Yiyiniz içiniz ancak israf etmeyiniz (Araf 31)
Banu Atabay'ın lezzetler.com yemek tarifleri sitesi
91,324 Yemek Tarifine 2,575,275,692 defa bakıldı


patlıcan bulgur önerileri







Günün Yemek Menüsü
Günün İkram Menüsü

Ana Sayfa   
Video Yemek Tarifleri
Yemek Galerileri
Yemek Fotoğrafları
Ana Yemek Tarifleri
Tatlı Tuzlu İkram Tarifleri
Yöresel Yemek Tarifleri
Geleneksel Yemek Tarifleri
Etnik Yemek Tarifleri
Dünya Mutfaklarından Yemek Tarifleri
Diyet Yemek Tarifleri
Markalardan Yemek Tarifleri
Ustalardan Yemek Tarifleri
Bebek Yemek Tarifleri
Vejetaryen Yemek Tarifleri
Osmanlı Yemek Tarifleri
Sebze Yemek Tarifleri
Meyve Tarifleri
Kırmızı Et Yemek Tarifleri
Av ve Kümes Etleri Tarifleri
Balık ve Deniz Ürünleri Yemek Tarifleri
Sakatat Yemek Tarifleri
Çerez Tarifleri
Tahıl Yemek Tarifleri
Diğer Malzemelerden Yemek Tarifleri
Pişirme Yöntemlerine Göre Yemek Tarifleri
Tatlarına Göre Yemek Tarifleri
Kolay Tarifler
Alfabetik Yemek Tarifleri
En Yeni Yemek Tarifleri
Malzemeye Göre Arama
Diğer Konular
Mütevazı Lezzetler® Yemek Kitapları

Üye Girişi
Yeni Üye Kaydı







Sayfa: « Önceki  1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8  Sonraki »
KARIŞIK DOLMA (Koruk Suyu ile) (Hatay)


Hatay Valiliği
Antakya Mutfağı - Süheyl Budak


MALZEMELER
6 adet küçük patlıcan
20 adet asma yaprağı
6 adet kırmızı biber
150 gr. pirinç
1 salkım koruk
200 gr. koyun kıyması
6 adet kabak (küçük)
150 gr. bulgur
2 su bardağı kaynar su
1 tatlı kaşığı karabiber
1 çorba kaşığı maydanoz
1 tatlı kaşığı pul biber
Tuz
100 gr. sade yağ
1 adet kuru soğan

YAPILIŞI
Patlıcan ve kabakların içi oyulur. Taze kırmızı biberierin içi temizlenir. Asma yaprakları önce kaynar, sonra soğuk sudan geçirilip bir kenara alınır. Pirinç harcı için; pirinç yıkanır. Kıymanın ve soğan rendesinin yarısı, tuz, maydanoz ve karabiber eklenerek harmanlanır. Bulgur harcı için bu malzemelerin dışında pul biber eklenerek ikinci harç hazırlanır. Patlıcan ve biberierin içleri bulgur harcı ile, kabak ve asma yaprakları pirinç harcı ile doldurulup, sarılır. Biber, patlıcan ve kabak tencereye dizilir. En üstüne sarılmış ve iple bağlı asma yaprakları konulup üstüne kaynar su, sade yağ ve hafif dövülmüş koruk salkımı konularak önce hızlı, sonra yavaş ateşte 30 dk. pişirilerek ateşten alınır. Sıcak servis edilir.

Karışık Yoğurtlu Kebap


400 gram tavuk eti
400 gram bonfile
600 gram yağlı kıyma
1 soğan
2 çorba kaşığı tereyağı
Tuz
Karabiber, kırmızı pul biber
2 çorba kaşığı kuyruk yağı
2 su bardağı yoğurt
1 adet közlenmiş patlıcan
3 diş sarımsak

Bir kabın içine kuyruk yağını ince bir şekilde kıyın. Üzerine kıymayı ekleyip yoğurmaya başlayın. Soğanı rendeleyin, bazı yerlerde soğanı hiç koymuyorlar ama siz yine de üzerine ekleyin. Tüm bu malzemeleri de bir mutfak robotundan geçirin. Aslında bir gün dinlenince daha da lezzetli kebap olacaktır. Dinlenmiş eti baharatlandırın ve şişlere geçirip mangalda pişmeye bırakın. Mangalda dilimlenmiş tavuk etini ve bonfileyi de pişirip hazırlayın. Yoğurtla patlıcanı karıştırıp içine sarımsakları koyup sos gibi yapın ve tabağa alın. Üzerine pişen kebap ve etleri yerleştirin. Yanında bulgur pilavı ve salatayla birlikte servis yapın.


KARMA KATMA (İzmir)


Malzeme:
1 kg. Patlıcan
3 kaşık katı yağ
3 baş soğan
3 kaşık salça
3 adet domates
tuz
bulgur

Yapılışı:
Patlıcanlar soyularak doğranır bir tencerede yağla soğan kavrulur domates ilave edilerek de kavrulur üzerine doğranmış patlıcanlar konur. Tuz ve az su ilavesiyle kaynatılır. Biraz kaynadıktan sonra su ve biraza bulgur ilave edilir. Bir iki taşım daha kaynatılır ve indirilir.

Kebap Kültüründe Bölgesel Farklılıklar


Musa Dağdeviren

Kebapçılık konusunda Doğu Akdeniz bölgesinde merkez kentler Antakya, Adana, Tarsus ve Mersin’dir. Bu kentler içinde öncü konumda olan yerler ise Adana ve Tarsus’tur. Mersin ve Antakya’da kıyma kebabının hazırlık süreci Adana ve Tarsus ile benzer özellikler taşır. Bu kentlerde et, iki bıçak yardımıyla kıyma haline getirilir. Biri sivri, diğeri oval, yaklaşık 25-30 cm.’lik bıçaklar çapraz tutularak kıyma işlemini gerçekleştirir.

Sonra kebap kıyması, al (kırmızı) biber veya toz biber ya da salçayla “avcarlanarak” (eti ezmeden yedirmek) acılı kıyma kebabı yapılır. İsteyen, baharatsız, yalnızca tuz koyarak acısız kıyma kebabı yapabilir. Sipariş gelince, dolapta bekleyen kebaplık eti çıkarıp, dövme demirden yapılmış yassı şişlere saplanır. Ve kebap ocağına atılır. Kor halindeki köz üstünde
alt ve üst kısımları beşer saniyede bir çevrilerek pişirilirken, Adana’da tek şeritli, Gaziantep’te çift şeritli tırnaklı ekmeğe bastırılarak yağı alınır.

Kebabın yanında yeşillik olarak, kum soğan piyazı, maydanoz, tere, turp ve ezme yenir, şalgam suyu içilir. Yeşillikler masaya önceden konur, kebabın yanında ise mutlaka üstüne sıkılması için turunç verilir. Mersin bu iki bölgeye, — kebapçılık açısından zayıf olmasına rağmen — kısmi olarak benzer. Bu kenti, kebap kültürü açısından Adana, Tarsus ve Mersinli Araplar besler. Antakya’da tepsi kebabı, kâğıt kebabı, tavuk kebabı, ciğer kebabı vb. vardır, ancak klasik kebapçılık yönünden fazla gelişmemiştir. Bu bölgelerin ortak özelliği, kebaplarda erkek koyun etinin kullanılmasıdır.

Güneydoğu Anadolu bölgesinde kebaplık et, zırh ile çekilir. Zırh, tek tarafında tahta sapı olan — 60 cm’lik — yarım ay biçiminde dövme demirden bir bıçaktır.

Bir elle bıçağın sapından, diğer elle sırtından tutarak et üstünde ileri geri hareket ettirerek et kıyma haline getirilir. Et ezilmeden, buğday tanesi büyüklüğünde çekilir. Sonra kıymanın üstüne tuz serpip ezmeden harmanlanır. Bu kıymadan, acısız ve sebzeli olmak üzere iki tür kebap yapılır.

Acısız Kıyma Kebabı: Kıymaya sadece tuz serpip yuvarlak şişlere, yuvarlak biçimde saplanır.

Sebzeli Kebap: Sade kebap kıymasına sarımsak, maydanoz, taze kırmızıbiber ve karabiber koyularak harmanlanır. Bu kebap, istendiği zaman hazırlanır.

Acılı Kebap: Böyle bir kebap yoktur. İsteğe göre ustalar, kebap kıymasına acı pul biber koyarak adına “acılı kebap” denen kebabı icat etmek zorunda kalmışlardır! Ayrıca bu işin gerçek ustaları “acılı kebap” yapmaktan da hoşlanmazlar. Çünkü sade kebap kıymasının içine koyulacak her şey, etin doğal tadını bozar. Güneydoğu Anadolu bölgesinde kebaplar erkek koyun etinden yapılır.

Kebap dövme şişinin biçimi Adana, Mersin, Tarsus ve Antakya’da yassı; Kilis, Gaziantep, Nizip, Urfa ve Birecik’te yuvarlaktır. Ve şiş biçimlerine bağlı olarak, kebap kıymaları yassı ve yuvarlak olarak saplanır. İlk kent grubunda kuşbaşı kebapları dörtgen, ikinci kent gurubunda ise altıgen dövme şişlere saplanır. Ayrıca bu illerde çok çeşitli fırın kebapları da mevcuttur.

Halep, Doğu Akdeniz ve Güneydoğu bölgelerini yemek kültürüyle besleyen en önemli kaynak kenttir. Gaziantep, Osmanlı döneminde Halep’in bir ilçesidir. Halep ile ilişkisini Kilis üzerinden kurar. Bu nedenle, bu kent, kendini Halep ve Kilis yemek kültürüyle zenginleştirmiştir. Kentin çevresiyle olan bu tarihsel bağı onun, kebapçılıkta çok zengin bir dünya yaratmasına yol açmıştır. Kirazdan yenidünyaya, patlıcandan kemeye kadar uzanan farklı kebap türleri vardır.
Kilis kebapçılığının komşu kentlerle benzerlikleri olmasına rağmen, kendine has, özgün kebapları vardır. Bunlar içinde ekşili kebap, oruk (ince bulgur ve kıyma karışımı, baharat, sarımsak) kebabı ve kibülmüşviye (et, böbrek yağı, bulgur ve baharat, bir tür közde pişen köfte) öne çıkan özgün tatlar arasında sayılabilir.

Nizip’in kebap kültürü ise, Gaziantep ile Birecik’in harmanlanmasından oluşmuştur.

Birecik’in kendine özgü sebze kebapları vardır. Mesela patlıcanlı kebap dendiği zaman akla Birecik gelir. Buranın patlıcanı lezzetli, kebaba uygun ve çekirdeksiz olur. Ustalar, patlıcan kebabı iyi olmadığı zaman; “Şimdi bir Birecik patlıcanı olsaydı ne iyi olurdu”, diye söylenirler.

Frenk (domatesli) kebabı ve haşhaş kebabı da Birecik’te yaygın olarak yapılır. Kebabın yanında — mevsimine göre — pişmiş biber, domates ya da bol maydanozlu, sumaklı ve taze kırmızıbiberli soğan piyazı verilir. Urfa’da ise kuru soğan sofranın ek yemeğidir. Birecik, kebapçılıkta Urfa’yı beslemiş; fakat zamanla iş tersine dönmüştür. Buna rağmen, Birecik kebapçılıktaki özgün yerini korumaktadır. Arap coğrafyasında çalışan bizim en iyi kebap ustalarımız Antakya, Adana, Kilis, Gaziantep, Birecik ve Urfalıdır.

İstanbul’da kebapçılığın tarihi çok eskilere dayanır; minyatür, gravür ve kimi kadim kitaplar bunun tanığıdır. XIX. yüzyıl yaşantılarını bizlere kartpostallar aracılığıyla sunan görsel malzemelerde de kebapçı esnafına tanık olmaktayız. Bu kebapçılık, bildiğimiz kuşbaşı etin (koyun, tavşan, tavuk, sülün, güvercin, bıldırcın vb.) çeşitli biçimlerdeki demir şişlere geçirilerek közlenmesinden yapılan bir yiyecektir. Bu ana kebap türüne döner, köfteli kebaplar ve tandır kebaplarını ekleyebiliriz. Doğu Akdeniz ve Güneydoğu’nun kebabını İstanbul, ancak 1940’lı yıllarda tadacaktır.

İstanbul’a yerleşen güneyli kebapçıların yiyeceklerine, geldikleri kentlerin adı verilir. Bu isimlendirme, tamamen müşterilerin yakıştırmasıdır. Örneğin Adanalı ustanınkine, “Adana kebabı”; Urfalınınkine “Urfa kebabı” denir. Bu yakıştırma, giderek kebabın adını belirler hale gelir ve hatta kabul görür. Acısız kıyma kebabı “Urfa”, acılı kıyma kebabı ise “Adana” olur. Bu durum kendi bölgelerini dahi etkisi altına alır, iş “isim tescili”ne kadar varır. Bölge halkı ise İstanbul’da ortaya çıkan bu kavramlara rağmen kebabını yerel adıyla anar: Acılı kıyma kebabı, acısız kıyma kebabı vs.

Doğu Akdeniz ve Güneydoğu kebabın kendi bölgesinin dışındaki serüveninde en önemli ilk unsur, kebabın adının, ustaların geldiği kentlerle tanımlanmasıdır. Buna rağmen, ustalar kebapları yerel isimleriyle anma konusunda direnmişlerdir. Fakat uzun yıllar içinde durum öyle bir hal almıştır ki, Adana ve Urfa’da bile, İstanbul’da kondurulan adlar kullanılır olmuştur.

İyi kebap nasıl olur, kısaca anlatayım: Kebap yenirken ağızda lezzet bırakacak, doygunluk verecek, ama asla mideyi şişirmeyecek, ağırlaştırmayacak. Bunun gerçekleşebilmesi için etin seçimi önem kazanıyor. Kebaplarda kullanılacak en ideal et, çiftleşmemiş 1-1,5 yaşlarında dişi (şişek) veya erkek kuzu (toklu) etidir. Meslek erbapları arasında et konusunda gezinen inançlar vardır: Örneğin erkek kıvırcık iyi ettir, erkek karaman kötü ettir. Ancak, bu iki hayvan türü için de şu da söylenmelidir:

Bu hayvanların belirli dönemleri vardır ki, o zaman kesilirse etleri iyidir. Bu hayvanlar, küspe ya da şekerpancarıyla beslendiklerinde etleri çok gür olur, ancak tatsız olur. Eti, lezzetli kılan doğal beslenmedir.

Hayvanın en güzel bakımını kasap yapar, yani et kasaptan alınacak. Kuzu mezbahadan geldiğinde kasap etin kanlarını temizleyip dolapta bir gün dinlendirecek. Sonra kebapçı istediği eti alıp ayıklar, kuşbaşılık ve kıymalığı ayırır. Kuşbaşı, baharat, süt veya salçayla terbiye ister. Hatta bu et çok güzel olduğundan terbiyeye bile gerek yoktur.

Kebap kıyması kuzu kolu, döş eti ve kuyruk yağıyla hazırlanır. Kıymalık et zırh veya çapraz bıçakla çekilir, içine tuz katılıp sade kıyma kebabı hazırlanır. Acılı kıyma kebabı için — dibekte dövülmüş — kuru baş biber çekilir, kıymaya yedirilir. Sebzeli kebap için ise, sade kebap kıymasına maydanoz, sarımsak, kırmızıbiber, karabiber hepsi birlikte çekilip katılır.
Kuşbaşılık (şiş) kebabın eti, kuzunun but ve sırtından (taraklık) seçilir.

Kebaplık etlerin öncelikle yağ ve sinirlerinden ayıklanması gerekir (Ancak, yağlı et sevenler, eti yağlı olarak doğrayabilirler.). Acısız kuşbaşılık etin terbiyesi için süt, soğan suyu, tuz, tane karabiber, defne yaprağı ve zeytinyağı gerekmektedir. Acılı kuşbaşılık etin terbiyesi için ise, domates-biber salçası, sarımsak, karabiber, kekik, yoğurt ve zeytinyağı gerekmektedir. Bu terbiyeli kebap etlerini bir gün buzdolabında bekletmek gerekir.

Yağlı kuşbaşılık et için ise, olduğu gibi kuşbaşılık yapıp, şişlere doğrudan takmak gerekir. Ateşteyken, son aşamada tuzunu ekip biraz daha pişirip yiyebilirsiniz.

Kebaplar, meşe kömüründe, kor ateş üzerinde pişirilmeli ve kebaplar, asla kurumamalıdır. Güzel kebap, yapıldığı gün yenendir. Çünkü et size ulaşana kadar zaten üzerinden en az iki-üç gün geçer, birkaç gün daha beklerse yenmez hale gelir.

Kötü Kebap

Bir kebabı iyi ya da kötü yapan, öncelikle etin seçimidir.
1.İyi besiye çekilmemiş büyük baş hayvan ve kuyrukyağı karışımı;
2.İyi besiye çekilmemiş küçük baş hayvan ve kuyrukyağı karışımı;
3.Kaçak et ve dondurulmuş et, kuyruk yağı;
4.Hindi eti, salça, baharat ve ayçiçeği yağıyla terbiye edilmesi (kuzu şiş diye yutturulur);
5.Tavuk taşlığı, kuyrukyağı ve baharat karışımı (“Adana” ya da “Urfa” kebabı diye yuttururlar);
6.Soya, böbrek yağı, akciğer ve baharat.

Bu altı (örnekler çoğaltılabilir) et seçiminden de — bırakın güzel ve lezzetli olmayı — kebap bile yapılmamalıdır.

İlk üç kebap eti örneğinin ilk beş günlük serüvenini görelim:

1. Gün sade kıyma, yani “Urfa” olarak çıkarılan et satılamadığında;
2. Gün acı biber eklenerek “Adana”ya dönüşür, o gün de satılmazsa;
3. Gün sarımsak, karabiber ve maydanoz eklenerek “beyti” olur, o da olmazsa;
4. Gün domates ve salça eşliğinde “spesyal sarma beyti”, o da gitmezse;
5. Gün “Mis gibi et lahmacun oldu anasını satayım!” diyerek, “Bunu size mutlaka yedireceğim” derler! Ya da içli köfte içine basarlar!

Kısacası kebapçı, etini bir şekilde bitirir.

Ne yazık ki bu uygulama yaygın olarak başvurulan bir yöntem ve bunların aralarında “iyi kebapçılar” da vardır.

Eski Kebapçılık

Eski kebapçılıkta et, kemiği çıkarılmış ama hiçbir işlem görmemiş vaziyette dükkânın önünde giriş kapısının sol tarafında çengele asılı durur. Duvara bitişik kebap ocağının yanında zom ve terazi vardır. Müşteri içeri girdiğinde yiyeceği kadar etin gramını söyler, kebapçı eti tartar, kıyma istiyorsa eti zoma koyar zırhla çeker (kıyma haline getirir), kuşbaşı ise eti tike tike (parça parça) edip şişe saplar, pişirir, müşteriye sunar.

Bütün bu işlemler müşterinin sipariş verdiği anda yapılmaya başlanırdı.

Her kebabın kendine has bir yeme biçimi vardı, müşteri hangi kebabın yanında ne yenilip ne içileceğini bilirdi. Kebap ustası kebap tan anlamayana satış yapmak istemezdi. Mesela, patlıcan kebabının yanına cacık veya kebabın üzerine salça isteyeni “Yemesini bilmeyene ben kebap yapmam” diyerek dükkânından koyardı ya da nasıl yeneceğini öğretirdi.

Kebapçılıkta sakatat asla olmaz yani ciğer, dalak, yürek, böbrek pap ciğeri (akciğer) satmazlar, ayrıca da yasaktır. Sakatatçılar da et kebabı satamazlar.

Ciğer kebapçılarının en önemli özelliği, sabah saat 03-04 arası işe başlamalarıdır. 8.00-9.00 arasında işleri biter ve ertesi gün için hazırlık yaparlar, öğlen olmadan da kapatırlar.

Et kebapçıları ise sabah 9.00-10.00 arası hazırlık yapar, öğlen servisinden sonra 15.00- 16.00 arası kapatırlar. Ciğerci müşterileri daha çok sabah tarlaya giden köylüler, işçiler ve hamallardır.

Genelde bütün ciğer takımları kesimden hemen sonra ciğerciye gelir ve o gün biter. Ciğerler şişlere saplanmış durur. Ayrıca birkaç takım da tel dolapta, ehl-i keyif müşteriler için saklanır. Müşterileri geldiğinde, doğranıp şişe takılır ve pişirilir. Böyle yapıldığında ciğer kanını vermez, daha sulu ve canlı olur. Bu müşteriler genellikle iyi yerler ve ciğercinin hakkını fazlasıyla öderler. Ciğercide hemen hemen herkes ayakta, et kebapçısında ise daha çok oturarak yenir.

Kebap dükkânları, tıpkı fırınlarda olduğu gibi ahalinin eğlenerek karın doyurduğu mekânlardır. Buralarda hem sulu, hem ciddi fıkralar anlatılır; hafif ve ağır şakalar yapılır ve yapan da yapılan da bundan zevk alır.

Bir bakıma nükte, kebap kültürünün ayrılmaz bir parçasıdır.

Kebaplı Haşlama Bulgur Pilavı


1 kg uzun kemer patlıcan
500 gr güvercin kıyması
1 adet kuru soğan, rendelenmiş
1-2 dilim ekmek
Tuz
1 tatlı kaşığı karabiber,toz biber,pulbiber
2 adet ince dilimlenmiş domates
2-3 adet birkaç parçaya kesilmiş yeşil biber
Pilav için:
1 su bardağı bulgur
2 su bardağı et suyu
3 yemek kaşığı margarin
Tuz

Patlıcanlar alacalı soyulup 2-3 parmak kalınlığında kesilir. Köfte malzemeleri yoğrulup ceviz büyüklüğünde köfteler elde edilir. Yağlanmış tepsiye bir dilim patlıcan bir adet köfte yerleştirilir. Üzerlerine yeşil biber ve ince dilimlenmiş domatesler yayılır. Ardından eritilmiş margarin gezdirilip fırınlanır. 180 C fırında tamamen pişene dek tutulur. Etsuyu ocakta kaynatır. Ardından bulguru, tuzu ilave edlip altı kısılır. Suyunu çetikten sonra iyiçe kızdırılmış sana yağı üzerine dökülür. Ana yemekle servis edilir.

Kelem Dolması (Eskişehir)


http://www.eskisehirliyiz.biz

Kullanılacak malzeme
250 gr orta yağlı koyun kıyması
5-6 orta boy lahana yaprağı
3 çorba kaşığı ince bulgur
1 küçük boy kuru soğan
1 tatlı kaşığı salça
1 acı kuru biber
5-6 diş sarımsak
1 çay kaşığı tuz
1 çay kaşığı karabiber

Hazırlanışı: Lahanalar bir tencerede tuzlu suda erimiyecek şekilde haşlanır suyu süzülüp sıkılır. 1 cm eninde boyuna ince şeritler halinde getirilir. Ayrı bir kapta soğan rendelenir. Kıyma bulgur salça tuz karabiber ile bir avuç su katılarak içi yoğrulup hazırlanır. İçten fındık büyüklüğünde parçalar alınıp şerit haline getirilmiş lahanalara döndürerek sarılır. Pişeceği tencerenin dibine acı biber çıtlatılıp yerleştirilir. Dolmalar dizilip kenarlarına sarımsaklar konur. 1 su bardağı su konup kısık ateşte pişirilir.

Not: Yöremizde yufka ile dürüm yapılıp yenir. Yine yöremize mahsus yapılan patlıcan turşusu ile servis yapılır.

Kış Hazırlıkları


Yaz aylarının son demleri olan ağustos sonu ve eylül başı, kışa hazırlık açısından ideal zamanlardır. Çoğu kişi, kış hazırlığını bitirmiş olsa da, eylül bitmeden önce, hâlâ yapılabilecek reçeller var. Bu aylar, salçalık kırmızıbiberin ve domatesin bollaştığı, fiyatların ucuzladığı ve ev tarhanası yapmanın en uygun zamanıdır. Reçeller, turşular, salçalar, soslar, konserveler...
Kış geldiğinde, mis kokulu, lezzetli domateslerin yerini tatsız tuzsuz, kalın kabuklu sera domatesleri alıyor. Eğer hâlâ vaktiniz varsa, tarla domatesleri bitmeden, alabildiğiniz kadar alın ve pişirip buzluğunuzda saklayın. Salçanın yanı sıra, pek çok değişik şekilde saklayıp tüketebileceğiniz domatesle, kışın harika menemenler, kızartma sosları ve lezzetli yemekler yapabilirsiniz.

DOMATES
Eğer siz de yaz aylarının ince kabuklu, kırmızı ve kokulu domatesini kışın da tatmak istiyorsanız, kolları sıvasanız iyi olur. Domatesi saklamak için, sos da yapabilirsiniz. Bunun için 3,5 kilo domates gerekiyor. Domatesleri alırken kıpkırmızı olmasına dikkat edin. Soyma işinde zorlanmamak için, domatesleri çok kısa süreliğine haşlarsanız, alt kısmına attığınız bir kesik sayesinde bu işi daha kolay yaparsınız. Böylece hem domatesten hem de vakitten kazanmış olursunuz.
Domatesleri doğrayabilir, rendeleyebilir ya da rondodan geçirebilirsiniz. Daha sonra tencereye koyduğunuz domateslere biraz zeytinyağı ve tuz ekleyip, fokurdamaya başladıktan 1 dakika sonra altını kapatmalısınız. Domatesleri, cam kavanozlara koyduktan sonra kavanozun ağzını kapatıp, ters çevirin. Kavanozlar bu şekildeyken, üzerine bir örtü örterek bir gün boyunca bekletin ve daha sonra kavanozları tekrar çevirin. Karanlık bir yerde muhafaza edebilirsiniz; buzdolabında durmasına gerek yok. Ancak, kavanozun kapağı açıldıktan sonra buzdolabında saklamanız gerekiyor.
Böylece, kış ayında hem leziz hem de sağlıklı bir şekilde domates yemenin keyfini çıkarabilirsiniz. Menemen ya da kızartma sosu olarak kim bilir ne kadar da lezzetli olur.

KURUTULMUŞ SEBZELER
Mutfak için yapabileceğiniz kış hazırlığı içinde; ev tarhanası yapmak, salça ve turşu yapmak, reçel hazırlamak, konserve yapmak ya da buzluğa sebze-meyve atmak gibi pek çok şey yer alır. Kış aylarının enfes yemeklerinden biri de, elbette kurutulmuş sebzelerden yapılan dolmalardır. Kırsal bölgelerde sebze kurutmak daha kolay olsa da, aslında fırınlarda da çok rahat kurutma yapmak mümkün.
Peki, kurutma nedir ya da besinlere ne sağlar? Besinlerin kurutularak saklanması, besinlerde bulunan fazla suyun bir bakıma uçurulmasıdır. Bu yolla, besinlerin bozulmasına neden olan küçük organizmalar, etkin olamayacakları bir duruma getirilirler ve bu da sebzenin ömrünü uzatır. Kurutma esnasında, bazı sebzeler tuzlanarak güneşte kurutulurken, bazıları ipe dizilerek gölgede kurutulur. Bazıları ise güneşte ya da fırında kurutulur.
Kurutma işlemi için, taze ve iyi kalitede olan sebzeler seçilir, özenli bir şekilde yıkanır. Her sebze, kendi cinsine göre ayıklanır; örneğin fasulyenin kılçıkları, bamyanın başları kesilir, biberin tohumları alınır. Ayıklama işleminden sonra, sebzeler kaynar su buharında ya da direkt kaynar suyun içinde 5 dakika kadar haşlanır. Bu, sebzelerin dokularını gevşettiğinden, kuruma işini hızlı ve kolay hâle getirir. Sebzeler, haşlamanın ardından soğutulmak üzere soğuk suya daldırılır. Aksi hâlde, sıcak olarak kurutmaya konan sebzeler, kuruduklarında hoş olmayan bir koku meydana getirirler. Bunun tek istisnası ise domatestir.
Köylerde sebzeler açıkta, gölgede, kuzinelerde veya sobalar üzerine asılabilen kurutma sedirlerinde kurutulur. Havanın sıcak, kuru ve hafif rüzgârlı olduğu zamanlar tercih edilir. Eğer, kurutma, fırınlarda yapılacaksa fırın hafifçe yakılır; içine el sokulduğunda yakmayacak kadar... Kurutma tepsilerine konan sebzeler fırının içine konur ve iki- üç saat sonra kontrol edilir. Soğuduğunda, tepsiler çıkarılır ve bu işlem, kurutmanın sonuna kadar devam eder. Aynı işlemi evinizde, kendi fırınınızda da yapabilirsiniz.
Eğer, sebzeleri dışarıda kurutacaksanız, yağmurlu günlerde ve geceleri içeri almalısınız. Aksi hâlde yağan çiğ ve yağmurlar meyve ve sebzelerin renginin kararmasına ve kuruma süresinin uzamasına sebep olur.
Eğer tepsi kullanacaksanız, sebzeleri tek sıra hâlinde yaymalısınız. Dilerseniz sebzeleri iplere de dizebilirsiniz. Tepsideki sebzelerin üstlerini tülbent ya da benzeri bir bezle örterseniz, sinek ve tozlardan korunmasını sağlamış olursunuz. Kurutmanız sona erdiğinde, sebzeleri kapalı bir tencereye koyarak, 8-10 gün boyunca her gün karıştırmalısınız. Sebzelerin tümü, eşit oranda kurumadığı için, bu işlem sayesinde birinde fazla olan rutubet, diğerine geçer ve hepsi aynı miktarda kurumuş olur. Daha sonra, sebzeleri cam kavanozlara, kâğıt veya bez torbalara koyarak, ağızlarını iyice kapatın ve güneş almayan, serin bir yerde muhafaza edin.

KÖZLEME VE KIZARTMALIK
Patlıcan, biber, fasulye, domates gibi sebzeler közleme ve kızartma yoluyla da saklanabilir. Örneğin uzun, alacalı şekilde soyulup kızartılan ve buzluğa konan patlıcanlarla enfes karnıyarıklar yapabilirsiniz. Patlıcanları közleyip, kabuklarını soyduktan sonra, poşetlere koyup dolapta saklayabilir, daha sonra salatalarda da kullanabilirsiniz.
Biberlere gelirsek; küçük olanlarını yıkayıp, saplarını kopardıktan sonra, çiğ olarak buzlukta saklayabilirsiniz; daha sonra kızartma yapmak istediğinizde tazesinden farkının olmadığını görebilirsiniz. Öte yandan, menemen ve bulgur pilavı gibi yemeklerde de pek lezzetli olur.
Aynı şekilde, domatesi de küp şeklinde doğrayıp, poşetlerde saklayabilirsiniz. Taze fasulyeleri ise yıkayıp ayıkladıktan sonra, soğan ile birlikte kavurup, o şekilde poşetleyebilirsiniz. Daha sonra, sakladığınız fasulyenin üstüne birkaç yumurta kırarak, enfes bir öğle yemeği hazırlayabilirsiniz.

DOMATES VE BİBER SALÇASI
Salça yapmak için, olgun ve etli domatesleri tercih etmelisiniz. Bu domatesleri parçalara ayırıp, büyük bir tencerede, yüksek ateşte karıştırarak pişirmelisiniz. Bir süre sonra tamamen suyunu salan domatesler, koyulaşmaya başlayacaktır. Koyulaştıktan sonra tuzunu ekleyebilirsiniz. Eğer domatesin suyu kaldıysa, süzmeniz gerekir. Daha sonra, büyük bir tepsiye koyduğunuz domateslerin üzerine ince bir örtü örterek, güneşin en dik geldiği zamanlarda güneşlendirmelisiniz. Koyulaşan salçayı kavanozlara boşaltırken, kapağını kapatmadan önce, salçanın üzerini örtecek kadar zeytinyağı eklerseniz, salçanın zamansız bozulmasını önlemiş olursunuz.
Salçalık biberleri ise baş kısımlarından ayrıldıktan sonra, tüm olarak haşlayıp, kabuklarını soyun. Süzgeçten geçirip, tuzlandıktan sonra fırında pişirin. Elde edeceğiniz lezzet; salça ve sos arası olur.

TURŞULAR
Aslında yapıldığı malzeme ve yöreye göre bazı değişiklikler olsa da, genelde turşu yapmanın da bazı değişmez kuralları bulunur. Turşu yapılacak malzeme güzelce yıkandıktan sonra, kavanoza yerleştirilir. Ayıklanmış, bir baş sarımsak kavanoza eklenir ve her yere yayılması sağlanır. Kavanozun beşte biri sirke, kalanı ise tuz, 1 yemek kaşığı limon tuzu ile koyulur ve güneşli pencere önüne bırakılır.
Neredeyse tüm sebzelerin turşusunu yapmak mümkündür; patlıcan, biber, lahana, salatalık, acur, domates, pancar, ayva gibi.

REÇEL VE MARMELAT
Birkaç hafta içinde ortadan kaybolan şifalı vişneyi, kışın saklamanın en güzel yollarından birisidir reçel yapmak. Ayrıca sadece vişnede değil, diğer reçellerde de şekeri az kullanırsanız, kalorisi düşük olur. Reçel ve marmeladın malzemeleri aynı olmakla beraber, marmeladı yaparken biraz daha kaynatmak ve koyu hâle getirmek gerekir.

Knorr Tavuk Suyu'na KÖZ BİBERLİ & PATLICANLI BULGUR PİLA


2 su bardağı pilavlık bulgur
1 adet Knorr Tavuk Suyu
1 adet patlıcan (küp küp doğranmış ve kızartılmış)
2 adet sivri biber (kıyılmış)
1 adet kuru soğan (yemeklik doğranmış)
2 adet közlenmiş biber (şerit doğranmış)
1 çay kaşığı Knorr Sarımsaklı Çeşni
2 adet domates (rendelenmiş)
3 su bardağı (600ml.) su
3 yemek kaşığı zeytinyağı
1 tatlı kaşığı kırmızı pul biber
Çekilmiş karabiber
Üzeri İçin:
½ demet maydonoz (kıyılmış)

Yayvan bir tencerede zeytinyağını kızdırın, doğranmış soğanları ve sivri biberleri kavurun.
Soğanlar renk alınca içine yıkanmış bulgurları, Knorr Tavuk Suyu'nu, kırmızı pul biberi, rendelenmiş domatesleri ve Knorr Sarımsaklı Çeşni'yi ilave edip sote edin.
En son olarak içine kızarmış patlıcanları, doğranmış köz biberleri ve suyu ilave edip kısık ateşte tencerenin kapağı kapalı olarak pişirin.
Demlenen bulgur pilavının üzerine kıyılmış maydanoz serpip karıştırın ve sıcak olarak servis edin.


KONYA MUTFAĞI


Konya Turizm Derneği'nin 1986'daki Birinci Milletlerarası Yemek Kongresi'nin ardından, yabancıların da ilgi odağı olmaya başlayan Konya Mutfağı, uzmanlar tarafından da övgü dolu makalelere konu olmuştur. Konya ve Selçuklu mutfağını tanıyan uzmanlardan Holly Chase ve bazıları, Konya'ya yemek için geziler düzenlemişler ve bir yemek merkezi olabileceğini vurgulamışlardır. Mevlâna Müzesi'nin yanı sıra yemekleriyle de adından söz ettiren Konya, zengin mutfağıyla, hem göze hem de mideye hitap etmektedir. Selçuklu saraylarında gelişerek, Mevlevî âdabıyla birleşen enfes Konya mutfağı, klasik Türk mutfağının içinde yeralır.
Konya mutfağı; mutfak mimarisi, araç gereçleri, yemek çeşitleri, sofra düzeni ve pişirme teknikleriyle kendine has bir zenginliğe sahiptir. 13. yüzyıldan beri süregelen bir takım özellikleri, onu klasik Türk mutfağı içine dâhil etmektedir. Örneğin; Selçuklu saraylannda yemeklerin altın tepsi ve sahanlarda sunulduğu, mutfakla ilgili ilk ekipleşmenin de Mevlevi mutfağında başladığı bilinmektedir. Konya mutfağı; mutfak mimarisi, araç gereçleri, yemek çeşitleri, sofra düzeni ve pişirme teknikleriyle kendine has bir zenginliğe sahiptir. Regaib Kandili'nde "şivlilik" adıyla çerez ve bişi dağıtılması gibi âdetler bunu doğrulamaktadır. Etli ekmek, fırın kebabı, peynirli pide, çebiç, sac arası gibi lezzetler, yerli ve yabancı turistlerin de yoğun ilgi gösterdiği yemekler arasındadır.

KONYA MUTFAĞININ ÖZELLİKLERİ
Konya yemek kültürünün en ilgi çekici özelliklerinden biri de, yemek davetleridir. Özel günlerde, binden fazla kişiye verilen yemeklere "düğün pilavı", daha az sayıdaki konuklar için verilen davetlere ise "kara yemek takımı" denilmektedir. Davete bu adın verilme nedeni ise, hazırlanan yemeklerin renginin koyu olmasından kaynaklanmaktadır. "Kara yemek takımı"nın, mevsimlere göre farklılık gösteren yemekleri olsa da, bazı değişmezleri vardır. Ekşili bamya çorbası, tutmaç çorbası, su böreği, karışık dolma, bütümetli patlıcan, pilav, sütlaç, baklava, üzüm ve kayısı hoşafı bunlar arasındadır.
Konya "düğün pilavında" ise bamya çorbası, yoğurt çorbası, bütümetli pilav, irmik helvası, zerde ve karışık hoşaf bulunmaktadır. Aynca yatmadan önce atıştırılan, kahvaltılık gibi hafif yiyecekler de "yat geberlik" olarak adlandınimaktadır. Soğukluk sofralan, komşu kaldırmaları, çetnevir, çebiç ve gece misafir sofraları da diğer davetler arasındadır.
Daha çok et ve hamur üzerine kurulan Konya mutfağı, şehre farklı illerden gelen insanlarla beraber, sebze yemeğini de listesine eklemiştir. Tüketimi olduğu kadar üretimi de yapılan etin Konya mutfağındaki kullanımı, diğer şehirlerdeki gibi kebap olarak değil, tencerede ve tavada pişirilmesiydi. Yemeklerde de daha çok hayvansal yağlar kullanılır, içecek olarak da sirke ve baldan yapılan "sirkencübin" ve gül şerbeti içilirdi,

MEŞHUR KONYA YEMEKLERİNDEN BAZILARI
Etli ekmek: Konya yemeği denilince akla ilk gelen; etli ekmektir. Şehirle özdeşleşen bu yemeği, ziyaretçiler de mutlaka tadarlar. Konya'da, bir kişinin Konyalı olup olmadığının da "etliekmek" deyişinden anlaşılabileceği söylenmektedir. Konyalıların genellikle hızlıca, "i"siz "etlekmek" demesi, işin biraz da espririli yönüdür. Konya'da sadece etliekmek üzerine ünlenen lokanta ve restoran bulmak mümkündür. Özellikle hafta sonlan, Konyalı aileler bu börekleri yaptırarak, aile bireyleri ile tüketmektedirler. Etinin güzel olması ve hamurunun ince olması, etliekmeğin lezzetinde belirleyici olmaktadır. "Bıçakarası" ve "peynirli kıymalı" çeşitleri bulunan etliekmek, arzuya göre ıspanaklı da yapılabilmektedir.
Fırm Kebabı: Konya'nın en önemli lezzetlerinden biri olan fırın kebabı, etliekmekte olduğu gibi özel bir ustalık gerektirmektedir. Mevsimine göre koyun ya da kuzudan yapılan fırın kebabının Selçuklular dönemine kadar uzandığı söylenmektedir. Hatta Mevlâna'nın eserlerinde de isminin geçtiği belirtilmektedir.
Bamya Çorbası: Bamya çorbası, daha çok iştah açıcı özelliğiyle bilinmektedir. Orta Anadolu'nun bazı yerlerinde de yapılan bamya çorbası, "düğün pilavı" ve "kara yemek takımı" davetlerinde, tatlıdan sonra verilerek, ikinci tertip yemeklerin yenmesi için içilmektedir. Çorbanın ekr olması, iştah açıcı bir etki oluşturmasr sağlamaktadır.
Çebiç: Konya ziyafet sofralarının en öze olanlarından biri de "çebiç"tir. Çebiç ziyafetine sabahleyin gitmek âdettir. Kahvaltıda; kuzunun ciğeri ızgara olarak sunulurken, öğlen yemeğinde de; tandırda pişirilen kuzu, bulgur pilavı ile beraber servis edilmektedir.
Sacarası: Konya'nın yöresel tatlılanndan olan sacarası, adını; yapılış şeklinden almaktadır. Eski zamanlarda tatlı tepsisi sacın üzerine konarak, ocağa oturtulur, üzerine de ikinci bir saç kapatılırmış. İki saç arasında piştiği için de sacarası olarak adlandınlır.
Ayrıca; su böreği, batırık, arabaşı çorbası, Mevlâna böreği, karışık dolma, tirit, gaile gabak, lor tatlısı, höşmerim tatlısı, dilber dudağı baklavası da önde gelen lezzetler arasında yer almaktadır.

Köz Patlıcanlı Biber Dolması


1 kg dolmalık biber
250 gr kıyma
1 su bardağı bulgur
3 adet patlıcan
2 adet soğan
Yarım demet maydanoz
Yarım demet dereotu
1 tatlı kaşığı kuru nane
1 çorba kaşığı salça
1 su bardağı su
Yarım su bardağı sıvıyağ
1 tatlı kaşığı tuz
1 tatlı kaşığı karabiber
Üzeri için:
Domates

Patlıcanlar közlenir, içi çıkarılır ve kıyılır. Üzerine yıkanmış bulgur, kıyılmış maydanoz, dereotu, soğan, nane, karabiber, tuz, salça, sıvıyağ, kıyma ve su konur iyice karıştırılır. 10 dakika dinlendirilir. Sonra oyulmuş biberlere doldurulur. Üzerlerine doğranmış domates kapatılır. Yayvan bir tencereye dizilir. Üzerine 1,5 su bardağı kadar su ilave edilir. Kapak kapatılır, 35-40 dakika pişirilir.

Kuru Dolma


15 adet kuru patlıcan
15 adet kuru dolmalık biber
Yeterince asma yaprağı
1 su bardağı pirinç
1 su bardağı pilavlık bulgur
5-6 diş sarımsak
1 tatlı kaşığı acı biber salça
1 yemek kaşığı domates salça
3-4 adet kuru soğan
Yarım su bardağı zeytinyağı
2 yemek kaşığı nar ekşisi
2 yemek kaşığı sumak ekşisi sosu
1 tutam maydanoz
Tuz, karabiber, kuru nane, yenibahar

Patlıcan ve biberler ayrı ayrı yumuşayıncaya kadar haşlanır. Suyu süzülüp, soğuk sudan geçirilir. Kıyılmış soğanlar zeytinyağında pembeleşinceye kadar kavrulur, biraz toz şeker serpilir. Kıyılmış Sarımsaklar, domates ve biber salçası eklenip kavurmaya devam edilir. Yıkanmış pirinç , bulgur ve baharatlar eklenip karıştırın. 1 su bardağı kadar su ve yeterince tuz eklenip, suyunu çekinceye kadar pişirilir. Ocak kapatılıp kıyılmış maydanoz ve nar ekşisi karıştırılır.Soğuyunca patlıcan ve biberlere doldurulur, dolmaların ağız kısmı yapıştrılır, tencereye yatay olarak yerleştirilir. Bir sonraki dolmanın dolu kısmı, bir öncekinin yapıştırılan kısmının üstüne gelecek şekilde dizilir. Kalan iç malzeme ile yapraklar sarılıp ayrı bir tencereye dizilir. Üzerine dolmaların seviyesinde olacak şekilde su dökülür. Zeytinyağı gezdirilip, tuz serpilir, Yumuşayıncaya kadar pişirilir. Üzerine biraz daha nar ekşisi ve sumak sosu gezdirilip, ocak kapatılır. Soğuk olarak servis yapın.

Kuru Patlıcan Biber Dolması


6 adet kuru patlıcan
6 adet kuru dolmalık biber
2 çorba kaşığı kuş üzümü
Yarım çay bardağı zeytinyağı
1.5 su bardağı pirinç ya da bulgur
1 çorba kaşığı fıstık
2 adet domates
Dereotu, nane
2 adet soğan
İsterseniz 200 gram kıyma

Üzümleri 1 saat kadar suda bekletin. Soğanları ince ince kıyın. Zeytinyağında 5 dakika kadar kavurun. Sonra içine pirinçleri alıp kavurmaya devam edin. Üzümleri süzün ve içine ekleyin. Fıstık, rendelenmiş domates ve kıyılmış dereotunu da ekleyip ocaktan alın. Kuru patlıcan ve biberleri sıcak suyun içinde yumuşayıncaya dek 10 dakika bekletin. Süzdükten sonra yapmış olduğunuz pirinçli üzümlü harcı içlerine paylaştırın. Tencereye dizin, üzerine az miktarda su ekleyip kapağını kapatıp 30 dakika kısık ateşte pişirin. Soğuyunca servis tabağına dizip ikram edin.

Not: Etli isterseniz bu karışımın içine 250 gram da kıyma ekleyip harcın içine doldurun ama o zaman da salça eklerseniz daha lezzetli olacaktır.

Kuru Patlıcan Dolması


10 adet kurutulmuş dolmalık patlıcan
200 gr yeşil mercimek
100 gr iri bulgur
2 adet kuru soğan (yemeklik doğranmış)
1 çay bardağı nar ekşisi
4 diş dövülmüş sarımsak
100 gr biber salçası (damak zevkinize göre acı veya tatlısını kullanabilirsiniz)
1 çorba kaşığı nane
Karabiber
Tuz

Kuru patlıcanları sıcak suya atarak birkaç dakika kaynatıp yumuşamalarını bekleyin.
Diğer yanda mercimekleri hafif diri kalacak şekilde haşlayıp suyunu süzün. Daha sonra mercimekler de dahil tüm malzemeyi derin bir kapta karıştırarak dolmanın içini hazırlayın. Yumuşayan patlıcanların içine hazırladığınız harcı doldurun (patlıcanları doldururken üstten iki parmak boşluk kalacak şekilde doldurun; aksi halde iç malzemesi dağılabilir). Ağızlarını sıkıca kapatıp sığ bir tencereye dizin. Dolmaların dağılmaması için üstlerine bir tabak da kapatabilirsiniz. Derince bir kapta iki kaşık salçayı sıcak suyla karıştırıp dolmaların üstüne ilave edin ve kısık ateşte 30 dakika kadar pişirin. Dolmanızı sıcak sıcak yoğurtla ya da soğutup limonla servis edebilirsiniz.

Kuru Patlıcan Dolması


Elif Korkmazel

20 adet kuru patlıcan
İçi için:
200 gram orta yağlı kıyma
2 domates
2 soğan
2 sivri biber
1 demet maydanoz
300 gram pilavlık bulgur
Yarım su bardağı sıvıyağ
Tuz
Karabiber
Pul biber

Kuru patlıcan ve istenirse kuru biberleri kaynayan tuzlu suda 10 dakika kadar haşlayın ve süzün. İç malzemesi için kıymayı derin bir kabın içine alın. Kıyılmış maydanozu, rendelenmiş domatesi ve ince doğranmış biberi ekleyip karıştırın. Bulguru da yıkayıp baharatlarla beraber içine ekleyin. Bu iç harcı kuru patlıcan, biber ve asma yapraklarının içlerine doldurun, tencereye dizin. Hepsini bitirince dolmaların üzerine sıvı yağ gezdirin. Dolmaların yarısına gelecek kadar da su ekleyin. Ocak üzerinde kapağı kapalı olarak 35 dakika pişmeye bırakın.

Kuru Patlıcan Dolması


15 adet kuru patlıcan
2 çorba kaşığı kuşüzümü
Yarım çay bardağı zeytinyağı
1,5 su bardağı pirinç ya da bulgur
1 çorba kaşığı fıstık
2 adet domates
Dereotu, nane
2 adet soğan
İsterseniz 200 gram kıyma

Üzümleri 1 saat kadar suda bekletin. Soğanları ince ince kıyın. Zeytinyağında 5 dakika kadar kavurun. Sonra içine pirinçleri alıp kavurmaya devam edin. Üzümleri süzün ve içine ekleyin. Fıstık, rendelenmiş domates ve kıyılmış dereotunu da üzerine ekleyip ocaktan alın. Patlıcanların içlerini oyun ve yıkayıp tuzlayın. Yapmış olduğunuz pirinçli, üzümlü harcı içlerine paylaştırın. Tencereye dizin üzerine az miktarda su ekleyip kapağını kapatıp 30 dakika kısık ateşte pişirin. Soğuyunca servis tabağına dizip ikram edin. Etli isterseniz bu karışımın içine 250 gram kıyma ekleyip harcın içine doldurun ama o zaman salça eklerseniz daha da lezzetli olacaktır.

Kuru Patlıcan Dolması


20 adet kuru patlıcan
2 adet soğan
1 su bardağı bulgur
3 diş sarımsak
1 tatlı kaşığı salça
2 adet domates
1 su bardağı nohut
300 gram kıyma
Maydanoz, reyhan
1 çay bardağı sıvı yağ

Patlıcanları sıcak suyun içinde 5 dakika kaynatın. Rendelenmiş soğan, kıyma ve diğer tüm malzemeleri bir kabın içinde karıştırıp dolmanın içini hazırlayın. Haşlanmış nohudu da ilave edin ve kuru patlıcanların içlerine doldurun. Tencereye dizip üzerine 2 su bardağı su ve 1 çay bardağı sıvı yağı ekleyin. 40 dakika kadar pişirin. Sıcak olarak ikram edin.


Kuru Patlıcan Dolması (Diyet)


MALZEMELER
10 adet kurutulmuş dolmalık patlıcan
200 gr yeşil mercimek
100 gr iri bulgur
2 adet kuru soğan (yemeklik doğranmış)
1 çay bardağı nar ekşisi
4 diş dövülmüş sarımsak
100 gr biber salçası (damak zevkinize göre acı veya tatlısını kullanabilirsiniz)
1 çorba kaşığı nane
Karabiber

YAPILIŞI
Kuru patlıcanları sıcak suya atarak birkaç dakika kaynatıp yumuşamalarını bekleyin.
Diğer yanda mercimekleri hafif diri kalacak şekilde haşlayıp suyunu süzün.
Daha sonra mercimekler de dahil tüm malzemeyi derin bir kapta karıştırarak dolmanın içini hazırlayın. Yumuşayan patlıcanların içine hazırladığınız harcı doldurun (patlıcanları doldururken üstten iki parmak boşluk kalacak şekilde doldurun; aksi halde iç malzemesi dağılabilir).
Ağızlarını sıkıca kapatıp sığ bir tencereye dizin. Dolmaların dağılmaması için üstlerine bir tabak da kapatabilirsiniz. Derince bir kapta iki kaşık salçayı sıcak suyla karıştırıp dolmaların üstüne ilave edin ve kısık ateşte 30 dakika kadar pişirin. Dolmanızı sıcak sıcak yoğurtla ya da soğutup limonla servis edebilirsiniz.

Kuru Patlıcan-Kabak Sarması (Konya)


250 gr kıyma
1 çay bardağı ince bulgur
1 çay bardağı pirinç
1 çorba kaşığı salça
1 tatlı kaşığı karabiber
1 tatlı kaşığı kuru nane
1 tatlı kaşığı tuz
1 çay bardağı su
Kuru patlıcan
Kuru Kabak
Üzeri için:
2 su bardağı et suyu
Sarımsaklı yoğurt

Mevsiminde kabak ve patlıcan boyuna cetvel gibi kesilir, ipe dizilir ve güneşte kurutulur. Sarma yapılacağı zaman ipiyle birlikte kaynar suda yumuşayana kadar haşlanır ve ipten çıkarılır. İç malzemesi çukur bir kabın içinde karıştırılır. Kuru sebzenin kenarına 1 tatlı kaşığı kadar konur ve rulo yaparak sarılır. Etli kısmı üste gelecek şekilde tencereye dizilir. Üzerine et suyu konur, kapak kapatılır ve yarım saat kadar pişirilir. Servis esnasında üzerine sarımsak yoğurt bırakılır.

Kuru Patlıcanlı Bulgur Pilavı


10 adet dolmalık kuru patlıcan
2 su bardağı pilavlık bulgur
1 çorba kaşığı salça
1 adet kuru soğan
1 çay bardağı sıvıyağ
3,5 su bardağı su

Patlıcanlar yumuşayana kadar suda haşlanır, suyu süzülür, yıkanır. Arzu edilen büyüklükte doğranır. İnce kıyılmış soğan ve sıvıyağ, orta ateşte pembeleştirilir. Üzerine salça eklenir. Bir kaç dakika sonra hazırlanan patlıcan ve yıkanmış bulgur atılır. Biraz karıştırdıktan sonra tuz ve sıcak su eklenir. Kapağı kapatılır, kaynamaya başlayınca 10 dakika pişirilir. Yarım saat dinlendirilir. Sonra karıştırarak servise sunulur.

Kuruluk Pilavı


1,5 su bardağı bulgur
6 adet kuru domates
1 adet kuru biber
1 adet kuru patlıcan
1 adet soğan
1 çorba kaşığı salça
1 çay bardağı sıvıyağ
4 su bardağı su
1 tatlı kaşığı tuz

Kuru sebzeler yıkanır ve ufak doğranır. İnce kıyılmış soğan sıvıyağda pembeleştirilir. Kurular atılır, bir kaç tur çevirdikten sonra salça eklenir. Bulgur, tuz ve su eklenir. Kapak kapatılır. Orta ateşte 15 dakika pişirilir. 10 dakika beklettikten sonra servise sunulur.

KUSKUS (FİLİSTİN)


200 gr kuskus
200 gr bulgur
500 gr dana eti
250 gr nohut
250 gr patlıcan
250 gr kabak
250 gr havuç
250 gr domates
250 gr soğan
1 tutam zerdeçal
1 tutam köri
1 çimdik kıyılmış kişniş
1 tutam safran tozu
100 gr domates konsantresi
1/2 demet maydanoz
2 çorba kaşığı sızma zeytinyağı
su
tuz
karabiber

Nohutu suya ıslatarak bir gece bekletin. Ertesi günü bütün sebzeleri yıkayın, doğrayın. Bir tencereye suyu ve yağı, ıslatılmış nohutu, kuskusu ve bulguru koyun, doğranmış patlıcan, kabak, havuç, domatesi ve kuşbaşı eti koyun, tuzu ve bütün baharatları ekleyin, 1 saat pişirin. Maydanozla süsleyerek servis yapın.


ML® Filistin Köftesi için tıklayın

Kübbül Summaiyye


Nedim Atilla

(Sumaklı köfte)
MALZEMELER:
1 kg bulgur
1 kg ince çekilmiş siyah et
2-3 adet soğan Çorba için:
2,5 kg kemiksiz parça et
1 kg sumak
3 kg domates
1.5 kg patlıcan
3 çorba kaşığı nane
İç için:
1 kg yağsız kıyma
100 gram sadeyağ
200 gram ceviz içi
100 gram çam fıstığı
Yeterince karışık baharat

İÇİN HAZIRLANIŞI: Yağsız kıymayı kavurun. Daha önceden ayrı bir yerde sadeyağda kavurduğunuz ceviz içi, badem ve çam fıstığını kavrulan kıymaya ekleyin. Bir-iki çevirerek biraz daha kavuran ve karışık baharatlar ekleyin.
KÖFTENİN HAZIRLANIŞI: Önceden yıkanmış bulguru bir-iki kere et makinesinde soğan ilavesiyle çekin. Etle beraber yoğurun. Yoğrulan köfteyi su ilavesiyle yumuşatarak ceviz büyüklüğünde parçalara ayırın. Ayrılan parçaların, içli köftede olduğu gibi, içini oyun. Hazırlanan içten bir yemek kaşığı kadar koyup, ağzı kapatın ve avuç içinde yuvarlayın. Kaynayan tuzlu suda 5 dakika haşlayın. Kevgirle alıp süzgece koyun ve suyunun süzülmesini sağlayın.
ÇORBANIN HAZIRLANIŞI: Sumakları bir tencerede haşlayın. Başka bir tencerede parça eti kavuran. Domatesleri rendeleyip üzerine kuru nane ekleyin. Kavrulmakta olan ete ilave edin. Diğer tarafta patlıcanı boyuna ikiye kesip, 2 cm kalınlığında doğrayın. Ete ilave edin. Kaynatılan sumağı süzün ve suyu karışıma ekleyin. Hepsini birlikte yaklaşık 30-35 dakika pişirin. Yemeğin servisini yapmadan önce haşlanan köfteleri çukur bir tabağa alın. Üzerine hazırladığınız çorbadan koyun ve servis edin.

Not: Sumağın suyunu çıkarmak için uygulanan çeşitli yöntemler vardır: Bir gece önceden sumak, üzerine biraz su eklenerek bekletilir. Ertesi gün sumak elde sıkılarak suyu bir kapta biriktirilir. Bu işlem birkaç kez tekrarlanır. Kaynamış suyun içine sumak dökülür ve su soğuyana kadar beklenir. Sonra süzülerek sumağın suyu alınır. Bu yöntem sumağın tatlı-ekşi tadının bozulmadan yemeğe katılması sağlanmış olur. Ayran, turşu ve mevsim salatası ile beraber sunulur.

Külah Dolması (Malatya)


Patlıcan, biber, salatalık kurusu (yeterli miktarda)
250 gr. kıyma
2 su bardağı irinti (bulgurun en irisi)
1 baş soğan
2 kaşık salça
1 kaşık erik ekşisi
3 kaşık tereyağı
Maydanoz
Nane
Tuz
Karabiber

Külahlar haşlanarak, süzülür. Diğer taraftan kıyma, küp şeklinde doğranmış soğan, irinti, tuz, karabiber, kıyılmış maydanoz, kuru nane karıştırılarak haşlanan külahlara doldurulur. Diğer tarafta yağ eritilerek, salça ilâve edilerek biriki kez karıştırılır. Suyu ve erik ekşisi koyulur. Hazırlanan dolma suyu, üzerine bir ağırlık koyulmuş olan dolmalara ilâve edilerek suyu çekinceye kadar pişirilir. Sıcak olarak servis yapılır.

Not: Külah; biber, patlıcan ve salatalık gibi oyularak, ipe dizilip kurutulan kışlık sebzedir.

Küllah Dolması (Malatya)


Malzeme
Kurutulmuş Dolmalık patlıcan 12-13 adet
Kurutulmuş Dolmalık biber 6-7 adet
Kıyma 1 su bardağı
Duru Pilavlık Bulgur 1+1/2 su bardağı
Soğan 1 büyük boy
Maydanoz 1 demet
Nane 1 yemek kaşığı
Salça 2 yemek kaşığı
Tuz 2 tatlı kaşığı
Karabiber 1 tatlı kaşığı
Pul biber 1 tatlı kaşığı
Su 3 su bardağı
Tereyağı (erimiş) 4 yemek kaşığı
Erik ekşisi 1 yemek kaşığı
Porsiyon Adedi: 6

YAPILIŞI
Kuru patlıcanlar akşamdan kaynar suya konur,kısık ateşte yumuşayıncaya kadar haşlanır ve üzerine soğuk su dökülerek bekletilir. Ertesi gün suyu süzülür. Biberler ise, kaynar suda 4-5 dakika haşlanır ve birkaç kere soğuk sudan geçirilir. Soğan soyulur, yıkanır ve ince doğranır. Maydanoz yıkanır, ayıklanır ve incecik kıyılır. Kıyma, bulgur, soğan, maydanoz, nane, bir yemek kaşığı salça, tuz, karabiber,pul biber ve 1 su bardağı su iyice karıştırılır. Külahlara 1 parmak boşluk kalıncaya kadar iç doldurulur ve dolmalar tencereye dizilir.Yağ eritilir 1 yemek kaşığı salça ilave edilerek bir iki defa karıştırılır. Kalan 2 su bardağı su ve erik ekşisi konup kaynatılarak dolmaların üzerine dökülür.Kısık ateşte bulgurlar yumuşayıncaya kadar pişirilir (K.K.Önal).

NOT: Küllah; patlıcan,biber ve salatalık gibi sebzelerin oyularak ipe dizilip kurutulmuş şeklidir. Birçok yörede pirinçli yada bulgurlu olarak hazırlanır. Malatya yöresinde sıklıkla yapılır. Erik ekşisi yerine, nar ekşisi, limon suyu yada koruk suyu konabilir.


KÜTAHYA MUTFAK KÜLTÜRÜ


Kütahya'da beslenme büyük ölçüde ev ürünlerine da ya n maktadır. 1960'lı yıll arda "Aşçı dükkanı" denen lokanta kent yaşamına girmiştir. Kütahya'da bu ğday ürünleri, hamurlula r ve süt ürünleri beslenmenin temelini oluşturmaktadır. Ev makarnası dene n erişte, bulgur ve tarhana yörede en çok tüketilen yiyecekler arasındadır. Bağcılığın yaygın olduğu dönemlerde pekmez ve şıra çeşitli biçimlerde kullanılarak, kimi besin gereksinimlerini karşılamaktaydı. Yaygınlaşan kentleşme olgusu giderek bu beslenme biçiminde köklü değişimler yaratm ıştır. Yakın zamana kadar çarşı ekmeği, ev ekmeği ayrımı yapılan Kütahya'da beslenme artık büyük ölçüde Pazar ürünlerine dayanmaktadır. Yazdan biber, fasulye, patlıcan gibi sebzelerin kurutulması geleneği hala sürmektedir. Yerli halk sebze kurutması yanında salça, erişte, bulgur, nişasta, tarhana, turşu gibi genel tüketim maddelerini evde kendileri hazırla maktadır. Haşhaşlı, şibit denen saç pidesi beslenmedeki değişime karşın hala yaygın olarak yapılmaktadır. Kütahya'da böreklerde oldukça çeşitlilik görülmektedir.Gökçümen hamursuzu Şibit, gözleme, ıspanaklı şibit gibi. Günlük yiyecekler arasında tarhana ve bulgur önemli bir yer tutar. Ayrıca kızılcık tahrası yapılma ktadır. Cimcik denilen hamur yemeği yöreye özgü yemeklerin başında gelmektedir

Lezzet ve maharet Tokat Mutfağı


THY Skylife

Tarih boyunca nice uygarlığa ev sahipliği yapmış Anadolu’nun her köşesi bir kültür hazinesi... Ve bizler, bu toprakların bin yıllar öncesine dayanan geçmişini arkeolojik çalışmalar sayesinde öğreniyoruz. Neler çıkmıyor ki toprak ananın derinliklerinden... Müze vitrinlerinde gördüklerinizi anımsayın. Heykeller, sikkeler, mozaikler, çömlekler, seramikler, süs eşyaları... Bu değerler ışığında geçmiş uygarlıkların yaşam biçimlerini, kültürlerini, ekonomik ve sosyal durumlarını öğreniyoruz. Peki ya mutfak kültürleri hakkındaki bilgiler? Binlerce yıl önce insanlar ne yer, ne içerlerdi; yemeklerini nasıl pişirirlerdi; yeme-içme alışkanlıkları günümüzünkiyle nasıl bir ilişki içinde? Bu sorulara, son yıllarda hızla gelişen ‘paleobotanik bilim’ (tarihöncesi bitki bilim) sayesinde daha kesin yanıtlar bulabiliyor arkeologlar. Ve yapılan araştırmalar eski çağlarda da Anadolu’da çok zengin bir mutfak kültürü olduğunu belgeliyor. Beşeri Bilimler Profesörü Phyllis Pray Bober, Anadolu’da ortaya çıkarılan öğütme taşları ve ekmek pişirme fırınlarının çok büyük bir mutfak kültürünün varlığına işaret ettiğini söylüyor.

İşte asırlar öncesinde ortaya çıkan bu geleneksel üretim teknikleri, günümüzde Anadolu kentlerinde hâlâ yaşayan bir olgu. Kökü antikçağlara kadar uzanan, kendine özgü bir mutfak kültürüne sahip Anadolu kentlerinden biri de Tokat... Gelin, hızla yayılan modernleşme süreci içinde yitirmemeye çalıştığımız bu köklü kültürde ‘tatlı’ bir yolculuk yapalım...

DAHİYANE BİR LEZZET: TOKAT KEBABI
Tokat mutfağının zenginliğinin temelinde verimli toprakların yattığını biliyoruz. Tokatlılar da kendi değerlerinin farkında. Bu bilinç, en çok bir Tokatlı’nın yörenin en meşhur lezzeti olan Tokat Kebabı’nın tarifini verdiğinde çıkıyor ortaya. Domates, biber, patlıcan ve kuzu etinin muhteşem birlikteliğinden oluşan bu gastronomik deha ürününü yaparken, bir Tokatlı şunu şart koşar: “Domates, biber, patlıcan Tokat’tan, kuzu eti de Niksar’dan (Tokat’ın bir ilçesi) kullanılacak.” Aksini düşünmezler bile. Bu yemeği sahiplenen bir şehir daha var:
Tokat’ın komşusu Sivas. Bir Sivaslı’dan Tokat Kebabı’nın tarifini almayı deneyin. Malzemeleri tek tek saydıktan sonra duraklayıp, hepsinin ‘mutlaka’ Tokat’tan temin edilmesi gerektiğini söyleyecektir dürüstçe.

PİŞİRME TEKNİĞİ ÇOK ÖNEMLİ
Tabii kebabın lezzetinin sadece doğru malzeme kullanımı ile ilgili olduğunu söylemek yanlış olur. Parmakları yedirten bu tadın sırrı, aynı zamanda pişirme tekniği ile de yakından alâkalı. Yani kullanılan fırın çok önemli. Tokat fırınının da Anadolu medeniyetleri içinde kullanılanların arasında en gelişmişi olduğu söylenegelmiştir hep. Peki yemekleri böylesine tatlandıran bu fırının özelliği ne? İşte cevap: Özel yapısıyla, yiyecekleri direkt ısıya maruz bırakmaması. Yani ‘terletme’ denen yöntemle, sebze ve etler hem ızgara, hem de fırınlama etkisi ile pişiyor. Sebze ve etler fırın içinde bulunan askıya asılıyor ve böylece yüzeylerin eş zamanlı olarak pişmesi sağlanıyor. İçlerindeki lezzetli aromalar ise bu yöntem sayesinde birbirlerine karışıyor ve kebabın içinde mühürleniyor adeta...

METROPOLDE BULAMAZSINIZ
Tokat yemek kültürü, elbette sadece kebapla sınırlı değil. Yaprak sarması, bakla dolması, cevizli bat yörenin asma yaprağından yapılan gastronomi harikalarının başında. Pastırması ve ‘elbiseli sucuğu’ ile de ünlü olan Tokat mutfağında hamur işlerinin de ayrı bir yeri var. Çökelekli, katmer, cızlak, haşhaşlı ve cevizli çörek, yuğurtmaç, mercimekli bulgur pilavı bu hamur işlerinden sadece birkaçı. Ayrıca Tokatlıların sofrasından eksik etmediği evelik, madımak, nivik ise pilav, çorba ve kavurmada her zaman kullanılan bitkilerin başında geliyor.
Tokat topraklarından fışkıran bir hazine de kırkı aşkın üzüm çeşidi. Ve bu üzümlerden yapılan Zile pekmezi ağızlara layık bir tat. Tokat şarabı ise, tüm bu yemeklerin tamamlayıcısı... Bir de dünyada sadece Tokat’ta üretilen Mahlep şarabı var ki, mutlaka tatmanızı öneriyoruz.
Peki bunları nasıl tadacaksınız? Yazıda bahsettiğimiz çoğu ürünü, metropol marketlerinin raflarında ya da semt pazarlarının tezgâhlarında göremezsiniz.
Çünkü Tokatlılar, toprağın sunduğu tüm nimetleri yerinde tüketiyor. Bize kalırsa, Tokat mutfağı bir an önce yaygınlaştırılmalı ve herkes tarafından tadılmalı... Yoksa Tokatlılar, bu lezzet hazinesinin başkaları tarafından keşfedilmesini istemiyorlar mı, ne dersiniz?

Lor Peynirli Bulgur Pilavı


Malzeme
- 3 yemek kaşığı Sana zeytinyağlı margarin
- 2 su bardağı pilavlık bulgur
- 1 paket Knorr patlıcanlı pilav harcı
- 1 su bardağı lor peyniri
- 4 adet taze soğan
- ½ demet dereotu
- ½ demet taze nane
- 2 adet taze sarımsak
- 4 adet közlenmiş biber
- 3 su bardağı su
- 1 tatlı kaşığı kırmızı pul biber
- Tuz, karabiber

Hazırlanışı
1. Yayvan bir tavada 3 yemek kaşığı Sana zeytinyağlı margarini eritip kızdırın. Daha sonra içine ayıklayıp süzgecin içinde kepeği gidene kadar soğuk su ile yıkadığınız bulguru ilave edip hafifçe kavurun.
2. Sana zeytinyağlı margarin ile kavurduğunuz bulgura 1 paket Knorr zeytinyağlı patlıcanlı pilav harcını ekleyip karıştırın.
3. Daha sonra içine şerit şerit kestiğiniz köz biberlerin, kıyılmış taze soğanların yarısını ekleyip birlikte kavurmaya devam edin. En son olarak bulgur pilavının içine kıyılmış taze sarımsakları, tuzu, kırmızı pul biberi ve 3 su bardağı su ilave edip tencerenin kapağını hiç açmadan tencerenin kapağı kapalı olarak bulgurlar göz göz olana kadar kısık ateşte pişirin.
4. Demlenen bulgur pilavını bir kere karıştırarak havalandırdıktan sonra içine önceden ufaladığınız lor peynirini, kıyılmış dereotunu ve nanenin yarısını ilave edip karıştırın.
5. Servis edeceğiniz cam kâsenin içini sıcak su ile ıslatın. Suyu tamamen boşalttıktan sonra kâsenin dibine kalan şerit köz biberleri yerleştirin. Köz biberlerin üzerine kalan kıyılmış taze nane ve dereotunu serpin. En son olarak içine bulgur pilavını yerleştirip kaşık ile üzerine iyice bastırıp servis tabağına ters çevirip çıkarın.

Lübnan Mutfağı


http://www.lezzetsirri.com

Lübnan Orta Doğu'da, Doğu ve Batı arasındaki ticaret yolunun üzerinde olan bir ülke olduğu için mutfağı çok zengindir. Binlerce yıllık medeniyetlerin yaşadığı bu yörede, Arap, Batı ve Doğu kültürü aynı potada erimiş ve zengin bir yemek kültürü oluşmuştur. Lübnan Mutfağı, Lübnanlıların yaşam felsefesini ortaya koyan bir mutfaktır. Bu mutfakta gerek çeşni, gerekse kullanılan malzemeler açısından çok fazla çeşit vardır. Mutfağın en belirgin özelliği "Meze'leridir. Giriş yemeği olarak düşünülebilecek olan salatalar, ana yemekten önce yenir. Lübnanlılar ister evde ister dışarıda yesinler, mutlaka önce salata yerler. Bu mutfakta günlük hazırlanan salata sayısı 60'ı geçer. Bunların içinde en önemlileri Hummous bi tahini, Baba ghannouj ve Bakdounis bi tahini'dir. Bunlar bir nevi "dip"tir ve içine Arapların ünlü yassı ekmeği olan Khoubiz batırılarak yenir. Hemen her Lübnan evinde buzdolabının alt kısmında bunlardan mutlaka bulunur. Bunun dışındakiler de günlük olarak taze yapılır.
Lübnanlıların dünyaca ünlü yemekleri Kıbbeh, Labneh makbus ve Tabouleh'dir. Tabouleh aslında salatadır ve bol maydanoz ve bulgurla yapılır. Bulgura Araplar "burghul" derler ve özellikle de çeşitli "Kıbbeh" yemeklerinde kullanırlar. Zaten Kıbbeh'in ana maddesi bulgur ve kıymadır. Lübnan'da bir aşçının iyi bir aşçı olup olmadığının ölçüsü hazırladığı Kıbbeh'in mükemmel olup olmamasıdır. Labneh makbus ise, yoğurttan yapılan peynir köfteleridir. Lübnan Mutfaği'nm bir başka önemli yemeği böreklerdir. Genelde sebzeli ve etli olarak hazırladıkları bu börekler ayran ve limonata ile servis yapılır. Bunların en ünlüsü Lahm biajeen'dir.
Lübnanlılar çok ekmek tüketirler. Özellikle salataların yanında "Khoubiz sorj" dedikleri sacda yapılan yassı ekmeği yerler.
Bu mutfakta en çok kullanılan malzemeler, bulgur, pirinç, patlıcan, kuru fasulye, nohut, yoğurt, limon, tahin, samneh ve zeytinyağıdır. Baharatlar ve otlar ise tarçın, karabiber, karanfil, kimyon, yenibahar, kuru nane ve maydanozdur. Samneh, eritilmiş ve posası alınmış tereyağıdır ve genelde tencerede pişen et yemeklerinin yapımında ve haşlanmış sebzelerin üstüne dökmek için kullanılır. Yoğurt Lübnan'da genelde evde yapılır ve anneden kızma geçen bir kültürdür. Araplar yoğurdu balıkla yemezler. Lübnanlılar tatlıyı çok severler. Hamur ve süt tatlıları ülkede çok yaygın olarak yenir. Bu tatlılarda en çok, portakal çiçeği esansı, gül suyu, badem, ceviz, çam fıstığı ve şam fıstığı kullanılır. Lübnanlıların en ünlü tatlıları bademle yapılan Lübnan baklavası ve sütlü bir tatlı olan ve irmikle yapılıp, üzerine koyu şurup dökülen Layali Lübnan'dır.

Mahidevran Pilavı


100 Gr Sana Klasik
2 Bardak bulgur
4 Bardak tavuk suyu
2 Adet Domates
1 Yemek Kaşığı salça
1 Aldığı kadar pul biber
1 Aldığı kadar karabiber
2 Adet patlıcan
1 Adet yufka ekmeği
5 Adet biber

Sana margarin bir tencerede eritilir ve doğranan biberler sana margarinde kavrulmaya bırakılır . Patlıcanlar alacalı soyulur, ortadan kesilir ve yarım ay şeklinde ince ince doğranarak tencereye koyulur. Pilav içeriğinin salçası da eklenir. Tencereye bulgurlar da dökülür ve karıştırılır. Domatesler soyulur ve yemeklik doğranarak tencereye dökülür. Son alarak pilava lezzet verecek tavuk suyu ilave edilir. Tuzu ve baharatları da eklenen pilav pişmeye bırakılır. Pilav hafif sulu kalmalıdır. Büyükçe bir tepsiye yufka ekmekleri serilir ve pişen pilav ekmeklerin üzerine dökülerek servis edilir.

Malatya Mutfak Kültürü


Malatya geleneksel evlerinde mutfak ve kiler bulunur. Mutfak genellikle evin kuzeye bakan yönündedir. Kiler ise ya mutfağa bitişik ya da iki katlı evlerde alt katta bir bölümde bulunur. Mutfakta "Kaplık" ya da "terek" denilen raflar içerisinde kaplar bulunur. Mutfak veya kilerin bir tarafından "Aşlık"lar sıralanır. Kilerde yiyecek malzemelerinin yanı sıra kurutmalıklar, fazla eşya, buğday ve bunların elenmesinde kullanılan kalbur ve elek bulunur.
Yatakların bulunduğu yüklük bu bölümde yer alır. Ocak mutfağın bulunduğu uygun bir yerde bulunur. Ocağın bir metre üzerinde davlumbaz vardır. Zahire ve kışlık yiyecekler, kilerin serin bir yerinde muhafaza edilir. Turşular ve reçeller bidonlara konularak burada saklanır. Kışlık et kavurması tenekelere basılarak kilerde yerden yarım metre yüksekte bulunan kerevetlerin üzerine sıralanır.
Yemekler, yere serilen sofra bezi üzerinde konulan siniler üzerinde yenilir.
Malatya mutfak kültürü, zengin bir görünüm arz eder ve genellikle bulgur ağırlıklıdır. Özel günlerde yapılan kutlama, tören, çocuk görme, adak adama gibi günlerde yemeklerin çeşitliliği gözlenir. Doğum yapan lohusa kadını görmeye gidildiğinde Kuymak (Herle) götürülür.
Eve misafir geldiğinde, Hıdırellez haftasında, bir rüya görüldüğünde hayıra çıkması dileğinde ise "Kömbe" yapılır. Ayrıca, Hıdırellez'de "Hızır Kömbesi", "Sehen Kesmesi" gibi yiyecekler yapılarak en az yedi komşuya dağıtılır. Düğünlerde yemek türleri üç ana çeşit üzerinde yoğunlaşmıştır. Bunlar; etli bulgur pilavı, tiritli yemek ve mevsimine göre meyve, cacık ve salatadan oluşur.
Ölü ardından verilen yemekler ise düğünlerdeki yemek çeşitleri gibidir. Buna, "can aşı" veya "kırk yemeği" gibi genel ad verilir.
Bu tür yemeklere ek olarak "un helvası"da yapılır. Yeni bir işe başlama, eve yeni birşey alma, kemer atma gibi durumlarda kömbe yapma ve kurban keserek komşulara dağıtarak geleneği sürdürmektedirler.
Mutfak kültüründe önemli bir yeri ekmek çeşitleri tutar. Bunlar; tandır etmeği, yufka ekmek, kınalı ekmek, taplama ekmeği, bazlama, ekşili ekmek, ballı ekmek, otlu ekmek, pileke, dönderme, taş küllüğü, tutmaç, saç yüzü, yağlı ekmek, saç üstü...
Çorbalar; mercimek çorbası, kavurmalı erişte-bulgur çorbası, tarhana çorbası, kara çorba, pıtpıtı çorbası, gendime çorbası, kulak çorbası, döğme çorbası, pirinç çorbası, ayali çorba, pirpirim çorbası, kelle-paça çorbası, ekşili çorba, keşli çorba, gurut çorbası, aşure çorbası, malhıta çorbası vb. sayılabilir.
Köfteler; Malatya mutfağında önemli bir yer tutar. Ana malzeme bulgurdur. Malatya'da 70'den fazla köfte çeşidi olduğu bilinmektedir. Bazılarının isimleri şöyledir:
Analı-kızlı, içli köfte, sumaklı ekşili köfte, sıkmalı köfte, elmalı köfte, kurşun geçmez köftesi, gilgirikli köfte, ciğer köftesi, haşhaşlı top köfte, kel köfte, ıspanaklı dolma köfte, patatesli içli köfte, kabaklı çimdik köfte, yumru köfte, yumurtalı sıkma köfte, yoğurtlu balkabağı köftesi, etli çiğ köfte, çiğleme, mercimekli çiğ köfte, keloğlan köftesi, yavandan patlıcanlı köfte sayılabilir.
Sarma ve dolmalar: Dut yaprağı, kabak, pazı, zeytinyağlı marul sarmaları, asma yaprağı sarması, kiraz yaprağı, fasulye yaprağı sarması, pancar yaprağı sarması, soğan dolması, kabak çiçeği dolması sayılabilir.
Et ve sebze ağırlıklı Yemekler: Et tiridi, kabuk aşı, buğulama, sac kavurması, tiritli patates, tiritli fasulye, patlıcan dövmesi, boranı imam bayıldı, pancar kavurması ve sebzeli yemek çeşitleri sayılabilir.
Reçeller-Şuruplar-Turşular: Elma, ayva, kabak, çilek, erik, gül vb. gibi türlerden reçel yapılır. Yine üzümden kızılcık, vişne, erik, gül gibi türlerden şuruplar hazırlanır. Ayrıca; biber, salata lık, domates gibi sebzelerden turşu yapılır. Tatlı olarak dut helvası, üzüm pestili, köpük pestili, üzüm sucuğu, pekmez, çir kavurması, peynir tatlısı, deli kız baklavası, kaymak kayısı tatlısı, Arapgir'in peynir helvası, Halbur tatlısı, dolma tatlısı, sütlaç ve çiğdemli sütlaç sayılabilir.

Sayfa: « Önceki  1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8  Sonraki »


lezzetler.com
Site Hakkında
Kullanım Kuralları
Üyelik Kuralları
Gizlilik Bildirimi
Hediyeli Üyelik
Bölümler
Web Araçları
İletişim
lezzetler.com Siteleri
lezzetler.com Türkçe
lezzetler.com Mobil
lezzetler.com Blogları
en.lezzetler.net English
es.lezzetler.net Español
de.lezzetler.net Deutsch
it.lezzetler.net Italiano
fr.lezzetler.net Français
lezzetler.org International
Yemek Kitapları
Mütevazı Lezzetler® Yemek Kitabı
Mütevazı Lezzetler® İkramlar
Mütevazı Lezzetler® Kurabiyeler
Mütevazı Lezzetler® Çorbalar
Mütevazı Lezzetler® Pilavlar
Mütevazı Lezzetler® Videoları
Mütevazı Lezzetler® Fotoğrafları
Mütevazı Lezzetler®
Mütevazı Lezzetler® Sertifikaları
Mütevazı Lezzetler® Türkçe
Mütevazı Lezzetler® Azəricə
Mutevazi Lezzetler® English
Mutevazi Lezzetler® Español
Mutevazi Lezzetler® Deutsch
Mutevazi Lezzetler® Français
Mutevazi Lezzetler® Italiane
Скромные Вкусы® Русский
لذيذ المتواضع ®عربية
Video Sunucuları
video.lezzetler.com
video.mlrecipes.com
atabay.org
Youtube
Google+
Dailymotion
Facebook
İzlesene
Mynet
Sosyal Medya
lezzetler.com facebook uygulaması
lezzetler.com facebook sayfası
lezzetler.com twitter sayfası
Mütevazı Lezzetler® facebook sayfası
Mütevazı Lezzetler® twitter sayfası

© MMV Mütevazı Lezzetler® TR-06500 Beşevler-ÇANKAYA 2005-2014 Bütün Hakları Saklıdır