türetildiğini söylemek gerek. Bu da eskilerin deyimiyle "adi baklava". Baklavayı çeşitlendiren, içine konan ve her zaman bir tür kuruyemiş olan harcı ile baklavanın tepside kesiliş biçimi.
Baklavanın hangi çeşidi söz konusu olursa olsun, marifetin yufkada olduğunu bilmeyen yoktur. Aşçının ustalığı, açtığı baklava yufkasının inceliği ile eşdeğer görülür. Necip Ertürk, Türk Tatlı Sanatı'nda "sigara kâğıdı" inceliğinden söz ediyor. Burhan Oğuz ise, "Baklava yufkası en fazla bir milimetre kalınlıkta açılır ve bundan ortalama elli ile altmış tanesi bir tepside üst üste konur." diye yazıyor.
Yufkanın malzemesi böylece hazırlandıktan sonra, malzemenin tümü karıştırılarak bir hamur tutulur. Bu hamur iki kez yoğrulup dinlendirilir. Sonra uzunlamasına açılır. Hamurlar önce merdaneyle, sonra oklava ile aralarına nişasta serpiştirilerek sigara kâğıdı inceliğinde açılır. Necip Ertürk, "Üst üste sekizden yirmi yufkaya kadar açabilirsiniz, yalnız dikkat isteyeceği gibi, yeter derecede pratik ve çabuk olmak gerekir. Zira fazla nişasta, rüzgâr, ağır hareket hamuru kurutur ve yırtar." diye uyarıyor baklava amartörlerini.
Yufka bir defa açıldıktan sonra yağlanmış tepsiye en az beş kat olmak üzere, araları çok hafif yağlanarak dizilir. Sonra istenilen harç konulur ve tekrar araları yağlanan aynı sayıda yufka harem üzerine dizilir. Baklava, orta sıcaklıktaki fırından çıkartılır. İki ölçü şekere bir ölçü su hesabıyla kestirilen şurubu verilir. Soğuyunca servis yapılır.
Baklavanın pişirilişinde, görüldüğü gibi, çok büyük bir el hünerine gerek yok. Gerçi pişmenin tam kıvamını kestirebilmek, şurubu zamanda yedirmek küçümsenecek işler değil ama bunlar yufkayı açmanın yanında âdeta birer çocuk oyuncağı. Eskiler bu yüzden, aşçı alırken pilavın yanı sıra bir de baklava yaptırırmış. Aşçının usta olanı pazıları öyle kesermiş ki, açıldığında hem çok ince hem de tepsinin içine girecek boyutlarda olurmuş; ne fazla ne de eksik. Burhan Oğuz'un anlattığına göre eski İstanbul konaklarında yapılan baklavalarda aşçının bir tepsiye en az yüz yufka sığdırması istenirmiş.
Baklava yufkasının açılışı, baklava bilindiğinden bu yana en az değişmiş tariflerden biridir. Bir kilo en iyi kalite baklavalık un elenip havuz biçimde açılır. Havuzun ortasına dört beş yumurta kırılır. İçinde bir çorba kaşığı tuz eritilmiş bir bardak su ve iki çorba kaşığı çiçekyağı konur. Eski tariflere baktığımızda çiçekyağı veya onun o zamanki karşılığı olan zeytinyağı yerine, eritilmiş tereyağının kullanıldığını görüyoruz. Dilerseniz bugün de tereyağı kullanabilirsiniz elbette, ama çiçekyağı ile yoğrulmuş hamurun daha iyi sonuç verdiğini profesyoneller iyi bildiklerinden, bu sonuncusu her zaman tercih edilir.

Tatlı Yiyeceklerimize Kültürel Bir Bakış


Kültür ve Turizm Bakanlığı

Tatlı yiyecekler değerli yiyecekler arasında yer alır."Tatlı yiyelim tatlı konuşalım", "Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır" gibi kültürümüzde yer alan sözlerden anlaşılacağı üzere tatlıların kültürümüzde önemli bir yeri vardır.Bu kadar sevilen tatlıların bol ve çeşitli olduğunu görürüz.Hamur tatlıları, meyve tatlıları, sütlü tatlıları, unlu tatlılar, tahıl, kuru bakla karışımı tatlılar başlıca grupları temsil eder.Kuşkusuz bunlar yumurta, kuru meyve, yağ, pekmez ya da şekerle birlikte yapılır.
Bu tatlılar, görünümüyle, tadıyla, kokusuyla zevk verir ve manevi bir doyum sağlar.Konuklara sevilen bir tatlı ikramı, ev sahibinin değerini, konumunu artırır.Yaz ve kış olmak üzere her mevsimde tatlı tüketilir.Bol enerji ve kalori kaynağı olan aşırı tatlı tüketimi çeşitli sağlık sorunları doğurmaktadır.
Ancak doktora gittiğimiz zaman durumun ciddiyetini anlıyoruz.Bu konuda Gaziantep bir örnektir.Çarşıya çıktığınızda adım başında baklavacı dükkanlarına rastlarsınız.Hanımların kilolu, erkeklerin göbekli oluşunda aşırı baklavanın da rolü vardır.
Tatlıların çeşitliliğinde kuşkusuz çeşitli kültürlerden etkilenmeler söz konusudur.Örneğin unlu tatlılarımızın kökeni Orta Asya’dır.Anadolu’ya geldikten sonra tatlı çeşitleri de Anadolu’daki kültürlerden etkilenmiştir.Daha sonra Balkanlar da farklı bir yöre olarak etkilenilmiştir.

Hamur Tatlıları
Hamur işi yiyeceklerin sevilmesi, tatlılara da yansıyarak çok çeşitli tatlılar üretilmiştir.Bu tatlılar, tatlıya özgü biçimlendirildikten sonra, yağda ya da fırında kızartılır ve üstüne şerbet dökülerek yapılırlar.Bunların çeşitleri, hamurun bileşimi, mayalı olup olmaması, yağın önceden hamura katılıp katılmaması ya da yağda kızartılması, yumurta katılıp katılmaması, kaynak, ceviz, fıstık ve benzeri eklemelerin bulunup bulunmaması gibi özellikler yönünden ayrılırlar.Bazıları lokma tatlısı gibi yuvarlak, diğerleri kadayıf gibi tel tel olur.Yassı kadayıf ya da ekmek kadayıfı, türü de vardır.Hamurları önceden hafif ya da çok kurutulmuşlardır.
Gaziantep ve Güneydoğu yöresinde çok tüketilen Künefe ise, sıcak olarak tüketilen bir tatlı türüdür.Kültürümüzde tatlının yer almadığı bir öğeye rastlamak, mümkün değildir.Öyle ki edebiyatımızda, geçiş törenlerinde, inançlarda, halk sağaltıcılığında, geleneklerde tatlının önemli rolü vardır.Doğumda (Loğusa şerbeti), evlenmelerde (söz kesiminde, nişanda düğünde çeşitli tatlı ikramları ve armağanları), ölümde (helva, lokma ikramı) tatlısız olamayız.
Bölgelere göre değişmekle birlikte birçokları tüm Anadolu’da yaygındır.Örneğin Pekmez, köylünün daha çok kış için hazırladığı ve sabahları kahvaltıda kullandığı bir tatlıdır.Üzümün bol olduğu yerlerde pekmez kaynatma, geleneksel olarak Türk kadınının uğraşları arasındadır.Lokum, Türk tatlısı olarak dünyaca tanınmıştır.Baklava, kadayıf gibi hamur tatlıları, Türk tatlıları arasında baş sırada yer alır.Baklavayı Bizans tatlısı olarak niteleyen görüşler bugün çürütülmüştür.Örneğin Perry isimli araştırmacı çok tatlı ekmek ve hamur işlerinin göçebe Türklerin ta 11. yüzyıldan bu yana çok katlı hamur işleri yaptığını gösteren kanıtlar ortaya koyuyor.
Baklavanın, fırında pişirilen ilk çok katlı hamur işi olduğu, fakat hamuru kağıt gibi ince açma işinin, Osmanlıların İstanbul’u aldığı yüzyılın hemen sonrasında Topkapı Sarayı’nın mutfağında geliştirilmiş olabileceği ileri sürülüyor.Kabak tatlısı, helvalar (irmik-un) ve çeşitli şekerlemeler Anadolu’nun her tarafında yaygın tatlılardır.
Törenlerdeki ilke, her zaman ‘Tatlı başla, tatlı bitir’ biçimindedir.Bu bağlamda insanlar söz kesimi ve nişanlanmalarda şerbetle işe başlamış, düğün yemekleri de en güzel tatlılarla bitirilmiştir.Rüyalarımızda tatlı görürsek daima iyiye yorulur.Örneğin bal görmek, nimet, şifa bulmak, ferahlıktır.Tatlı görmek ve yemek, nimet, ferahlık ve sevinmektir.Halk sağaltıcılığında tatlılara sık sık başvurulur.Bayramlarda, kandillerde bol bol tatlı ikram edilir.Sevdiğimiz bir kimseye, ‘Çok tatlı bir insan’ deriz. ‘Ağız tadı’ deyimi iyilik simgesidir.
Dünya ölçüsünde özgün ve ilginç tören tatlılarımızdan birisi de ‘Aşure’dir.Bu kadar çeşitli üründen (yaklaşık 40 tür malzeme) yapılan bir tatlı, başka kültürlerde yoktur.Kerbela yası, ülkemizde muharremin onuncu günü aşure töresiyle kutlanır.Aşurenin doğuşunun ve oluşumunun halk arasında çeşitli söylenceleri vardır.Bunlar şöyle sıralanabilir:Aşure, Adem Peygamber’in günahından dolayı ettiği tövbesinin bugün kabul edilmesini kutlamak için yapılmıştır.
İsmail Peygamber’in Nemrut ateşinden kurtulduğu günün sevinciyle Babillilerin ellerinde ne varsa bir araya getirerek kaynattığı bir şükran tatlısıdır.Yakup Peygamber’in Yusuf oğluna bugün kavuştuğu bayrak gününü simgeleyen bir tatlıdır.
İbrahim Peygamberin bugün doğduğu, Eyüp Peygamber’in bugün şifaya kavuştuğu, İsa Peygamberin bugün göğe çekildiği söylenir.Bir başka söylence de, Nuh'un gemisinin tufan bitip sular çekilince Cudi dağına oturduğu gün gemide kalan son yiyecek kırıntılarıyla kaynatılmıştır.Nuhun isteği, gemide kalan çeşitli erzaktan tatlı bir çorba pişirilmesi imiş.Tufandan kurtulanlar o günü kutlayarak bayram etmişler ve çorbadan yemişlerdir.
Halife Ali’nin oğlu Hüseyin’in ve dostlarının Kerbela'da şehit edilmesinden sonra pişirilen aştır.Böylece Şii’lerde bir yas simgesidir.Zamanla aşure onun ve onunla birlikte Kerbela’da ölenlerin ruhu için pişirilir.Kurban bayramından sonra Anadolu’da sevap kazanmak için hemen her evde aşure kaynatılıp komşulara, eşe, dosta dağıtılır. Kurban kesenlerin aşure pişirmesi gerekir denir.
İnsan yaşamının bitmesi sonucu (ölünün toprağa verildiği gece) helvası yapılıp eşe dosta yedirilir.Helva, gittiği her evde ölen için hayır duaya neden olur.Yedinci gün yapılan lokma tatlısı da ölümle ilgili yemek töreleri arasındadır.Helva da tören yemeklerinin vazgeçilmez tatlısıdır.Un helvası, irmik helvası gibi çeşitli türlerde yapılır.
Doğumlarda, yeni ev alındığında, yeni iş kurulduğunda, askere gidildiğinde, gurbetten dönüldüğünde, hastalık atlatıldığında, yağmur duasında, helva ile kutlamalar yapılır.Yani helva, burada bir ağız tadı işlevine sahiptir.Zerde de düğün tatlısı olarak bilinir.Türk kültüründe tatlı deyince, insanlar açısından olumlu, yaklaştırıcı, bütünleştirici bir işlev söz konusudur.Bu yönüyle tatlıyı Türk kültüründe kuramsal olarak işlevselci bir yaklaşımla oturtabiliriz.Tatlının temeli şekerdir.

Şeker
Birçok dillerde sevgi, sevecenlik, mutluluk gibi olumlu duyguların çoğu şekerle bağlantılı olarak ifade edilir. Örneğin ‘Tatlım’, ‘Şekerim’ gibi. Şeker, hemen hemen her kültürde beslenme ile keyif arasındaki bağlantıyı ifade eder.

Şekerin Tarihçesi
Anadolu, Diyar-ı Rum diye anılırken Roma toprağı olarak tanınıyordu.Romalılar şeker değil, balla uğraşıyorlardı.Yemek tariflerinde balı kullanıyorlardı.Helen etkisiyle de tatlıları çok seviyorlardı.Örneğin eski Yunanlılar, kuru üzüm, kuru meyve ve bal ile ekmeklerini tatlandırıyorlardı.
Bunlar bugünkü meyveli kek, ya da pasta niteliğinde idi.Yunanlılar, Hindistan’da İskender’in fethi ile şekerle tanıştılar.Ortaçağ Avrupa’sında şekere ‘Hint Tuzu’ denmesi, bunun bir kanıtı.Çinliler de şekeri Hintlilerden öğrenmişlerdir.Persler de şekeri Hintlilerden görmüşler.
Hindistan’da şeker kamışının keşfedilmesiyle arıların dışında bal veren bir kaynağa sahip olmuşlardı.Sonradan Araplar, şekerin ticaretini yapmış, bir çok yerde de şeker rafinerileri kurmuşlar.Araplarla savaşan Haçlılar, bu tatlı yiyeceği Avrupa’ya taşımışlar.
Amerikanın keşfi ile şeker kamışı, orada yetiştirilmeye başlanmış, böylece şeker, bir zengin yiyeceği olmaktan çıkmıştır.Çünkü, şeker kamışı üretimi yaygınlaşmış, şeker de herkesin tüketebileceği bir yiyecek durumuna gelmiştir.

Şekerin Yararları
Şekerin pek çok yararları söz konusudur.Bunlar;
a)Gerdek gecesi, güvey ile birlikte yemek için gelin, oğlan evine gelirken bir tepsi baklava getirir.Burada, şekerin enerji verici özelliği akla gelmektedir.
b)Tedavi edici özelliği var.Kaygılı ruh durumlarında şekerin iyi geldiğini hekimler kaydeder.Yani şeker, sakinleştirici bir göreve sahiptir.Fazla alındığında insan gevşetici özelliği de vardır.
c)Şeker, bazı insanlarda konsantrasyonu arttırmakta, insanı daha dikkatli yapmaktadır.İlginin bir noktada odaklanmasını sağlamaktadır.

Sayfa: « Önceki  1, 2, 3 ... 689, 690, 691 ... 794, 795, 796  Sonraki »


lezzetler.com
Site Hakkında
Kullanım Kuralları
Üyelik Kuralları
Gizlilik Bildirimi
Hediyeli Üyelik
Bölümler
Web Araçları
İletişim
lezzetler.com Siteleri
lezzetler.com Türkçe
lezzetler.com Mobil
lezzetler.com Blogları
en.lezzetler.net English
es.lezzetler.net Español
de.lezzetler.net Deutsch
it.lezzetler.net Italiano
fr.lezzetler.net Français
lezzetler.org International
Yemek Kitapları
Mütevazı Lezzetler® Yemek Kitabı
Mütevazı Lezzetler® İkramlar
Mütevazı Lezzetler® Kurabiyeler
Mütevazı Lezzetler® Çorbalar
Mütevazı Lezzetler® Pilavlar
Mütevazı Lezzetler® Videoları
Mütevazı Lezzetler® Fotoğrafları
Mütevazı Lezzetler®
Mütevazı Lezzetler® Sertifikaları
Mütevazı Lezzetler® Türkçe
Mütevazı Lezzetler® Azəricə
Mutevazi Lezzetler® English
Mutevazi Lezzetler® Español
Mutevazi Lezzetler® Deutsch
Mutevazi Lezzetler® Français
Mutevazi Lezzetler® Italiane
Скромные Вкусы® Русский
لذيذ المتواضع ®عربية
Video Sunucuları
video.lezzetler.com
video.mlrecipes.com
atabay.org
Youtube
Google+
Dailymotion
Facebook
İzlesene
Mynet
Sosyal Medya
lezzetler.com facebook uygulaması
lezzetler.com facebook sayfası
lezzetler.com twitter sayfası
Mütevazı Lezzetler® facebook sayfası
Mütevazı Lezzetler® twitter sayfası

© MMV Mütevazı Lezzetler® TR-06500 Beşevler-ÇANKAYA 2005-2014 Bütün Hakları Saklıdır